14 Şubat 2008 Perşembe

Bayanlar İçin Faydalı Bilgiler

ÇATLAYAN AYAK TOPUKLARI İÇİN
Malzemeler: Vazelin, Gripin.
Hazırlanışı: Bir kutu vazelinin içine 2 adet Gripin'in içindeki tozu katıp
karıştırın. Yatmadan önce ayaklarınıza iyice sürün. Çorabınızı giyip
yatın.Sonuç mükemmel.


PÜRÜZSÜZ CİLT İÇİN DİNLENDİRİCİ BANYO
Malzemeler: Taze nane, tuz.
Hazırlanışı: Yarım litre suyu kaynatın ve içine on adet taze nane yaprağını atıp on dakika dinlendirin. Ardından bu suyu süzerek ılık suyla dolu küvetin içine bir fincan tuzla beraber dökün.
Ne işe yarıyor?: Nane rahatlatıcı, dinlendirici ve sakinleştirici etkisi
kuvvetli olan bir bitki. Tuz ise peeling yapma özelliğiyle cildinizi ölü
deri ve hücrelerden arındırır.
Ne zaman kullanmalı?:Haftada bir kez yada ihtiyaç hissettiğiniz an kullanılabilir.


KURU CİLTLERE SÜT BANYOSU
Malzemeler: Süt, tuz, bal.
Hazırlanışı: Boş bir plastik su şişesinin içinde bir litre süt, bir fincan
tuz ve yarım fincan balı çalkalayarak karıştırın. Ve bu köpükle vücudunuzu ovun, sonra durulayın.
Ne işe yarıyor?: Süt banyosu derinlemesine temizler ama epidermisin
hassasiyetine zarar vermediği için cildi kurutmaz. Tuz ölü derinin
atılmasına yardımcı olur.
Ne zaman kullanmalı?: Haftada bir kez.


SELÜLİT İÇİN
Selüliti oluşturan nedenlerin başında östrojen, doğum kontrol hapı,
gebelik, sigara, hormonal bozukluklar, beslenmede doymuş yağ miktarının fazlalığı ve lenf sisteminin yetersizliği bulunuyor. Selülitten kurtulmak için birçok yönteme rastlamak mümkün. Bizim tercihimiz ise daha doğal ve daha kolay olan yöntemler. Soyun şu portakal kabuğunu...
Malzemeler: Rezene, anason, biberiye.
Hazırlanışı: Cildinizde oluşan portakal kabuğu görünümü artık canınıza tak etti. Öyleyse çok kolay hazırlanan bir karışımla sonunda selülitlere "elveda" diyebilirsiniz. Bunun için sabahları 1 litre suya 1 tatlı kaşığı rezene, bir tatlı kaşığı anason ve 1 tatlı kaşığı biberiye atın. Bu karışımı kısık ateşte 5 dakika kadar kaynattıktan sonra 10 dakika
demlenmeye bırakın. Soğuyan karışımı gün boyunca bol limonla tüketin. Selülitlerinizin yok olduğunu yada en azından gözle görünmeyecek kadar azaldığına şahit olacaksınız.


PAMUK GİBİ ELLER İÇİN
Malzemeler: Limon suyu, zeytinyağı.
Hazırlanışı: Üç damla zeytinyağıyla bir limonun suyunu karıştırın. Bu
karışımı hemen ellerinize sürün. Yarım saat bekledikten sonra bir parça pamukla ellerinizi silin, ardından da yıkayın.
Ne işe yarıyor?: Limon suyundaki C vitamini ellerdeki lekeler üzerinde
etkili, ayrıca ölü hücreler üzerinde peeling işlevi yapar. Maskenin
içindeki zeytinyağı da kuruluğu giderir ve cildi yumuşatır.
Ne zaman kullanmalı?: Ellerinizin kuruduğunu hissettiğiniz her an
kullanabilirsiniz. Örneğin; suyla uzun süre temas ettikten sonra.


TIRNAKLAR İÇİN
Tırnaklar güneşlenme süresince kalınlaşır, şekil anlamında bozulur, kolayca kırılabilir veya pul pul dökülür. Bu esnada deri de değişir.
Malzemeler: Lavanta yağı.
Hazırlanışı: Tırnaklarınızın üzerine süreceğiniz lavanta yağı, etkin bir
koruma sağlayarak, sözünü ettiğimiz olumsuzlukları yaşamanıza engel olur.


EL MASKESİMalzemeler: Zeytinyağı, bal.
Hazırlanışı: Maskeyi uygulamadan önce bir süre ellerinizi ılık suda
yumuşatın. Ardından tırnaklarınızı 5 dakika boyunca ılık zeytinyağı ve 1çay kaşığı balın içinde bekletin. Sonra da zeytin yağla ellerinize ve parmaklarınıza masaj yapın.


İPEK GİBİ SAÇLAR
Malzemeler: Yumurta sarısı, rom, adaçayı yağı.
Hazırlanışı: Derin bir kapta yumurta sarısını, bir kaşık romu ve 4 damla adaçayı yağını iyice karıştırın. Bu karışımı, şampuanla yıkanan ve durulanan temiz saçlara uygulayın. Yaklaşık on dakika bekledikten sonra da ılık suyla durulayın.
Ne işe yarıyor?: Yumurta sarısının saçlar üzerinde yarattığı yumuşatıcı etki, onların çok daha kolay taranır hale gelmesini sağlıyor. Romun içerdiği alkol, dezenfektan özelliğiyle saç derisini rahatlatıyor. Adaçayı yağının ise arındırıcı etkisi vardır. Kısaca, hazırladığınız bu kremle saçlarınız daha yumuşak ve ipeksi oluyor ve tararken de zarar görmüyor.
Ne zaman kullanmalı?: Bu karışımın haftada bir kez veya iki kez
kullanılması uygundur.


SAÇ MASKESİ
Malzemeler: 2 yemek kaşığı bal, 1 adet limon.
Hazırlanışı: 2 yemek kaşığı balı bir limondan elde ettiğiniz suyla
karıştırarak saç maskenizi hazırlayabilirsiniz. Maskeyi kuru saçınıza sürüp 10 dakika beklettikten sonra saçınızı iyice durulayın. Maskenin ardından saçlarınız dolgun ve parlak bir görünüm kazanacak.
Ne zaman kullanmalı?: Bu karışımın haftada bir kez veya iki kez
kullanılması uygundur.


YÜZ İÇİN NEMLENDİRİCİ MASKE
Malzemeler: Yumurta sarısı, süt.
Hazırlanışı: Bir kapta yumurta sarısı ve bir kaşık sütü karıştırın. Bu
karışımı yüzünüze yayın, üzerini ince bir bezle örterek on beş dakika bekleyin. Ardından kağıt mendille silerek temizleyin.
Daha sonra, sırasıyla, ılık ve soğuk suyla yüzünüzü yıkayın.
Ne işe yarıyor?: Kuru ve nemsiz bir cildiniz varsa bu maske sizin için
birebir. İçinde bulunan yumurta sarısı cildinizi beslerken, süt
nemlendirecek, yumuşaklık verecek ve sıkılaştıracak.
Ne zaman kullanmalı?: Bu maskeyi haftada bir kez uygulamak yeterlidir.


SİYAH NOKTALAR İÇİN
Malzemeler: Limon suyu, yoğurt.
Hazırlanışı: Bir kase yoğurda bir limonun suyunu karıştırın. Bu karışımı,gözlerinize gelmemesine dikkat ederek yüzünüze yayın ve 15 dakika bekleyin.Yüzünüzde kuruyan maskeyi ılık suyla yıkayarak çıkarın.
Ne işe yarıyor?: Limon suyu cildi dezenfekte eder, sivilceleri kurutur ve siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besler,nemlendirir ve yağ miktarını dengeler.
Ne zaman kullanmalı?: Bu maske haftada bir kez uygulanabilir.


SİVİLCELER İÇİN
Malzemeler: Karnabahar, zeytinyağı.
Hazırlanışı: Sekiz adet karnabahar yaprağını iki kaşık zeytinyağı ile
beraber mikserden geçirin. Karışımı, problemli bölgeler üzerinde daha yoğun olacak şekilde yüzünüze yayın, on dakika bekleyin ve yüzünü ılık suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor?: Karnabahar yapraklarının temizleyici fonksiyonu vardır.
Ne zaman kullanılmalı?: Haftada bir yada iki kez.


KIRIŞIKLIKLARA KARŞI MASKE
Malzemeler: Kaymak, elma.
Hazırlanışı: Bu maskeyi hazırlamak için soyulmuş bir elma ve üç kaşık kaymağı mikserle bir kaç dakika karıştırmanız yeterli. Karışımı cildinize yaydıktan sonra temiz bir bezle yüzünüzü
kapatın. Yaklaşık on dakika bekledikten sonra maskeyi silin ve yüzünüzü ılık suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor?: Kaymak cildi yumuşatır, nemlendirir ve cilde elastiklik kazandırır. Kırışıklara karşı da etkilidir. Elma ise cildin diri kalması için önemli bir etkendir.
Ne zaman kullanmalı?: Haftada bir kez.


YAĞLI CİLTLER İÇİN
Malzemeler: Bal, süt, limon suyu.
Hazırlanışı: Bir fincan içinde bir kaşık balı, bir kaşık limon suyunu ve
kıvamın koyuluğunu bozmayacak miktarda sütü karıştırın. Karışımı yüzünüze ve boynunuza yayın ve hafifçe kuruyana kadar bekleyin. Maskeyi nemli bir sünger yardımıyla silerek temizleyin.
Ne işe yarıyor?: Bal cildi yumuşatır ve limon suyunda bulunan aktif maddelerin daha iyi emilmesini sağlar. Bu maddeler de cildin yağ salgısını dengeler, fazla yağ salgısı sonucu oluşabilecek sivilceleri önler.
Ne zaman kullanılmalı?: İhtiyaca göre 10-15 günde bir tekrarlayabilirsiniz.
Önemli not: Sigara içiyorsanız, sigarayı bırakıp egzersize başlamanız bunların hepsinden daha güçlü bir etki yapar.

Hangi parfüm neyi anlatıyor?

Kadın


Çiçek: En büyük koku ailesidir. Taze ve neşeli aromalara sahiptirler. Temel içerikleri çiçek, çiçek yaprakları, yağ ve tohumlarıdır. Bunlara genellikle misk, ağaç, meyve, yeşil bitki notaları ile aldehitler eşlik eder.

Meyve: Taze ve hafif kokulardır. Temel notaları bergamot, limon, portakal, mandalina, greyfurt, portakal çiçeğidir. Bunlara genellikle çiçek ve şipre notaları eşlik eder.

Şipre: Kuvvetli esansların karışımından oluşurlar, kalıcı ve zengin içeriklidirler. Temel notaları ağaç, meşe yosunu, misk ve patçulidir. Bunlara genellikle çiçek ve meyve notaları eşlik eder.

Oryantal: Sıcak ve şehvet uyandırıcı esansların karışımıdır. Temel notaları misk, vanilya, amber, değerli ağaçlardır. Bunlara genellikle egzotik çiçek ve baharat notaları eşlik eder.




Erkek


Aromatik: Dinamik ve hafif kokulardır. Temel notaları adaçayı, biberiye gibi kokulu bitki esanslarıdır. Deniz ve çiçek notaları ile zenginleştirilir.

Meyve: Taze ve hafiftirler. Temel notaları bergamot, portakal, limon, mandalinadır. Ağaç ve baharat notalarıyla zenginleştirilir.

Ağaç: Sıcak ve keskin kokulardır. Temel notaları sandal ağacı, patçuli, sedir ağacı ve vetiverdir. Baharat, deniz ve aromatik notalarla zenginleştirilir.

Oryantal: Ağır ve egzotiktir. Temel notaları baharatlar, ağaç ve vanilyadır.

Hızlı Güzellik Tüyoları

Sabahları daha hızlı olmak için...

* Sabahları mümkün olduğunca hızlı olmanın en güzel yolu, yapılması mümkün olan her şeyi akşamdan yapmak. Böylece sabahları, o acelede, boş yere vakit kaybetmez ve rahatça hazırlanabilirsiniz. Bu, ayrıca, güne güzel bir biçimde başlamanın en iyi yolu...

* Saçlarınızı akşam yıkayın. Böylece hem sabah, duşta sadece vücudunuzu yıkayarak zaman kazanabilir, hem de akşam, daha çok vaktiniz olduğu için bakım yapabilir ve ipek gibi saçlara sahip olabilirsiniz.

* Akşamdan tüm kıyafetlerinizi kontrol edin ve mümkünse deneyin. Böylece sabahları bozuk bir fermuar ya da kopuk düğmelerle uğraşmak zorunda kalmazsınız.

* Kıyafetinize uygun olan çanta ve ayakkabıları seçmeyi ve bir önceki gün kullandığınız çantanın içinde yer alanları diğerine aktarmayı da unutmayın.

* Sabah kullanacağınız duş jeli ve vücut losyonu, eğer yarıdan daha az dolu ise onları akşamdan baş aşağı çevirin; böylece bir damla krem çıkarmak için dakikalarca uğraşmazsınız!

Zaman kaybettiren hatalar

Çalar saatin sesini duymadınız, arkadaşınız sandığınızdan erken geldi, ya da benzer bir nedenle çok geç kaldınız ve hiç vaktiniz yok! O zaman dikkat; aşağıdaki zaman kaybettiren hataları sakın yapmayın!

* Oje sürmek: Hızlı kuruyanların bile tam anlamıyla kuruması vakit alıyor ve bu arada hiçbir iş yapılamadığı için zaman kaybediliyor. O nedenle oje sürme işini bol vaktinizin olduğu bir zamana bırakmak ya da çok gerekliyse sadece bir cila sürmek daha akıllıca.

* Uygulaması kolay olmayan makyaj malzemelerini denemek ve bozulunca tüm makyajı yeni baştan yapmak, zorunda kalmak: Yenilikleri ve eyeliner sürmek gibi zor işleri akşam makyajına bırakmak en doğrusu!

* Naylon çorabı aceleyle giymek: Aceleyle giyilen naylon çorap, büyük ihtimalle kaçacaktır. Eğer yeni bir çorabınız yoksa ve etek giymek üzereyseniz, mecburen pantolon giymek zorunda kalacak ve uygun olanı ararken vakit kaybedeceksiniz.

* Telefona yanıt vermek ve sohbete dalmak: En iyisi, vaktiniz darken çalan hiçbir telefonu açmamak!

Oksijen mucizesi

Oksijen mucizesi


İkinci Dünya Savaşı yıllarında Alman savaş pilotlarına uygulanan ozonla terapi kanser, dolaşım bozuklukları, hepatit B ve C gibi viral hastalıklarda iyi sonuçlar veriyor.

Bağışıklık sistemini güçlendiren ve yaşlanmayı geciktiren ozonun mikrop öldürücü özelliği de bulunuyor. İkinci Dünya Savaşı yıllarında da Hitler’in talimatıyla savaş pilotlarına uygulanan ozonun, 150 yıllık insana yönelik kullanım öyküsünde alınan başarılı sonuçlar, giderek yaygınlık kazanmasına yol açtı.

İlk kez 1856’da mikrop öldürücü özelliği fark edilen, Dr. Albert Wolf tarafından 1. Dünya Savaşında kangren ve savaş yaralarına karşı kullanılan, Türkiye’de de uygulanmasına başlanan “vücudu oksijene boğmak” olarak adlandırılan ozonla terapi, yaşlanmayı geciktirici, dolaşım hastalıklarını tedavi edici, bağışıklık sistemini aktive ederek kanserle mücadele ile Hepatit B ve C’de olumlu sonuçlar veren, iyi bir mikrop öldürücü özelliğe sahip.
Ozonun oksijenin bir formu olduğunu söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Şevkullah Bal, Normal şartlarda yeryüzünde az bulunan ve stratosferde güneş ışınlarını süzdüğü için çok önemli olan ozonun, dünyada 1980’lerden itibaren tıbbi tedavide kullanıldığını söyledi. Ozonun insan vücudunda iki önemli etkisi bulunduğuna işaret eden Dr. Bal, dokuların fazlasıyla oksijenize edilmesinin yanında antioksidan sistemi aktive ettiğini bildirdi.

Bağışıklık Sistemini Güçlendirir
Dr. Bal, “Ozonla tedavide en anlamlı sonuçlardan biri, bir takım zincirleme reaksiyonlar meydana getirerek bağışıklık sistemini güçlendirmesidir” dedi. İnsan vücudunun çeşitli nedenlerle oksijensiz kalması durumunda birçok hastalığın oluştuğunu ifade eden Dr. Bal, sözlerini şöyle sürdürdü: “1931 yılında akciğer enzimleri üzerine yaptığı araştırmayla Nobel Ödülü alan bilim adamı Wolfart’ın (Oksijensiz ortam, kanseri oluşturmaktadır) söyleminde de olduğu gibi, oksijensiz ortamlarda hücreler üzerindeki genetik yapılanmada bozulmaya bağlı olarak kanserleşme meyili artmaktadır. Kanser hücrelerinin, yine oksijensiz ortamda yayılım özelliği fazlalaşmaktadır. Dolayısıyla hücreleri ozonla oksijenize ettiğinizde, kanseri önleyici durumun meydana gelebilmektedir. Kanser hastalarının uygulanan tedavinin yanında ozonla terapiyle daha fazla yarar sağlamalarına yol açacak, temel anlamda bağışıklık sistemini güçlendirecek ortam oluşmaktadır.”

Hepatit ve damar hastalıklarında etkiliOzonla tedavinin, damar hastalıklarında çok yararları bulunduğunun gözlemlendiğini, bu anlamda birçok hastalığın tedavisinde yaygın olarak kullanıldığını bildiren Dr. Bal, romatizmal, sigara içimi kaynaklı bacaklarda oluşan hastalıklarla şekerin yan etkilerinde ve buna bağlı oluşan yaraların tedavilerinde önemli yararlar sağlandığını kaydetti. Dr. Bal, ozonun mikrop öldürücü özelliğinin de bulunduğunu, mikrobik yaraların dezenfeksiyonun yanında geçmeyen uçuklarda, mesane hastalıklarında ciddi sonuçlar alındığını belirtti.

Dr. Bal, özellikle B ve C tiplerindeki hepatit hastalıklarında uygun tedavi dozları verildiğinde, karaciğer enzimlerinde düşme, hastalarda iyileşme görüldüğünü çok ciddi bilimsel dergilerdeki yayınlardan da teyit ettiklerini kaydetti. Dr. Bal, ozonla tedavinin bir diğer olumlu sonucunun, “antiaging” özelliği nedeniyle yaşlanma etkilerinin geciktirilmesi olduğuna işaret etti.

Kimlere uygulanmalı?
Doğal ortamlar dışında sanayi toplumlarında yaşayan yetişkin insanların üçte birinin bu tedaviden yararlanması gerektiğini bildiren Dr. Bal, özellikle yönetici hastalığı denilen kronik yorgunluk sendromunda olanlar, kanser hastaları, ailesinde sıklıkla kansere rastlananlarla romatizmal hastalarda yaygın olarak ozon kullanılması gerektiğini söyledi ve iyileşmesi çok zor olan yatak yaralarıyla bazı şeker hastalığı kaynaklı yaralarda da başarılı sonuçlar alındığını bildirdi.

Vitaminlerden daha etkili
Dr. Bal, ozonla tedavinin uzman kişiler tarafından yapılmasının önemine de işaret ederken, bu terapinin bilinen bir yan etkisinin olmadığını söyledi. Vitaminlerin bir çoğunun sağladığından daha fazla etki yaratan ozonun, kemoterapi ve radyoterapiyle normal hücrelerin hasar görmesini azaltıcı etkisinin de bulunduğunu ifade eden Dr. Bal, “Bu tedaviyle insan hayatının uzadığını söylemek biraz iddialı olabilir ama yaşlanmayı geciktirdiğini söyleyebiliriz. Doğal olarak hastalıklardan uzak ve daha doğal ortamda yaşanmasıyla ömür uzamaktadır” dedi.

Cildiniz kışa teslim mi?

Cildiniz kışa teslim mi?

Kış aylarında cildinizin kurumasından, renginin değişmesinden ve sivilcelerinizin artmasından mı şikayetçisiniz?

Kışın soğuğu, rüzgarı, yağışlı havaları, is ve egzoz dumanından oluşan kirli havayla cildin barışık olması mümkün değil. Tüm bu cilt için kötü koşullar, kuruluğun yanı sıra ciddi deri hastalıklarına da zemin hazırlıyor. Kuruyan deride kırışıklıklar artıyor. Hava kirliliğine yorgunluk, stres, kötü beslenme gibi koşullar da eklenirse serbest radikaller ciltte enflamasyonlu görünüme neden oluyor.

Osmanoğlu Kliniği Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Meriç Aksoy, kışın mahkum olduğumuz kapalı mekanlardaki kalorifer ve diğer ısıtıcıların ortamın nemini yok ettiğini hatırlatıyor. Sigara dumanı hava kirliliğini artırıyor. Sıcak-soğuk gibi çevresel faktörler derinin koruma sistemini, optimal nemini bozuyor. "Serbest radikallerin de katkısıyla deride kızarıklık ve kabartılarla kendini gösteren enflamasyonlar gelişebilir. Soğuk, deride kanlanmanın azalmasına, deri yüzeyinin sertleşmesine ve deride belirgin bir kurumaya neden olur. Genetik olarak da kişinin cildi kuruysa daha da rahatsız edici bir görüntü ortaya çıkar" diyor.

Bu kötü koşullardan öncelikle bebekler, küçük çocuklar, yaşlılar, atipik ve kuru cilde sahip olanlar en fazla etkilenen gruplar. Bebeklerin ve küçük çocukların derisinin geçirgenliği (bariyer fonksiyonu) iyi olarak kabul edilse bile yıkandıklarından sonra üç-beş dakika içinde bebe yağıyla yağlanmaları gerekiyor. Bu, deriden su kaybını ve buna bağlı olumsuzlukları engellemeye yarıyor.

Dr. Aksoy, "Yaşlanmayla deriden su kaybı olmasa bile derinin su oranı azalır. Yaşlının derisi kurudur. Bu kuruluk kış aylarında artar. Yaşlılar özellikle bacaklarda kuruma ve kaşınma, hatta egzama haline gelmiş deri döküntüleriyle karşımıza gelirler" diyor.

Kış ayları akneleri coşturuyor

Kışın, hava koşullarına ve yaşanılan ortama bağlı bazı cilt hastalıklarında artış da gözleniyor. Örneğin seboreik dermatit denilen cilt hastalığı, stresli dönemlerde ve kış aylarında çok sık çıkıyor. Atopik dermatit ve çeşitli egzamalar yine kış aylarında daha çok görülüyor. Vücut direnci daha kolay düştüğü için, uçuk, suçiçeği, zona gibi viral hastalıklar, akne ve empatiko gibi bakteriyel hastalıklar can sıkıyor.

Akne her ne kadar androjen hormonlarının ve stresin tetiklediği bir cilt hastalığıysa da, yazın güneşli günlerinde daha silik ve hafif seyreder. Kış aylarında coşar. Soğuk, yağmurlu ve puslu havaların gençleri daha depresif yapması, sıkıntı ve streslerini artırması da akneleri tetikliyor.

Pudra ve fondöten sivilceye iyi gelmiyor

Dr. Aksoy, "Biz dermatologlar gençlerin, hele sivilceli ciltleri olanların ağır makyaj ürünleri kullanmalarını istemiyoruz. Çünkü gözenekleri tıkayan siyah ve beyaz noktaların oluşumunu artıran pudra ve fondötenleri sakıncalı buluyoruz. Olgun yaşta sağlıklı cilde sahip olanlar ve vitiligo gibi sorunları bulunanlar da bu ürünleri dikkatle kullanmalı" diyor.

Neyse ki katı kış koşullarının yol açtığı kötü etkileri bertaraf etmek için kremlerden yardım almak mümkün. Nemlendirici ve anti-aging etkisi bir arada olan çok sayıda krem seçeneği kozmetikçiler ve eczanelerin raflarını dolduruyor.

Soğuk günlerde oluşan yüzdeki aşırı kuruluk, göz çevresindeki kırışıkları da artırır. Soğuk ve rüzgarlı havalarda uygun giysilerin seçilmesinin yanı sıra koruyucu gözlük takılmasında da fayda var. Yıkanma sıklığı kişinin ihtiyacına göre değişir. Ancak çok sıcak suyla, aşırı sık yıkanmak cildi iyice kurutur. Banyo sonrası nemlendirici sürmeyi kesinlikle unutmayın.

Yaşam kalitenizi ihmal etmeyin

Yaşam kalitesiyle cilt sağlığı arasında direkt bağlantı var.

Düzenli uyku, sebze, meyve ve proteinden zengin yağlar ve şekerlerden uzak, dengeli bir beslenme programı cilde de yarar. Stresten uzak durmak çok önemli.

Bu arada cilt bakımının da ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlatalım. Sabah ve akşam önce temizlik malzemeleri, ondan sonra uygun nemlendiricilerin düzenli olarak kullanılmasının yararlı etkilerini kısa zamanda gözleyebilirsiniz.

Bunları mutlaka yapın

* Banyodan sonra mutlaka uygun nemlendiriciler kullanın. Hatta yıkanırken yağlı temizleyiciler ve nemlendiricili sabunlar kullanılmasında yarar var.
* Her sabah yüzünüzü yıkadıktan sonra nemlendirici sürün. Kışın daha fazla nemlendiriciye ihtiyaç duyabileceğini göz ardı etmeyin.
* Haftada bir-iki kez yüzü tahriş etmeyen ölü derilerin atılmasına da yardımcı olan peeling (soyucu) ürünleri kullanın. Bunların vücut için olanları hem cildin ölü derilerini temizler hem de kıl köklerindeki keratin tıkaçlarını ortadan kaldırır. Bu sayede kıl dönmelerini ve batık kıl oluşumlarını önlersiniz.
* Hava şartlarına göre uygun giysi seçin. Soğuklarda, çok kalın giyinmek yerine, ince ama kat kat giysileri tercih edin. Terleten sentetik giysiler, mantar hastalıkları riskini artırır.

Bunlardan uzak durun

* Aşırı kalorili, ağır yiyeceklerden,
* Nemlendiricisiz sokağa çıkmaktan,
* Susuz kalmaktan,
* Soğuk ve rüzgardan,
* Yıkanmayı geciktirmekten,
* Dudaklarınızı bakımsız bırakmaktan,
* Ellerinizi el kremsiz ve eldivensiz bırakmaktan sakının.

Erkek cildi bakımdan muaf değil

Erkek cildi kadınlara göre daha kalın olduğundan ve hormonal yapısı dolayısıyla daha fazla yağ ürettiği için temizliğine daha fazla özen gösterilmeli. Mümkünse haftalık bakım yapmalı. Erkekler, gençliklerinde ciltlerinin çok parlak, yani yağlı olmasından şikayet ederler. Cilt su tutamaz ve zamanla yanmalar, kızarıklık, siyah noktalar ve lekeler görülür. İşte tüm bu nedenlerden ötürü, erkekler için özel cilt bakımı uygulaması farz.

Peeling cildin ölü derisini temizler. Maske ise temizlenen gözeneklere daha iyi ulaşır. Gözeneklerin içinde biriken, katılaşan yağı ve toksinleri temizler. Cilde yönelik ürünlerin oksijenlenmeye, kan dolaşımını artırmaya, ölü hücrelerin atılmasına ve yeni hücre oluşumuna katkısı var. Ayrıca doğal atıklar ve dış faktörlerle oluşan kirliliğinin temizlenmesi ve koruyucu katmanın oluşturulması için de yararlı. Yıpranma ve yaşlanmanın ihtiyacını artırdığı faktörleri, aynı ürünlerle yerine koymak mümkün.

Kış güneşini hafife almayın

Küçük çocuklar, yaşlılar, vitiligo ve cilt kanseri gibi problemleri olanlar için güneş kışın da zararlı. Dağda veya kayak merkezlerinde, yüksek ve rüzgarlı yerlerde, çok soğuk havada ve güneşte de aynen yaz günlerindeki gibi ciddi güneş yanıkları oluşabilir. Yüksek koruma faktörlü güneş kremi ya da losyonunu kışın da üç-dört saat arayla sürün.

Karda dolaşırken soğuğu hissettirmeyecek giysiler, ayakkabılar, eldiven, başlık ve atkı kullanılması da şart. Bunların yanı sıra cilt tipinize uygun nemlendirici, üzerine de güneş kremi, losyonu sürmek gerekir. Karlı ortamlarda güneş ışınları kar zerreciklerinden yansıyarak gelir. O yüzden güneş gözlüğü veya kar gözlüğü mutlaka kullanılmalı. Bu sayede katarakt, konjoktivit gibi göz hastalıklarından korunma sağlanırken, göz çevresi kırışıkları da engellenmiş olur.

yağ yakmanın yolları

Bir an önce forma girmek istiyorsanız, vereceğimiz küçük tüyoları dikkatlice okuyun. Çünkü bu öneriler sayesinde yaptığınız aktivite ne olursa olsun daha hızlı yağ yakabilir, istediğiniz gibi formda bir vücuda sahip olabilirsiniz.
Canlanın.
Günlük işlerinizi yaparken hareketli olun ve gideceğiniz yerlere mümkün olduğu kadar yürüyerek gidin. Örneğin kuru temizlemeciye giderken canlı ve hızlı bir tempoyla 30 dakika yürüdüğünüz zaman yaklaşık 120 kalori yakabilirsiniz. Bu, araba kullanmakla yakacağınız kalori miktarının tam iki katına eşittir.

Çok yağ yaktıran kaslarınızı çalıştırın.
Ne kadar çok kasınız çalışırsa, yaktığınız kalori miktarı o kadar çok demektir, sadece oturuyor olsanız bile. Eğer amacınız yağlarınızdan kurtulmaksa, en çok yağ yakmanızı sağlayacak kaslarınızı çalıştırmanız gerekiyor ki; bunlar baldır, kalça ve göğüs kaslarınızdır.

Sık sık hareket edin.
Yapılan araştırmalar kendiliğinden gerçekleşen fiziksel aktivitelerin de kalori harcamanızı sağladığını gösteriyor. Örneğin ayak uçlarını yere vurmak ve elleri hareket ettirmek günde ekstradan 800 kalori yakmanızı sağlıyor.


Gücünüzü arttırın.
Aerobik çalışmanızda daha fazla kalori yakmak için ya yaptığınız egzersizin şiddetini ya da hızınızı arttırın. Örneğin koşu bandında çalışıyorsanız, yokuş çıkmak 50 kalori daha fazla yakmanızı sağlayacaktır.

Müzik dinleyin.
Müzik dinlemek, spor yaparken çok motive edici bir etkendir. Yapılan araştırmalar, müzikle egzersiz yapanların yüzde 25 daha uzun süre spor yaptıklarını gösteriyor. BU da doğal olarak daha çok kalori yakmanız anlamına geliyor.

Isının ve gevşeyin.
En istekli insanlar bile iş, egzersiz öncesi ve sonrası yapılan 5 - 10 dakikalık ısınma ve gevşeme hareketleri sırasında da kalori yakacağınızı biliyor musunuz? Örneğin yüzmeyle uğraşan biri, bu sırada fazladan 90 kalori yakabilir.

Daha çok yiyin.
Kalorilere, onları yıkmak için ihtiyacınız olduğunu unutmayın. Eğer uzun süre yemek yemezseniz, vücudunuz açlık alarmı verir ve metabolizmanız daha az kalori harcamak için yavaşlar. Bu yüzden öğün aralarında bir şeyler atıştırmaktan çekinmeyin. Yalnız bu yediklerinizin, salatalık, yoğurt gibi kalorisi düşük besinler olmasına dikkat edin.


Doğru yöntemi kullanın
yaptığınız egzersiz ne olursa olsun, iyi sonuç almak için doğru bir şekilde yapmalısınız. Örneğin, kardiyo makinesinde kullandığınız teknik zayıfsa, bu harcadığınız kalorinin de az olmasına yol açar. Yapılan en yaygın hatalardan biri de merdiven çıkarken parmaklıklara tutunmaktır. Bu şekilde bacaklarınız yeteri kadar ağırlık taşımaz ve gereken eforu sarfedemezsiniz. Merdiven çıkarken dik durup, parmaklıklardan sadece denge sağlamak için yararlanmanız gerekir.

Duş öncesi egzersiz yapın.
Tuvaletin önünde durup, bir ayağınızı klozet kapağının üzerine koyun ve elinizle lavabodan destek alın. 15 kez oturup, kalkma egzersizi yapın. Daha sonra bacak değiştirip, hareketi tekrarlayın. Tek bacakla yapılan çömelme hareketi, iki bacakla yapılana göre daha çok kas yapar ve bu şekilde gün içinde daha çok kalori yakmış olursunuz.

Periyodik olarak yürüyün.
Sürekli yürüyenler yağ rezervlerini kullanırlar. Eğer sürekli yürümüyorsanız, hızlı tempolu yürüyüşünüz sırasında 5 dakikalık yürüme molası verin.günde sekiz saat yürürseniz, ekstradan 100 kalori yakabilirsiniz.

İkişer ikişer çıkın.
Asansör yerine merdiven kullanmanın kalori yakmaktaki yararı bilinen bir gerçek. Ancak basamakları birer birer yerine ikişer ikişer çıkarsanız, yüzde 55 daha fazla yağ yakmanız mümkün.


Hızınızı arttırın.
Kardiyo çalışmalarınıza kısa süreli, turbo çıkışlar eklerseniz daha fazla kalori yakabilirsiniz. Örneğin bisiklete biniyorsanız, 10 kez bu tür çıkışları yapabilirsiniz. Böylece ekstradan 120 kalori yakabilirsiniz. Önce koşu temponuzda 2 dakika koşun. Sonra 1 dakika için hızınızı arttırın. 2 dakika için normal temponuza geri dönün, sonra yeniden hızlanın.Bu şekilde devam edebilirsiniz.

Kendi yemeğinizi kendiniz yapın.
Dışarıdan sipariş etmek yerine kendi yaratıcılığınız kullanmanız da yarar var. Mutfakta geçirdiğiniz bir saat yaklaşık 150 kalori yakmanızı sağlayacaktır. Blender yerine, el mikseri kullanabilirsiniz.

Farklı egzersizler deneyin.
Güçlendirici egzersizler ve kardiyovasküler egzersizi birleştirdiğinizde, normalden iki kat daha fazla kalori yakabilirsiniz. 5 dakika kardiyovasküler egzersizle başlayıp, güç gerektiren egzersize geçebilirler, daha sonra birkaç dakika için tekrar kardiyovasküler agzersiz yapabilirsiniz. Bu şekilde değişiklikler yaparak devam edebilir, 5 dakika kardiyo egzersizle çalışmanızı tamamlayabilirsiniz.

Ev işinden kaçınmayın.
Ne kadar sıkıcı olsa da en azından yakacağınız kalorileri düşünüp, temizlik yapabilirsiniz. Toz almak, yerleri silmek, süpürmek, yatakları toplamakla geçireceğiniz bir saat 200 kalori yakmanızı sağlayabilir.


Benzininizi kendiniz doldurun.
Görevlilerden rica edip, kendi işinizi kendiniz yapabilirsiniz. Böylece 25 kalori yakabilirsiniz.

Günde iki kısa egzersiz yapın.
Sabah ve akşam saatlerinde 20'şer dakikalık iki kısa egzersiz yaparsanız, metabolizmanızın egzersizden sonraki birkaç saat içinde canlı kalmasını sağlarsınız. Bu şekilde taktığınız kalori miktarı da ikiye katlanır.

Susuz kalmayın.
Su ihtiyacını karşılamak, daha uzun süre egzersiz yapmanızı, dolayısıyla kalori yakmanızı sağlar. Egzersiz sırasında vücut ağırlığınızın yüzde1'i oranında su kaybederseniz, daha çabuk yorulup, pes edersiniz.

Aktiflikten vazgeçmeyin.
Erkek arkadaşınızla buluştuğunuzda, size ne yapmak istediğinizi sorarsa, dans etmeye gitmek gibi aktivite seçin. Böylece saatte 180 kalori yakabilirsiniz. Ya da yüzmek, bowling oynamak gibi daha sportif faaliyetleri önerebilirsiniz.


Duruşunuzu düzeltin.
Oturabileceğiniz yerlerde asla yatmayın, ayakta durabileceğiniz yerlerde oturmayın ve dik durmaktan vazgeçmeyin. Çünkü bütün bunlar kaslarınız çalıştıran aktivitelerdir ve kalori yakmanızı sağlar.

En çok yağ yaktıran 5 egzersizi deneyin.
Eğer bütün bu önerilerin hangisini yapacağınız konusunda kararsızsanız, en çok yağ yakmanızı sağlayacak 5 egzersizden birini seçebilirsiniz.
1. Kardiyo kikboks ( saatte yaklaşık 700 kalori )
2. Koşma ( saatte yaklaşık 650 kalori )
3. İp atlama ( saatte yaklaşık 590 kalori )
4. Karate ( saatte yaklaşık 590 kalori )
5. Kayak ( saatte yaklaşık 470 kalori )


GÜNLÜK YAŞAMI EGZERSİZE DÖNÜŞTÜRÜN

1. Televizyon kanalını değiştirin
Belki bu hareketle fazla bir şey kazanmayacağınızı düşünüyorsunuz, ama yapılan araştırmalar gösteriyor ki televizyon kumandası kullanmak yerine, koltuğunuzdan kalkıp kanal değiştirirseniz ve bu vesileyle odada l dakika boyunca yürürseniz, bir senede 2.2 kilo verme şansınız var. Teknolojinin kolaylıklarından vazgeçmek zor mu? Kumandayı saklayın veya birinden bunu yapmasını isteyin!

2. Ev işi yapın
Ev işi yapmanın en az bir saat aerobik yapmak kadar faydalı olduğunu biliyor muydunuz? Silin, süpürün, cam silin. Ne kadar hızlı hareket edersiniz, o kadar kalori yakmış olursunuz. Hâlâ karar veremediyseniz size şunu söyleyelim: Yarım saat elektrik süpürgesiyle kararlı bir şekilde süpürmek 10 dakika jogging yapmak yerine geçebilir!

3. Reklam molalarını değerlendirin
Uzun ve sık reklam molalarına Öfkelenme devri bitti. Hoşlanmıyorsanız, kimse sizi reklam seyretmeye zorlayamaz. Ancak madem ki seyretmiyorsunuz, kendiniz İçin son derece yararlı bir aktivitede bulunmaya ne dersiniz? Reklamların sıklığını göz önünde bulundurursak, bir akşamda en az 20 kez yerinizden kalkıp oturacaksınız. Buna bir de bacak kaldırma egzersizini eklerseniz, işte sizi televizyon seyrederken mükemmel bir forma kavuşturacak bir egzersiz seti!

4. Yatakta kalın
Uyandıktan sonra 5 dakika daha yatakta kalın. İşte gününüzü daha enerjik geçirmenizi sağlayacak bir egzersiz seti! Yan ve dümdüz duracak şekilde yatın ve üstteki bacağınızı 10-15 kez havaya kaldırıp indirin. Bacak değiştirin. Sonra sırtüstü uzanın, bel boşluğunuza bir yastık yerleştirin ve her bacağınızı 10 santim havaya kaldırıp 15'er saniye bu şekilde tutun. Egzersiz sırasında karın kaslarınızı da gergin tutarsanız, hem bacak hem karın kaslarınızı çalıştırmış olacaksınız.

5. Vücudunuzu fırçalayın
Vücudunuzu fırçalamak teninizi sırf ölü derilerden arındırmakla kalmıyor, aynı zamanda kan dolaşımını hızlandırıp, selülitin oluşumunu engelliyor. Duşun altına zıplamadan önce uzun saplı bir fırça kullanarak vücudunuzu kararlı bir şekilde fırçalayın.

6. Bekleme vakitlerinizi değerlendirin
Banyo yapacaksınız, ama küvetin suyla dolmasını beklemek zorundasınız. Daha iyi. Suyun dolmasını beklerken vücudunuzu çalıştırabilirsiniz. Küvetin kenarına oturun, ellerinizle küvetin kenarlarından tutunun ve ellerinizden destek alarak kalçanızı 10-15 kez havaya kaldırın. Banyo yerine duş almayı tercih ediyorsanız mutfakta egzersiz yapın. Yemek pişirirken dolu şişeler kullanarak kollarınızı kuvvetlendirebilirsiniz. Ayakta durun, kalçalarınızı sıkı tutarak bacaklarınızı ayırın ve ellerinizdeki su şişelerini 20-30 kez kaldırıp indirin.

7. Kumda yürüyün
Kumsalda yürümek asfaltta yürümekten iki kez daha yararlı (tabii daha yorucu olsa da). Kuma bastığınız anda ayağınız kuma dalıyor ve adım atmak için onu kumdan çıkarmak zorunda kalıyorsunuz. Kumda yürümek baldır kasları için de son derece yararlı.

8. Sahili gözetleyin
Su ve kum bacaklarınızı çalıştırmaya yarayan bir fıttnes aleti gibidir. Deniz kenarına oturun. Su bacaklarınızı örtecek kadar olmalı. Suyu iterek bacaklarınızı açıp kapatın. Suya karşı harcadığınız enerji kalori kaybına neden olurken, suyun hareketi bacaklarınıza masaj yaparak selülit oluşumunu engelleyecektir.

9. Güneş kremi sürün
Güneşin zaralı ışınlarına karşı koruyucu kremlerin önemini bir an olsun unutmayın. Hem de bütün vücudunuza, itinayla krem sû-rün. Hem güneşin zararlarından korunmuş olacaksınız, hem mükemmel bir egzersiz fırsatı bulacaksınız. Tüm vücuda krem sürmenin en az 3 dakika sürdüğünü kabul edersek, 3 dakika boyunca kol kaslarımız çalışır. Hatta, kendinize sürmekle yetinmeyin, sevgilinize de sürmeyi teklif edin.

10. Havuzda egzersiz yapın
Havuzlar egzersiz yapmak için idealdir, çünkü suyun ağırlığı ve direnişi göğüs kaslarınızı çalıştırır. Suda dimdik durun. Kollarınızı vücudunuzun yanına uzattıktan sonra, dirseklerinizi kırıp kollarınızın omuzlarınızla dik açı oluşturmasını sağlayın. Bu arada kolların su altında kalmasına dikkat edin. Suyun direnişini kırıp, dik açı oluşturan kollarınızı göğsünüzün önünde birleştirin. Ellerinizi birleştirmeye veya mümkünse alkışlamaya çalışın. Sonra suyu geri iterek, yeniden ilk pozisyona dönün. Hareketi 20-30 kez tekrarlayın.

11. Alışverişe çıkın
Alışveriş yapmak yürüyüşe benzeyen bir harekettir. 10 dakikalık bir alışverişi 10 dakikalık bir yürüyüşe eşit tutarsak, işte günlük egzersiz ihtiyacınızın 3'te birini yapmış olursunuz. Bütçenize fazla zarar vermiyorsa, çok çok alışveriş yapın. Yürüyüş yapmış olmanın yanı sıra, dolu torbalan taşımak sırt ve kol kaslarınızı çalıştırır.

12. Frizbi oynayın
Frizbi oyunu göğüs, sırt ve kol kaslarınız için birebirdir. Bir saat boyunca frizbi oynamak 850 kilojul harcamanız anlamına gelir. Oyun sırasında eğilmek, uzanmak, hızla dönmek gerektiği için, vücudun neredeyse bütün kas grupları çalışır.

13. Sporu alışkanlık haline getirin
Sloganınız "Sporsuz 48 saate hayır" olmalı. Eğer iki günde bir mutlaka egzersiz yaparsanız, hareket yapmayı daha çok seversiniz. Neden mi? Çünkü hareket yaparak kazandığınız form ve enerji en fazla 2 gün sürebilir. Egzersiz için iki günlük bir sıklık bu yüzden idealdir.

14. Açık havayı tercih edin
Yapılan bir araştırma gösteriyor ki sporcular açık hava koşularını koşu bandına tercih ediyor. Açık havayı seviyorsanız, koşu bandından vazgeçin ve daha eğlenceli bulduğunuz açık hava koşunuzu yapın.


15. Sağlıklı düşünün
Spor yaparken hem beyin hem vücut olarak kendimizi daha iyi hissediyoruz. Hareket sırasında beyin başka düşüncelerden arınıp, vücudun hareketlerine odaklanıyor. Böylece beyin-vücut bir bütün olarak bir ritm içine girmiş oluyor.

16. Müzik eşliğinde egzersiz yapın
Hareket yaparken müzik dinlemek sporu daha eğlenceli, daha kolay yapılır hale getirir. Mutlu hatıralarla dolu parçalar seçerek bir kaset doldurun. Onu dinlerken daha çok motive olacaksınız.

17. 10 dakika hesabı
Uzmanlara göre haftada üç kez yarımşar saatlik setler halinde yapılmış egzersiz ideal, ama bu 30 dakikayı illede aynı anda yapmanız gerekmiyor. 30 dakikanız yoksa, bunu 10 dakikalık 3 set halinde yaparak da aynı sonuca ulaşırsınız.

18. Elektronik postayı kullanmayın
Biriyle birebir konuşmak varken neden klavyenin esiri oluyorsunuz? Bir iş arkadaşınıza bir şey söylemek gerektiğinde, mesajınızı kendiniz götürün. Masadan kalkıp her attığınız adım vücudunuz için bir kazanç, bunu asla unutmayın. Hem sorunlarınızı daha etkin çözmüş olacaksınız, hem de yağ yakacaksınız, bundan iyi bir şey olabilir mi?


19. Dik oturun
Dik oturan kişiler daha profesyonel görünmekle kalmıyor, ideal bir sırt hareketi de yapmış oluyorlar. Dik durmayı sağlayan kas grupları karın ve alt sırt kaslarıdır, yani her dik oturuşunuzda onları çalıştırırsınız. Hemen şimdiden iki büklüm oturmaktan vazgeçin!

20. Her boş anı değerlendirin
Bilgisayarınızın düğmesine basıp açılmasını mı bekliyorsunuz? Yoksa faks sinyali verip sayfanın elinize geçmesini mi? Durmayın, bu boş saniyeleri kendi yararınıza değerlendirin. Bacaklarınızı gergin tutun, sonra parmak ucunuzda kalkın. Bu iniş kalkışları birkaç kez tekrarlayın.


21. Fıkır fıkır olun
Araştırmalara göre yerinde duramayan kişiler durgun kişilere göre günde 4200 kilojul daha fazla harcarlar. Ayaklarınızı sallayın, ellerinizle masaya vurup ritm tutun, sakız çiğneyin. Unutmayın, vücudunuzun çalışmasını sağlayan en ufak bir hareket sizin için bir kazançtır, hem de efor harcamadan.

22. Ofis koşusu yapın
Kahvenizi ofisin mutfağından almak yerine, caddenin karşısındaki pastaneden getirin. Günde üç kez dışarı çıkıp kahvenizi getirmek 420 kilojul ekstra enerji harcamanızı sağlar. Hem yürüyüş yapmış olacaksınız, hem de açık havanın beyninize olan yararlarından faydalanacaksınız.

23. Merdiven kullanma alışkanlığı kazanın
İşyerinde yapabileceğiniz en faydalı egzersizlerden biri asansör yerine merdivenleri kullanmaktır. Merdivenlerden çıkmak ve inmek baldır kaslarınızı çalıştırır. Eğer üst kaslarınızın da çalışmasını istiyorsanız, merdivenleri ikişer ikişer çıkmayı deneyin.

24. Telefondayken kalça egzersizi yapın
Kendinize bir kural koyun: Telefonu elinizle sıkıp biriyle sohbet ettiğiniz sürece aynı şeyi kalçalarınızla yapın. Telefon görüşmesi süresince (mümkünse daha da uzun olabilir) kalçalarınızı sıkmak, yerinizden kıpırdamadan ve kimse farkında olmadan yapabileceğiniz mükemmel bir hareket.

25. Ayakta durun
Not alırken, telefonla konuşurken, otobüs beklerken ayakta durursanız, yüzde 5 daha fazla enerji sarfetmiş olursunuz.


26. Dansa gidin
Yağı yakmanın en eğlenceli metodu danstır. Vücudun bütün kas grupları çalışır. Altı saat boyunca dans eden bir insan 7.000 kilojul enerji sarf eder. Hâlâ ne duruyorsunuz, kendinizi piste atın.

27. Paten zamanı
Bir çift tekerlekli paten edinin ve parka çıkın. Bacak kasları için bu spor birebirdir ve eğer hızlı kayarsanız, koşmak kadar etkili olabilir. Bacaklarınızla birlikte kollarınızı da hareket ettirirseniz, vücudunuzun daha büyük bir bölümü çalışmış olur.

28. Bowling oynayın
On kiloluk topları kaldırmak kol kaslarınızı mutlaka geliştirecek. Haftada bir kez sevgiliniz veya arkadaş grubunuzla bowling'e giderek hem çok eğleneceksiniz, hem kalori yakacaksınız.

29. Gülün
İyi bir kahkaha hem beyniniz hem vücudunuz için çok yararlı. 20 dakika candan gülmek 3 dakika kürek aletinde çalışmaya eşit. Gülmek yüz ve karın kaslarını çalıştırıyor. Komedi filmlerini ve oyunları kaçırmayın, hem eğlenin hem egzersiz yapın.

Gozalti kirisikliklari

Gözaltı Kırışıklıklarına Karşı Ebegümeci

Kışın havaların soğuması ve daha az hareket etmeye başlamamıza bağlı olarak, kan dolaşımı yavaşlar. Özellikle göz altındaki deri oldukça hassastır. Bitki özlerinden oluşturulan karışımlarla, gözlerinizin alt kısımlarına yapacağınız kompreslerle bu sorununuzu halledebilirsiniz. Ebegümecini kaynatarak elde ettiğiniz suyu buzdolabında soğutun. Ardından bir miktar pamuk alarak bu suya batırın ve gözaltlarınızda 10 dakika bekletmek suretiyle kompres yapın. Bu şekilde, şişmeleri indireceğiniz gibi, kan dolaşımını hızlandırarak, bağ dokusunun elastikiyetini de artırırsınız

Sivilcesiz bir hayat icin

Sağlıklı ve pürüzsüz bir cilde sahip olmak için yaş ya da cinsiyet gibi faktörlerin önemi olmadığını belirtelim .İşte sivilcelerden kurtulmak için öneriler:


Bunları Yapın

· Aşırı güneş ışığından sakının. Az miktarda güneş ışığı başlangıçta sivilcelenmeyi düzeltse de bu ilerleme geçicidir. Sürekli güneşlenmek gözeneklerin tıkanmasına neden olur ve ciltte oluşan siyah ve beyaz yağlı noktaları artırarak cildin daha kötü hale gelmesine sebep olur.

· Vitamin desteğinizi kontrol altına alın. Günlük olarak önerilen vitamin dozu olan 120-150 mg’dan daha fazla iyot içeren vitamin desteklerinden kaçınmak gerekir. İyotun normal dozu ciltte kötüleşmeye yol açmazken, önerilen dozun fazlası sivilcelenmeyi daha da artırabilir.

· Cildinizi yağdan ve bakteriden koruyun. Basit birkaç sağlıklı alışkanlıkla ciltte sivilcelere neden olan yağ ve kirlerden korunmak mümkün. Bunun için ön şart ellerin sık sık yıkanması. Cildi bakterilerden korumak için ellerin çeneye götürüldüğü zamanlar da dahil olmak üzere yüze dokunmaktan kaçınmak gerekiyor. Kullanılan bütün kozmetiklerin yağsız ve yağlanma yapmayan ürünler olduğuna emin olmak da diğer bir şart.

· Egzersiz yaparken birkaç basit kurala uyun. Egzersiz sivilcelere, şapka ve kasklar da iltihaplanmalara yol açar. Egzersiz yaparken her zaman bol pamuklu giysiler giymek ve asla makyaj yapmamak gerekiyor. Yağsız ya da yağlanma yapmayan makyaj malzemeleri bile terle birlikte gözenekleri tıkayabilir.

· Sağlıklı bir yaşam tarzı belirleyin. Dengeli beslenerek, yeteri kadar uyuyup egzersiz yaparak ve bol su içerek cildin sağlıklı görünmesini sağlanabilir.

Bunları Yapmayın

· Cildinizi yolmayın. Sivilce başlangıçlarını yolmak veya sıkmak bakterilerin cildin daha derinlerine ulaşıp, daha büyük iltihaplanma ve enfeksiyona yol açmasına neden olur. Aynı zamanda cildi elle ovmak, tahrişe ve daha çok sivilceye sebep olur. Sivilce başlangıçlarını yolmak ciltte kalıcı izler de bırakır.

· Kendinizi strese sokmayın. Stres cildinizin daha fazla yağ salgılamasına neden olan kortizon hormonunun seviyesini yükseltir. Mümkün olduğunca stresten kaçınmak gereklidir.

Siyah noktalar icin maske

Malzemeler: Limon suyu + yoğurt
Hazırlanışı: Bir kase yoğurda bir limonun suyunu karıştırın. Bu karışımı, gözlerinize gelmemesine dikkat ederek yüzünüze yayın ve 15 dakika bekleyin. Yüzünüzde kuruyan maskeyi ılık suyla yıkayarak çıkarın.
Ne işe yarıyor: Limon suyu cildi dezenfekte eder, sivilceleri kurutur ve siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besler, nemlendirir ve yağ miktarını dengeler.
Ne zaman kullanmalı: Bu maske haftada bir kez uygulanabilir.

Karin germe ameliyatlari

Karın, bel ve kalça bölgesinin konturunun uyumlu ve iyi olması sağlıklı, üretken ve formda olma göstergesi olarak insanı çekici ve alımlı gösteren önemli faktörlerden biri.. Bel çapı artmış ve belin kalçaya oranı fazla olan kişilerde şeker, kalp hastalığı ve hipertansiyon riski artar. Göğüs çevresi geniş ve bel çevresi dar olan bayanlarda üretgenlik açısından formda olmayı gösterecek şekilde üreme hormonları daha yüksek oranda bulunur. Dar bir bel çevresi kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de çekicilik nedeni... Abdominoplasti (karın geröe ameliyatları) karın, bel ve kalça bölgesinin konturunu sağlık ve estetik açısından düzeltmeye yönelik çok çeşitli cerrahi teknikleri bünyesinde toplayan bir yöntem... Abdominoplasti ameliyatlarının estetik hedefi karın konturunu düzeltme ve normal görünümlü göbek oluşturur. Rekonstrüktif hedefi ise karın kaslarının sıkılığını sağlamak ve karında fıtıklaşma ve kas zayıflığının oluşmasını engellemek...

Anadolu Sağlık Merkezi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kliniği Direktörü Doç. Dr. Tuğrul Maral, karın germe ameliyatları (abdominoplasti) hakkında bilgi verdi.

Karında ameliyat ile düzeltilebilen şekil bozukluğu nedenleri nelerdir?
Karında abdominoplasti ameliyatlarıyla düzeltilebilen şekil bozukluğunun nedenleri doğuştan olan kas zayıflığı ve cilt gevşekliği, ameliyatlara bağlı yara izleri ve fıtıklaşmalar, ve kilo değişmeleri sonucu olan yağlanmalar veya cilt sarkmalarıdır. En sık neden çoklu hamilelikler sonrası karında oluşan deri çatlakları, cilt sarkması ve cilt altı yağ dokusunda kalınlaşma ile kas zayıflığına bağlı gevşek bir karın ve belin kalınlaşmasıdır. Sıkı diet sonrası ve şişmanlık tedavisinde uygulanan mide küçültme ameliyatlarını takiben kısa sürede çok fazla kilo vermeyi takiben gelişen kas ve deri gevşekliği ve sarkmasını düzeltmede etkilidir. Abdominoplasti primer sellülit olarak isimlendirilen derideki dalgalanmaları tam olarak düzeltmez fakat sekonder sellülit olarak isimlendirilen deri fazlasına bağlı derideki dalgalanmaları düzeltmede etkilidir.

Yaş sınırı var mıdır ve daha çok hangi yaşta yapılmalıdır?
Abdominoplasti için kişinin genel sağlık durumu ve motivasyonu uygun oldukça bir üst yaş sınırı yoktur. İdeal yaş hamileliklerin sona erdiği ve daha sonraki bir hamileliğin düşünülmediği orta yaşlar (35-45 yaşlar) civarıdır. İlerde hamile kalınması planlanıyorsa bu abdominoplasti yapılmasına engel teşkil etmez. Kişi abdominoplasti sonrası hamile kalabilir fakat bu durumda abdominoplasti ile elde edilen düzelmenin bozulabileceği akılda tutulmalıdır. Kilo vermeyi takibeden oluşan aşırı cilt sarkmalarında ise ameliyat genç kızlık çağında yapılabilir. Abdominoplasti ameliyatını takip eden kısa sürede hamile kalınması tavsiye edilmez fakat birkaç yıl sonra hamilelik yaşanabilir.


Abdominoplasti için idel bir zaman var mıdır?
Abdominoplasti için mevsimsel bir tercih genel olarak yoktur fakat ameliyat sonrası 1-2 aylık sürede ameliyat bölgesinin güneş ışınlarının direkt etkisinden korunması önerilir. Bu nedenle yaz aylarında yapılan abdoninoplastilerden sonra bikini tarzı mayolarla güneşlenme ancak yüksek güneşten korunma faktörlerinin kullanımıyla mümkündür. Yinede hastalara güneş etkisinin fazla olduğu saat 10-15 arasında güneşten uzak durmaları tavsiye edilir.

Abdominoplasti şişman kişilerde uygulanabilir mi?
Karın germenin bir vücut konturu düzeltici ameliyat olduğu unutulmamalıdır. Bunun anlamı kişnin kilo vermesi amacıyla uygulanmaması gerektiğidir. Fakat şişman kişilerde de hamilelik sonrası göbek altı deride sarkma ve gevşeme, çatlaklar, bel bölgesinde deri sarkması veya konturu bozan yağ birikimi olabilir ve abdominoplasti şişman kişilerde de vücut konturunu düzeltmek için uygulanabilir.

Abdominoplasti kimlere yapılmaz?
Tıbbi açıdan ciddi sağlık problemleri olan (ileri derece kalp veya akciğer yetmezliği, hamilelik veya karın içi organların hastalığı olan kişiler) ve ameliyat sonrası gerçekçi olmayan beklentileri olan kişilerde bu operasyonlar uygulanmamalıdır. Bu ameliyata gidecek kişiler duygusal olarak stabil ve motive olmalıdırlar. Tüm hastalar bu ameliyatlardan sonra ufak revizyonlar gerekebileceğini bilmeli ve kabul etmelidirler.

Ameliyat öncesi hazırlıkta neler yapılır?
Hastanın kanama süresini uzatan aspirin ve benzeri ilaçları, bitki çayları ve benzerlerini 2 hafta öncesiden itibaren kullanmaması öğütlenir. Sigara içimi ameliyat için tam bir yapmama durumu yaratmasa da, 1 ay önceden sigaranın kesilmesi ameliyat sonrasının rahat geçmesi için yararlı olacaktır. Hastanın ameliyat zamanında aktif bir enfeksiyon ve ateşinin olmaması, akciğer problemlerinin ve adet zamanının olmaması gerekir.

Ameliyattan hemen önce kişinin aktivite seviyesi, ameliyattan beklentileri, giysi ve mayo giyim stili not edilerek, düzeltilmesi gereken deformiteleri göğüs bölgesinden üst uyluk bölgesine kadar olan bölge için detaylı bir ameliyat planı yapılır ve bu hasta ile tartışılır. Ameliyat ve anestezi için gerekli kan testleri ve akciğer filminin önceden hazırlanması şartıyla hastanın ameliyat günü hastaneye yatışı yeterlidir.

Abdominoplasti için ne tür anestezi tercih edilir?
Ameliyat sıklıkla genel anestezi ile yapılır. Uygun ve motive hastalarda ve basit abdominoplastiler için epidural anestezi (bel bölgesinden verilen lokal anestezi ile göğüs altındaki tüm vücudun komple uyuşması) yeterli olabilir ve uygulanmaktadır.

Abdominoplasti için seçilen farklı teknikler var mıdır?
Abdominoplasti teknikleri ve seçilen insizyonların yeri yıllar içinde moda ve trendlerin değişimlerinden etkilenmiştir. Yüzyılın başında kesi bölgesi karında cilt fazlasının olduğu, görünen yerlere konulurken 1940'larda bikini tarzı deniz giysilerinin (bikini mayosunun dizaynı bu yıllar için öylesine patlayıcı idi ki, bikini adını nükleer silah denemelerinin yapıldığı Bikini Adaları'ndan almıştır) çıkması kesilerin bikini içinde kalacak şekilde kasıkta yerleşimini başlatmıştır. 1980'lerde liposuction tekniğinin kullanılmaya başlamasıyla abdominoplasti sırasında bel ve sırt bölgesinin de bu yöntemle konturunun düzeltilmesi başlamıştır. Günümüzdeki modern abdominoplasti teknikleri her hastanın tıbbi öyküsü, muayene bulguları ve beklentileriyle değerlendirilip, germe ve liposuction yöntemlerinin gerekirse kombine olarak kullanılmasıyla göğüs altı ve uyluk arasındaki bel, karın ve sırt bölgesinin konturunun göğüs ve kalça ile uyumlu olarak düzeltilmesini ve riskleri en aza indirmeyi mümkün kılmaktadır. Cilde yapılan kesilerin yerleşimi kişiden kişiye farklılık gösterebilir ve modanın değişmesiyle ilerde değişebilecektir.

Abdominoplasti nasıl yapılır?
En sıklıkla uygulanan karın germe metodunda göbek ile kasık bölgesi arasındaki sarkık ve çatlak deri cilt altı yağ dokusuyla beraber bütün olarak çıkarılarak göbek üstünde kalan deri aşağıya doğru gerilip kapatılır. Karın kaslarındaki gevşemeyi düzeltmek ve karın duvarını sıkılaştırmak için karın kasları ortada yaklaştırılır. Bel bölgesi ve sırt bölgesinde lokalize yağ fazlalıkları mevcutsa bu bölgeye liposuction yapılır. Bel bölgesinde cilt sarkması ve fazlalığı mevcutsa bu bölgeden de fazla deri çıkarılarak uyluğun yan kısmı gerilir. Abdominoplastinin günümüzde uygulanan modern teknikleri tek seansta göğüs alt uyluklar arasındaki bölgenin konturunun uyumlu ve düzgün olmasını sağlamaktadır.

Ameliyat ne kadar sürmektedir?
Ameliyatın süresi bel bölgesine de aynı anda müdahele edip etmemeye bağlı olarak basit abdominoplastiler için 2 saat, daha geniş kapsamlı olanları için 4-5 saat civarında sürmektedir. Ameliyatta genel anestezi ile beraber epidural anestezi de kullanılırsa genel anestezinin çok yüzeyel olarak uygulanması yeterli olmaktadır.

Hastanede kalma süresi nedir?
Ameliyat sonrası hastanede kalma süresi ameliyatın kapsamına bağlı olarak 1-3 gün arasında değişmektedir.

Ameliyat sonrası normal hayata dönmek için gereken süre ne kadardır?
Normal hayata dönüş süresi hastanın yaşı, sağlık durumu ve motivasyonuyla orantılıdır. Genç yaş grubunda iş yaşamına bir an önce dönmek isteyen motive hastalarda normal hayata dönüş için 3-4 günlük bir süre yeterli olabilirken, daha ileri yaşlarda ve motivasyonu daha az olan kişilerde, ameliyatın kapsamlı yapılmasına bağlı olarak süre 3-4 haftaya kadar uzayabilmektedir.

Abdominoplasti ameliyatının riskleri nelerdir?
Ameliyat sonrası normal olarak kabul edilen ve bir süre sonra düzelen bulgular deride ödem, karın cildinde hassasiyetin azalması ve gizlenebilen yara izidir. Yara izi zamanla giderek daha az görünür hale gelecektir. Ameliyata bağlı komplikasyonlar ise ameliyat sonrası drenaj gerektirebilen sıvı birikimi, kanama, yara yerlerinde bölgesel açılma ve deride dolaşım bozukluğuna bağlı renk değişimleridir. Bu sorunlar gelişirse, iyileşme süresini uzatmakla beraber uygun tedaviyle düzelirler. Ameliyatın ciddi komplikasyonları oldukça nadir görülmekle beraber akciğer embolisi ve bacak toplardamarlarında derin ven trombusüne bağlı bacaklarda şişme oluşmasıdır. Bu komplikasyonlar ameliyat sırasında antiembolik çoraplar ve basınç terapisi cihazları kullanılmasıyla önemli oranda azaltılmaktadır ve gelişirse uygun tedavileri bulunmaktadır

Kozmetik kullanmanin siniri

Uzmanlar, kozmetik ürünleri hakkında önemli noktalara dikkat çekiyor...

* Hiçbir krem, yerçekimi sonucu ciltte oluşan sarkmaları engelleyemez.
* Yanlış ve bilinçsiz kullanılan kozmetik ürünleri çeşitli hastalıklara yol açabilir.
* Kozmetik ürünler tıbbi ilaç değildir. Bu ürünlerin medikal ürünlerle karıştırılmaması gerekmektedir. Tıbbi ilaçlar, bilimsel deneylerden geçerek kanıtlanmıştır. Kozmetik sanayiinde reklam ve pazarlama faktörü önemlidir ve bu ürünler, reklamlarla değer kazanır.
* Kozmetik, büyük paraların döndüğü bir sektördür ve yatırımların çoğu pazarlama ve reklama yapılmaktadır. Bu da tüketici için handikap oluşturur. Kadınların reklamlarla dolduruşa gelmemesi gerekir.
* En gerekli kozmetik ürünü de güneş koruyuculardır.
* Cildi yağlı kişilerin nemlendirici kullanması çok gereksiz. En iyi nemlendirici, sebum adı verilen cildin kendi yağıdır. Cildi yağlı olanlar, süt bazlı ürünler ve yağsız güneş koruyucuları kullanmalıdır. Kuru ciltliler ise krem bazlı güneş koruyucuları ve nemlendiricileri tercih etmeli, kese yapmamalı, vücut şampuanı kullanmalı ve banyo sonrası nemlendirici sürmelidir.
* Kahve ve kola içmek, spor yapmamak, sigara kullanmak gibi faktörler selülite yol açar. Kişi, yaşam tarzını değiştirmedikçe selülitten kurtulamaz.
* Gözaltı morluklarının çözümü yoktur. Bu bölgedeki kırışıklıkların giderilmesi için satılan kremler gözaltı bölgesini tahriş ederek ödem oluşturabilir.
* Sürekli makyaj yapmak çabuk yaşlandırır.
* Kozmetik ürünleri bilinçli şekilde ve uzmandan yardım alınarak kullanılmalı ve bilinen markalar tercih edilmelidir.

Mucizevi yaglar

Zeytinyağı, susam yağı ve badem yağı ev kozmetiğinde önemli bir yere sahip... Ama bir şartla: İşe yaramaları için saf ve katkısız olmalılar.



Zeytinyağı, susam yağı ve badem yağı... Üçü de ev kozmetiğinde önemli bir yere sahip... Zeytinyağı kırışıklıkara iyi gelirken, badem yağı cildinizi nemlendirip canlandırır. Susam yağı ise, içerdiği antioksidanlar sayesinde gençleştirici özelliğe sahip. Ama bir şartla: İşe yaramaları için saf ve katkısız olmalılar.

Kış mevsiminde cildinizle çok sorun yaşıyorsunuz Cildiniz kuruyor, çatlıyor, pul pul dökülüyor. Bu riskli durumlarda onu nemlendirmek ve beslemek gerekir; çünkü nemsiz bırakılan ve bakımsız kalan bir ciltte, sadece çatlama değil, kırışıklık da oluşur. Şunu unutmayalım, kuruyan cilt erken yaşlanır. Doğal ürünlerin güzellikteki etkileri saymakla bitmez. Bütün bu risklere karşı doğal yağlardan nasıl yararlanmak gerektiğini bilmek gerekir.

Bademyağı
Kuru ciltlerin en büyük doğal ilacı... Acı ve tatlı badem çekirdeğinin karışımından elde edilir. Cildi yumuşak tutar. İnce ve duyarlı ciltler için çok yararlı. Tatlı bademyağı, tarih boyunca güzellik için kullanılmış. Hala en çok aranan ve kullanılan maddelerden biri. Yüzdeki lekelere, siyah noktalardan dolayı gözenekleri genişlemiş, kuru, ihmal edilmiş, pullanmış ciltlere çok yararlı. E vitamini ve mineraller bakımından zengin olan bu yağı, hem cildin hem de saçların (E) vitamin gereksinimini giderir. Özellikle soğuk havalarda dış etkenlerden kolayca etkilenen kuru ciltlerin özel bakıma ihtiyacı var. Hava soğudukça cilt daha da kurulaşıyor. Bu etkileri yok etmek için en iyi ürün bademyağıdır. Her gece yüzünüze badem yağı sürebilirsiniz.

Ayrıca pratik başka yararları da var. Birkaç damla bademyağını bir parça pamuk üzerine damlatıp akşamları makyaj temizlemede de kullanabilirsiniz. Makyajı çıkarma, cildi temizleme açısından oldukça idealdir.

Susamyağı
Susam yağının en büyük özelliği vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve lesitin açısından çok zengin olması... Özellikle E, A ve B kompleks vitaminleri içerir. Mineral olarak demir ve kalsiyumca zengindir. Sesamol, besamolin ve sesamin antioksidanları da yer alır. İçerdiği Omega 9 oranı ve antioksidanlar nedeniyle ısıya, tere ve ışığa karşı dayanıklıdır. Cilde sürülmesinden sonra güneş ışığı altında uzun süre bozulmadan kalabilir. İçindeki doğal lesitin ve antioksidan maddeler yağın derinlere kadar emilmesini sağlar. Böylece cildin yaşlanmasını engellenir.

Muhtelif cilt sorunlarının yanı sıra, mantar enfeksiyonlarını da engeller. Saç ve tırnak için de etkilidir. Doğrudan saç diplerine ve tırnaklara tatbik edilebilir. Saçlar bu yolla güçlenir ve beslenir. Özellikle kepekli ve mantar enfeksiyonlu saçlara çok iyi gelir. İçindeki kalsiyum dolayısıyla, vitamin eksikliği olan ve kırılan tırnakların dostudur.

Kozmetik ve masaj amaçlı kullanımlarda ise allerji riski yok denecek kadar azdır.

Zeytinyağı
Antik çağlardan bu yana zeytinyağı ile güzellik arasında yakın bir ilişki göze çarpıyor. Eski dönemlere ait belgelerde de bu özellikler ortaya çıkar. Eski toplumların belgelerirde cilde iyi gelmesi, kırışıklıkları önlemesi, sivilceleri tedavi etmesi, deriyi yumuşatması ve saçları gürleştirip parlaklık vermesi gibi bilgilere sık sık rastlanır. Sağlık ve güzellik kaynağı olan bu yağ hem yemeklerde tüketilerek yarar sağlıyor hem de cilde tatbik edilerek güzellik kazandırıyor. Genel olarak doku ve organlar üzerinde önemli etkilere sahip. Bu yağın yararlarını şöyle sıralayabiliriz:

*Cilde ve saçlara çok faydalı. Besler, korur ve yumuşatır. Saç dökülmesini durdurmak için 1 yumurta sarısı karıştırılır. Bu karışımı, saç diplerine sürüldükten 1 saat sonra yıkanır.

*Dövülmüş sarımsak ile karıştırılmış zeytinyağı, kuruyan, sertleşen derinin yumuşamasını sağlar.

*Saçlara canlılık kazandırmak için birkaç kaşık zeytinyağı ile saç diplerine masaj yapılır. Daha sonra ılık havluya sarıp, yarım saat beklenir ve yıkanır.

*Dişlere yapılan masaj, dişlere sağlamlık ve beyazlık kazandırır.

*Birkaç damla limon-bal karışımı kırışıklıkları önler. (Haftada iki kez yapılabilir

*Kaya tuzu ile karıştırılır. Pürüssüz bir cilt elde etmek için, bu karışımla kol ve bacaklar ovulur.

*Zeytinyağı limon ile karıştırılarak cilde sürülür, cildi korur. Güneşle birlikte böyle bir ten iyi bir renk alır.

*Ciltteki kuruluğu gidermek için bir elma ezilir. Zeytinyağı ile karıştırılarak on dakika yüzde tutulduktan sonra ılık suyla yıkanır.

tirnak sagliligi, tirnak bakimi

Parmak uçları sıkıca kavrayın ve uçlardan geriye doğru kuvvetli bi şekilde itin.


Elleri parmak uçlarında birleştirin ve sıkıca bastırın.Gevşetin, ardından birkaç kez bu hareketi tekrar edin.


Parmakları mümkün olduğunca gerin ve yanlara açın.Bir süre bu pozisyonda kalın, ardından yapabileceğiniz kadar sıkı bir şekilde yumruğunuzu sıkın.Birkaç kez daha tekrar edin.


Kasları gecşetmek için,elleri önünüzde yukarıda tutun ve bileklerden gevşek bir şekilde sarkıtın.Nazik bir şekilde yanlara sallayın.


Elleri düz bir yüzeyde dinlendirin.Parmakları birer birer yukarı kaldırıp indirin.


Elleri birleştirin ve parmakları çift olarak ayırın.


Her bir parmak ucunu, baş parmağa sıkıca bastırın.


Sağ el ile sol kolu sıkıca kavrayın ve sol el ile dairesel hareketler yapın.Diğer elde de tekrar edin.


Parmakları iç içe geçirin, bir eli diğerine bastırarak, mümkün olduğunca sağa, ardından da mümkün olduğunca sola bükün.Bu hareket, bileği gevşetecektir

Teninize uygun sac rengi secimi

Esmer Ten :
Sarı saçtan kesinllikle kaçınmalısınız. Ancak ten renginiz amber tonlarını tasıyorsa, bakır yada kestaneyi denemelisiniz. Daha koyu tenliler sarap kızılı yada mavi siyahı uygulayabilirler.

Buğday Ten :
Parlak sarı ve platinden uzak durmalısınız. Size uygun saç renkleri, açık kahve, altın sarısı ve açık kızıl tonlarıdır. Mahagoni, ateş kızılı, koyu kahve, patlıcan morunu deneyebilirsiniz.

Beyaz Ten :
Çok açık sarı uygun değildir. Altın sarısı, platin, mahagoni veya bakır kızılını denemelisiniz.

Soluk Ten :
Güçlü renklerden ve küllü tonlardan uzak durmalısınız. Çünkü hatlarınızın çok sert görünmesine yada cildinizin olduğundan soluk görünmesine sebeb olabilirler. Siz pastel tonları, yumusak sarı, bakır kızılı, fındık kabuğu, orta kahve çikolata kahvesini tercih etmelisiniz.

Pembe Ten :
Kırmızının hiçbir tonu size uygun değildir. Oldugunuzdan daha kırmızı görünmek istemiyorsanız; sarı, kumral, kestane tonları ve küllü renkleri uygulayabilirsiniz

Saclariniza dogru bakim yapiyor musunuz

Şampuan seçerken, saçınızın yapısına ve gereksinimlerine uygun olanları tercih etmelisiniz.
Seçim kadar doğru uygulama da önemli. Şampuandan önce, saçınızı mutlaka fırçalayın. Böylece saçınız birikmiş olan tozlardan arınır ve şampuanın etkisi artar.
- Şampuanı saçınıza uygulamadan önce avucunuza dökün.
- Şampuanlama sırasında, parmak uçlarınızla saç derinize hafif masajlar yaparak kan dolaşımını hızlandırın.
- Saçınızı, şampuanlıyken, seyrek dişli bir tarakla tarayın.
- Ilık suyla bolca durulayın.
- İyice durulandıktan sonra, parlaklık kazandırmak için diplerden uçlara soğuk su tutun.
Saç Maskeleri
Saç bakım maskeleri, saç tellerini onarır ve saçların derinlemesine bakımını sağlar. Maskenizi saç yapınıza uygun olarak seçin. Etkili bakım için haftada bir kez uygulayın. Boya, perma, güneş gibi saçları yıpratan durumlarda ise haftada 2 veya 3 kez şok bir kür uygulayın. Böylelikle saçlarınız eski canlılığına daha çabuk kavuşur.
Kullanım önerisi: Fındık büyüklüğünde bir parça maskeyi temiz saça uygulayın. Maskenin saça daha iyi ve hızlı nüfuz etmesi için saçınızı sıcak bir havlu ile sarın. Maskede önerilen süre kadar bekledikten sonra bol suyla durulayın. Durulamanın sonunda diplerden uçlara soğuk su tutun.
Kuruluk
Sebumun yetersiz salgılanması gibi iç etkenler veya perma, boya, sıcak kurutma, uzun süreli güneşlenme gibi dış etkenler saçlarda kuruluğa yol açar. Bunu duruma gidermek için besleyici bir program uygulamak gerekir.
Ne yapılabilir?
- Eğer saçınız çok yıpranmışsa ( güneş sonrası gibi ) şampuandan önce besleyici bir ürün uygulayın. Saçınızı sıcak bir havluyla sararak, uyguladığınız üründe önerilen süre kadar bekleyin. Sıcak havlu ürünün saçınıza daha iyi nüfuz etmesini sağlar. Şampuan öncesi uyguladığınız bu bakım, saçı daha sonraki bakımlara hazır hale getirir.
- Daha sonra, saç tipinize uygun ve besleyici özelliğe sahip bir şampuan ile saçınızı yıkayın.
- Kuru saçlar onlarla ilgilenmenize bayılır; şampuan sonrası saç kremi uygulamakta tereddüt etmeyin. Kreminizi durulama gerektirmeyen ürünler arasından da seçebilirsiniz. Bu tip ürünler diğer yıkamaya dek saçı dış etkenlere karşı korur.
- Haftada bir kez, kuru saçlar için hazırlanmış besleyici bir maske uygulayın.
- Saçınızı çok sıcak kurutmayın. Eğer güneşleniyorsanız, şapka veya bandana kullanın ya da güneşten koruyucu bir ürün uygulayın.
- Saçınızı hiç bir zaman sert bir şekilde fırçalamayın. Kuru saçlar kırılmaya çok meyillidir. Fırçalamadan önce saçınızın kolay taranmasını sağlayacak ürünler kullanmaktan çekinmeyin. Saç fırçanızı ise yumuşak ve doğal kıllı olanlardan seçin. Saçın doğal korunmasını köklerdeki sebum salgısı sağlar. Saçınızı kökten uca doğru fırçalayın böylece sebumun saç boyunca yayılmasını sağlamış olursunuz.
- Kuru saçlarda saç uçlarında çatallaşmalar yani kırıklar çok sık görülür. Saç uçları köklere göre daha hassas ve kırılgandır. Onları düzenli olarak kestirin.
Dökülme
- Günde 100 kadar saç teliniz dökülüyorsa huzursuz olmayın. Bu dökülme yeni çıkan saçlarla dengelendiği için gayet normal. Saçlarınızın sağlığını korumaya devam etmeniz yeterli.
- Normal sınırların dışında bir saç dökülmesi yaşıyorsanız, mutlaka önlem almanız gerekiyor. Eğer bir saç hastalığınız yoksa, normalden fazla saç dökülmesinin genellikle 3 nedeni
- İlkbahar ve sonbahardaki iklim değişimleri.
- Hamileliğe bağlı hormonal değişiklikler ( özellikle doğumdan sonraki 3 aylık dönem)
- Bilinçsiz olarak uygulanan zayıflama rejimleri.
Ne yapmalı?
- Saç dökülmesini engellemek için en az 3 ay bakım uygulamanız gerekir. Ayrıca bu bakımı beslenme ile de takviye etmelisiniz. Unutmayın, saç kökünün beslenmesi yediklerimizle doğrudan ilişkilidir. Özellikle H, B5, B6, çinko gibi saçı besleyen vitamin, mineral ve besinlerden mahrum kalmayın.
- Saçınızı saç yapınıza uygun ve sık yıkama için hazırlanmış bir şampuanla her gün yıkayın.
- Bebek şampuanı kullanmayın. Büyüklerin saçları için yetersizdir.
- Haftada bir kez mutlaka besleyici ve nemlendirici maske uygulayın. Bu, saçınızı hem dışarıdan gelecek zararlı etkenlere karşı korur hem de kuvvetlendirir.
- Güneşlenme, havuz ve deniz sırasında koruyucu ürün kullanın.

Parlaklık kaybı
Saç, gün boyu, kireç, sigara dumanı, yağmur ve hava kirliliği yüzünden tozlanıp kirlenir. Bir de bunlara uzun süreli güneşlenme, sıcak kurutma, perma ve boya gibi etkenler eklenince saçın yapısında değişiklikler oluşmaya başlar. Su ve sebum yetersizleşir. Korunmasız kalan saç parlaklığını kaybeder ve donuklaşır. Saçınıza eski parlaklığını kazandırmak, ışığı daha iyi yansıtmasını sağlamak için özel bir program uygulamanız gerekir.
Ne yapmalı?
- Öncelikle, saçınızı gün boyu birikmiş kirden arındırmak için köklerden uçlara doğru iyice fırçalayın.
- Daha sonra, saç tipinize uygun bir şampuanla yıkayın. Böylece saçınızdaki kireç ve kirlilik yok olacak, saç telleriniz kayganlaşacak, saçınız parlamaya başlayacaktır.
- Şampuandan sonra saç telleriniz parmaklarınızın arasında gıcırdayana dek ılık su ile durulayın. Durulamanın sonunda, saçınıza soğuk su tutun. Soğuk su, saç tellerinize canlılık ve dirilik verecektir.
- Saçınızı derinlemesine tazelemek ve parlaklığına kavuşturmak için haftada bir kez parlaklık verici özel bir maske uygulayın.
- Daha parlak bir görünüm istiyorsanız, saçınızı kurutup şekillendirdikten sonra parlatıcı bir spray sıkın.
- Saçınız elleyince bir köpüğü andırıyorsa, şekil vermekte zorlanıyorsanız, canlılığını, diriliğini ve gücünü kısaca esnekliğini yitirmiş demektir.
Esneklik kaybı
- Esneklik kaybı her tip saçta görülebilir. Nedeni ise, genellikle, stres, sigara, uykusuzluk gibi sağlıksız bir yaşam ve dengesiz beslenmedir. Sizin canlılığınızı yok eden bu kötü koşullar saçınızı da etkiler. Çözüm, vitaminler ve enerjidir. Ciddi bir şekilde bakım programı uygulamanız gerekir.
Ne yapmalı?
- Saçınızı, saç tipinize uygun olarak seçtiğiniz şampuan ile dönüşümlü olarak, enerji verici özel bir şampuan ile de yıkayın.
- Şampuan sonrası, vitaminler açısından zengin, canlandırıcı özelliğe sahip bir yıkama maskesi uygulayın. Uygulama sırasında saç diplerinize masaj yapın. Masaj sırasında sert olmayın, küçük basınçlar uygulayarak kan dolaşımınızın hareketlenmesini sağlayın.
- Saçınızı mümkün olduğunca kendi kendilerine kurumaya bırakın. Eğer sıcak kurutma yapmak durumundaysanız, saç kurutma makinesini saçınızdan 30cm. uzakta tutun.
- Şekil vermek için canlılık ve enerji veren ürünler kullanın. Seçtiğiniz ürünlerin sprey, köpük ve su gibi hafif yapıda olmalarına özen gösterin.
- Saçınızdaki esneklik kaybının genellikle iç nedenlerden kaynaklandığını unutmayın. Dengeli beslenin ve vitamin alın. Özellikle B vitamini saçlara canlılık verir.
* B vitamininin en çok bulunduğu besinler: Tahıllar, baklagiller, fındık, çay, süzme bal, bira mayası, ıspanak, bezelye, fasulye, karnıbahar, lahana, süt, yumurta, kırmızı et, karaciğer, böbrek ve balık.
Hacimsiz saçlar
Saçınızı fazla hacimsiz mi buluyorsunuz? Bunun iki nedeni olabilir: ya saç tellerinizin incedir ya da normal kalınlıktadır ama çok düz oldukları için kabarmazlar. Saç telleriniz inceyse onlara hacim kazandırmak için ince saçlar için özel olarak üretilmiş ürünler tercih etmelisiniz. Saçınız çok düzse onu ağırlaştıracak ürünlerden uzak durun ve saçınızı hacimli gösterecek modeller uygulayın. Örneğin, uzun saç daha ağırdır ve ağırlığından dolayı kısa saça göre daha hacimsiz görünür.
Ne yapmalı?
- Saçınızı hacim kazandırıcı bir şampuan ile yıkayın. Kremli şampuanlardan kaçının.
- Şampuandan sonra, hacim verici bir yıkama maskesi uygulayın.
- Saçınızı havluyla hafif friksiyonlar yaparak kurulayın. Böylece saçınız tel tel ayrılacak ve kabaracaktır. Kurutma makinesi kullanıyorsanız, parmaklarınızla saç köklerinizi ayırarak kurutun.
- Eğer saç telleriniz inceyse ince telli saçlar için hazırlanmış bir serum uygulayın.
- Saçınıza şekil verirken hacim artırıcı spray veya köpüklerden yararlanın.
Nedir?
- Bir kişinin tüm vücut yüzeyi devamlı olarak ölü hücrelerini atar. Cilt her yirmi dört günde bir yüzeyini yeniler. Kepek, kafa derisindeki ölü deri hücrelerin anormal oranlarda kuruyarak atılması durumudur. Bu durum kaşındırıcı, sıkıntı verici ve çoğunlukla dönemseldir. Yaz aylarında azalır, kış aylarında azar.
- Normal bir saç derisinde ölü cilt hücrelerinin atılması ve yenilerinin oluşması süreci normal ve orantılıdır. Kepek sorunu olan bir kişide ise bu oran bozulur, çoğunlukla dökülen hücrelerin tamamı ölmemiştir. Asıl ortaya çıkarılamayan da bu durumun nedenidir.

Kepek probleminin nedeni
İçsel nedenler...
- Hormonal dengesizlikler
- Sağlık sorunları
- Fazla terleme
- Yetersiz temizlik/hijyen
- Alerjik hassasiyetler
- Yorgunluk
- Duygusal stres
- Fazla oranda şeker, yağ, nişasta tüketimi
- Dengesiz/yanlış beslenme
Dışsal nedenler
- Abartılı saç spreyi, saç jölesi veya saç jeli kullanmak
- Saç boya maddelerinin yanlış kullanımı
- Elektrikli bigudilerinin yanlış kullanımı
- Soğuk hava ve kuru mekan sıcaklıkları
- Sıkı şapka veya eşarplar
- Saçın seyrek yıkanması veya iyi durulanmaması
- Stres, panik, tansiyon
Kepek problemi genellikle kafa derisinin kuruluğu olarak bilinmesine rağmen bu problemi yaşayanların çoğu yağlı deriye sahiptir. Bu arada genel kanını aksine seyreden diğer bir husus da kepeğin kellikle hiç bir bilinen bağının olmamasıdır.
Kepek tedavi edilir mi?
Kepek probleminin en yaygın tedavisi aşağıdaki maddeleri içeren şampuanlardır...
- Kömür-katran
- Pyrithione-çinko
- Salisilik asit
- Selenyum sülfit
- Kükürt
- Kepek doğal bir süreç olduğundan ortadan kaldırılamaz; ancak kontrol edilebilir.
- Yoğun problem yaşanmayan durumlarda kepeği düzenli kullanılan kepek şampuanıyla kontrol altında tutmak mümkündür. Bu mümkün olmadığı taktirde doktor tavsiyesiyle alınabilecek ilaçlı şampuanlar kullanılabilir.
- Her iki durumda da şampuan sonrası saçın çok iyi durulanması gerekir. Saç yıkama sıklığının yani hijyenin kepek ile doğrudan ilişkisi olduğundan sık ve iyi yıkanmanın önemi unutulmamalıdır.
- Kepek problemi olan kişide saç derisi dışında kaş, şakak, alın gibi bölgelerde kızarıklıkla birlikte oluşan kepeğimsi döküntüler varsa, bu kişinin kepekten ayrı bir problemi olabileceğinden doktora başvurması doğru olur.
Kepek problemi
- Beslenme: Beslenmenin kepek üzerinde büyük etkisi var. Kepeğin oluşmasına imkan sağlayacak yararsız karbonhidrat ve yağ asitlerine karşı bol B vitamini tüketin.
- Şampuan: Piyasada bulunan iyi kepek şampuanlarından kullanın. Saçınızı sık yıkayarak iyi durulayın.
- Alternatif uygulamalar: Kafa derisinin pH değerlerini dengelemesi açısından yıkanırken iki şampuan arası elma sirkesi kullanımı faydalı sonuçlar vermiştir.
- Sarımsak ve kekik de kepeğe karşı iki iyi silah sayılır. Bunların tablet veya doğal yollarla tüketimi kepek probleminde yardımcı olacaktır.
- Soğanlar yüksek oranda kükürt içerir. Ara sıra bir soğanın ezilerek kafa derisine masajla sürülmesi etkili olabilir. Haftada bir de saçınızı mutlaka kükürtlü bir şampuanla yıkamalısınız.
- Alternatif tedaviler: Kepeğin bazı homeopatik tedaviye, akupunktura, bazı özel masajlara cevap verdiği de kanıtlanmıştır.
- Hangi tedavi veya uygulama yöntemini seçerseniz seçin; etraflı bilgi edinin ve çözümlerin şahsa özel olduğunu unutmayın.

Kadinlar sabahlari daha aksi olur

Kadınlar sabahları daha aksi olur
Birçok erkek sabahları kadınların uykusuzluk sebebiyle suratsız ve çekilmez olduğunu söylüyor. Kadınlar sabahları suratsız olmakla kalmıyor, aynı zamanda bu aksi ruh halini uzun süre devam ettirebiliyor.




Araştırmada, erkeklerin yüzde 24'ü sabahları yataktan asla suratsız bir şekilde kalkmadıklarını söylerken, kadınlarda bu oran sadece yüzde 14 oldu.

Araştırmada ayrıca, bu ruh halinin kadınların yüzde 13'ünde 2 ile 4 saat sürdüğü, oysa aynı süre boyunca suratsız olan erkeklerin oranının yüzde 10 olduğu ortaya çıktı.

Ankete katılanların yüzde 41'i sabahları huysuz olmalarının başlıca nedeninin uykusuzluk olduğunu söyledi.

Uyku Konseyi'nden Jessica Alexander kadınların suratsız olmasının belki de uyku kalitesiyle açıklanabileceğini belirtti.

Kadınların sadece yüzde 9'u her gece iyi uyurken bu oran erkeklerde yüzde 15. Her 10 kadından 3'ü uyku sorunlarından partnerlerinin horlamasını sorumlu tutarken, erkeklerin sadece yüzde 13'ü partnerlerinin horlamasından yakındı.

Cildi soguktan koruma onerileri

Cildi Soğuktan Koruma Önerileri

Soğuğun cilde olumsuz etkisini önlemek için nemlendirici olarak saf vazelini tercih edin. Sokağa çıkıldığında soğuktan koruyucu giysiler giyin, eldiven kullanın. Saçları bere veya şapka kullanarak koruyun. Günde en az 1-1.5 litre su için. Kalorifer peteklerinin üzerine ıslak havlu veya soba kullanılıyorsa üzerine bir demlik su koyarak evin nemlendirilmesini sağlayın.
Cilt hastalıklarına dikkat
Uzmanlar, kış aylarında soğuk havanın etkili olduğu günlerde, vatandaşları cilt hastalıklarına karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı. Uzmanlar, özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde, kış mevsiminin cilde olumsuz etkisinin diğer bölgelere göre daha fazla olduğunu belirterek, “Derimiz her an dış dünyayla irtibat halinde olduğundan fiziksel etkenlerden etkilenmemesi düşünülemez. Kış mevsiminde de cildimizi tehdit eden birçok etken vardır. Kışın soğuk-kuru hava, düşük nem, rüzgar, kirli hava ve asit yağmurlarına dikkat edilmeli” diye belirtti.
Deri kuruluğunu nasıl önlersiniz?
Uzmanlar ayrıca, günlük ve tekdüze hayat, kapalı ortamlarda kalma, düzensiz beslenme ve depresyon yapıcı melatoin hormonunun güneşsiz ortamlarda daha fazla salgılanması sonucunda kış aylarında insanların daha fazla stresli ve depresyona eğilimli olduklarını söyledi. Bu durumun akne (sivilce) ve egzama gibi bazı cilt hastalıklarını artırdığına dikkat çeken uzmanlar, “Kış aylarından en çok yaşlılar, çocuklar ve derisi kuru olanlar etkilenir. Deri kuruluğunun tedavisinde ve önlenmesinde nemlendiricilerin kullanılması temel yaklaşımdır” diye açıklıyor.
Vazelin koruyor
Uzmanlar, piyasada satılan nemlendiricilere karşı da vatandaşları uyararak, saf vazelinin tercih edilmesi gerektiğini bildirdi. Saf vazelinin hem ucuz hem de deriyi en iyi nemlendiren ajanlardan biri olduğuna dikkat çeken uzmanlar, “Derinin sık sık suyla temas etmesi de bu kuruluğu artırmaktadır. Bu nedenle banyodan ve eller yıkandıktan sonra nemlendirici sürülmelidir. Sürülen nemlendiricinin saflığı önemlidir. Saf vazelin tercih edilecek ilk nemlendirici olmalıdır” diye uyardı.
Nem önemli
Uzmanlar, kalorifer peteklerinin üzerine ıslak havlu konulması veya soba kullanılıyorsa, sobanın üzerine bir demlik su koyulmasının odanın nemlendirilmesi açısından uygun olacağını ifade etti. Uzmanlar, günde en az 1-1.5 litre su içilmesinin de derideki nem oranını artıracağını kaydederek, özellikle kirli havaya daha fazla maruz kaldığı için saçların da bere veya şapka kullanılarak korunmasıgerektiğini sözlerine ekledi.

Goz cevresi bakimi ozen ister

Göz çevresi aynı zamanda, yüzümüzün en nazik ve en zayıf bölgesidir. Dış etkenlere karşı aşırı duyarlı olan bu bölge yıpranmaya müsaittir. Özellikle güneşten çok etkilenir. Çünkü göz çevresindeki deri yüzün diğer kısımlarından 7 kat daha incedir. Kas yapısı da zayıftır. Göz çevresini saran ve o bölgeyi gergin tutan sadece bir tek yuvarlak kas vardır.
Göz çevresi için bakım ürünleri
Yüzümüze sürdüğümüz kremler ya da maskeler göz çevresindeki ince deri için uygun değildir. Göz çevresini nemlendirirken de temizlerken de fazla yağlı olmayan, tahriş etmeyen ve anti allerjik özel ürünler kullanmamız gerekir. Çok yağlı ve aşırı besleyici kremler bu nazik deriye tozların yapışmasına neden olup yağ butonlarına yol açarlar. Ama uygun kremler, göz çevresini nemlendirir ve elastikiyetini korumasına yardım eder. Gözaltı kremlerini kullanmaya ne kadar erken başlanırsa, o kadar iyidir. Kırışıklarınız, göz altı morluklarınız varsa AHA'lı ve K vitaminli ya da bileşiminde östrojen bulunan kremleri kullanabilirsiniz. Göz kremlerini sürerken çok dikkatli olun. Kremi, parmak uçlarınızla yumuşak hareketler yaparak uygulayın. Göz makyajını temizlerken de aynı şekilde özen gösterin. Zorunlu olmadıkça suda erimeyen makyaj malzemeleri kullanmayın. Çünkü bunları ancak yağ bazlı ürünlerle çıkarabilirsiniz. Yağlı temizleyiciler ise göz çevresine zarar verir.
Yorgun ve şiş gözler
Sabah kalktığınızda gözleriniz şiş mi oluyor? Eğer uykusuz kaldıysanız ya da sabah çok geç kalktıysanız bu durum normaldir. Özellikle gece alkol aldıysanız gözlerinizin şişmesine hiç şaşmamak gerekiyor. Fazla kahve içiyorsanız, saatlerce televizyon seyrediyorsanız ya da bütün gün bilgisayar başında oturuyorsanız, yataktan şişmiş gözlerle kalkmak için elinizden geleni yaptığınızı söyleyebilirim! Yine de göz çevresinde bir parça buz gezdirerek rahatlayabilirsiniz. Özellikle yorgunluk ve uykusuzluğa bağlı oluşan şişkinlikler doğal kompreslere çok iyi cevap verirler. Örneğin, çiğ veya kaynamış maydanoz suyu, ıhlamur, zambak, yeşil veya siyah çaylarla yapılan kompresler göz çevresindeki yorgunluk belirtilerini sakinleştirirler. Eğer sorununuz kronik bir hale geldiyse ve ne yaparsanız yapın şiş gözlerle uyanmaktan kurtulamıyorsanız, kalp-damar sisteminde veya böbreklerde bir sorun var mı diye araştırmak gerekir. Bu durumda bir doktora görünün ancak hafif sporların size yardımcı olacağını da bilin. Yürüme, koşma, bisiklet ve aerobik vücutta ödeme yol açan tuz ve toksinlerin atılmasını sağlarlar. Şişen gözleri makyajla kamufle etmek için ten renginizle uyumlu bir kapatıcı kullanabilirsiniz. Kapatıcıyı elmacık kemiklerinize kadar geniş bir bölgeye ince bir kat halinde sürün. Biraz koyu renkli bir far kullanın sonra da sadece üst kirpiklerinizi rimelleyin.
Gözaltı torbaları...
Gözaltı torbaları ayrı bir sorundur. Bunlar bazen yağ torbalarından, bazen de göz altındaki kasın yıllarca kullanılmasında dolayı oluşur. Yorgunluk, uykusuzluk, gerginlik, düzensiz yaşam, alkol ve beslenme sorunları göz altı torbalarını arttırabilir. Bazı insanlarda bu torbalanma adet dönemlerinde belirginleşir. Göz altındaki torbalar kimi zaman böbrek, kalp, tiroid bozuklukları veya büyüme hormonu eksikliğinin belirtisi olabilir. Göz altındaki torbalar yağdan oluşuyorsa, lipoliz tedavisi veya operasyonla düzeltilmeleri mümkündür. Hafif yağ torbalanmaları var ise çevresine dolgu yapılarak görünüm düzeltilebilir.
Özellikle orta yaş sonrasında göz altında oluşan bu torbalar, genellikle göz altındaki kasların yıpranmasıyla ilgilidir. Botox enjeksiyonu bu durumda çok etkilidir. Kasları rahatlatarak şişkinliği giderir.
Göz altındaki mor halkalar
Bu sorunun nedeni, göz altındaki derinin incelmesiyle görünmeye başlayan kılcal damarlardır. Görünümü düzeltebilecek en etkili kozmetik önlem ise 'lazer peeling'dir. İkinci sırada, duruma göre kullanılabilecek dolgular gelir. Göz altı bir dolgu maddesi ile hafifçe yükseltilerek mor gölgeler giderilir. Gözaltı morluklarına karşı, papatya veya lavanta çayları ile kompres yapmak size az da olsa yardımcı olur. Çiğ patates dilimleri de göz altındaki morlukları giderir.

guzellestirme formulleri

Cildiniz kuru, yağlıysa ya da kırışıklıkların arttığını düşünüyorsanız bu maskeleri uygulayın.
Canlı bir cilt için
*Salatalık maskesi: İki tutam çuha çiçeği kurutulur, dövülüp toz haline getirilir. Kabukları soyulmuş yarım salatalık, bir fincan pirinç unu, çuha çiçeği tozu ile birlikte 10 dakika ateşte pişirilir. Elde edilen karışım bulamaç haline getirilir. Hazırlanan bulamaça yarım fincan elma suyu, bir çorba kaşığı saf zeytinyağı ilave edilerek krem haline getirilir.
Etkisi: Yüz ve boyuna uygulanan bu maske cildin canlı ve sağlıklı görünmesini sağlar. Yüzde yarım saat beklettikten sonra ılık su ile yıkanır ve gül suyu sürülür.
Cildi temizler
*Patlıcan maskesi: Dilimlenmiş yarım patlıcan iki bardak suda kaynatılır. Hazırlanan karışıma bir diş sarımsak eklenerek lapa haline getirilir. Buna kaymak katılarak krem haline getirilir. Bu karışım iki ay boyunca her gün tekrarlanmalıdır. Etkisi: Tendeki mikropları arındırmada ve yüze canlı bir görünüm kazandırmada etkindir.
Saç dökülmesini engeller
*Kayısı maskesi: Üç tutam defne yaprağı, bir tutam tarçın, kayısı suyunda pişirilir. Bir adet yumurta ve yarım fincan süt karıştırılarak krem haline getirilir. Etkisi: Yüzdeki sivilceleri gidermek ve tene tazelik kazandırır. Saça uygulandığında dökülmeyi durdurur ve saçın geç ağarmasını sağlar.
Kırışıklıkları önler
*Bal maskesi: Civan perçemi çiçeği, saf suda 10 dakika kaynatıldıktan sonra sıkılarak süzülür. Bir fincan su soğutulur. Elde edilen posa ezildikten sonra, yarım fincan limon suyu, bir çorba kaşığı zeytinyağı, bir tatlı kaşığı bal ve çırpılmış yumurta sarısı ile karıştırılır. Hazırlanan karışıma soğuk civan perçemi suyu ilave edilir. Maske kıvamına gelinceye kadar yulaf unu eklenir.
Etkisi: Yüzdeki çöküntü ve kırışıklıkların giderilmesini önler. Bu maske bir hafta uygulanmalıdır. Yüzde bir saat kalması gereklidir.
Işıl ışıl bir cilt ve saç için
*Yumurta Maskesi: İki avuç buğday, iki bardak suda ezilir. İki yumurta sarısı ve bir çorba kaşığı badem yağı konulur. Yüze sürülür ve kurumaya başlayınca yıkanır ve gülsuyu sürülür.
Etkisi: Kızıl lekelerin ve sivilcelerin giderilmesini sağlar. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki defa uygulanır. Bu maske şampuan olarak kullanılabilir ve saçların pırıl pırıl parlamasını sağlar.
Cilde parlaklık kazandırır
*Bezelye maskesi: İki su bardağı taze bezelye ezildikten sonra üzüm pekmezi ile karıştırılır. Yumurta akı ve yarım fincan ayçiçek yağı ilave edilir. Bir miktar un konularak maske kıvamına gelinceye kadar karıştırılır.
Etkisi: Ten dokusu üzerinde parlaklık sağlar, gece yatmadan uygulanmalıdır. Sabah cilt temizlenir.
Cildiniz kurumasın
Çilek maskesi: Bir avuç taze çilek ezilip, yulaf unu ile karıştırılır. Bir adet yumurta sarısı ile iki çrba kaşığı yoğurt çırpılır, krem kıvamına getirilir.
Etkisi: Kadınlar arasında yaygın olan kuru ciltler için besleyici olan bu maske 20 dakika ciltte kaldıktan sonra ılık su ile yıkanır. Çilek maskesi özellikle göz altlarındaki kırışıklıkların azalmasında önemli rol oynar.

ameliyatsiz guzel kalmanin yollari

Ameliyatsız Güzel Kalmanın Yolu
Daha güzel, daha alımlı hissetmek ya da gençliği mümkün olduğunca uzun bir zamanda yaşamak, belki de hiç yaşlanmamak… Amerika’da yayınlanan araştırmaları nedeniyle 3 kez TÜBİTAK ödülü alan Profesör Erol Kışlaoğlu, küçük dokunuşlarla estetikte mucize yaratan yöntemleri Türkiye’de uygulayan ilk doktorlar arasında yer alıyor.
Kendi kanınızdaki plazma ile yarım saatte gençleşmek mümkün
Ameliyatsız estetiğin belki de en önemli gelişmelerinden biri de yüz estetiğinde uygulanıyor.
Kırışıklık tedavisinde kesin sonuç getiren bu sistemde, hastanın kendi kanından özel bir yöntemle elde edilen PLAZMAJEL’in hastanın yüzüne uygulanması ile kırışıklıklar gideriliyor. Ve yüz daha canlı dolgun ve genç görünüyor. Plazmajel diğer dolgu maddeleri göz önüne alındığında, hem daha naturel bir sonuç veriyor hem de hastanın kendi kanından elde edildiği için alerji yapması söz konusu olmuyor. Bu sistem yüz ve dudak dışında alın, boyun ve el sırtında da uygulanıyor. Türkiye’de ilk kez duyulan PLAZMA JEL enjeksiyonunu uygulayan Prof Dr. Erol Kışlaoğlu uygulamayla ilgili soruları yanıtladı.

Öncelikle PLAZMAJEL nedir?
Kısaca PLAZMAJEL kişinin kendi kanından elde edilen çok özel bir jeldir diyebiliriz.

Nasıl elde edilir ?
Daha genç görünmek isteyen kişinin kanı alınarak özel bazı işlemlerden geçirildikten sonra PLAZMAJEL elde edilir. İşlemler tamamen steril şartlar altında yapılır.

Uygulama alanları nerelerdir?
PLAZMAJEL’ in yüzünüze enjeksiyonu ile yüzünüzdeki kırışıklıklar giderilir. Yüzünüz daha dolgun daha canlı daha genç görünür. Özellikle dudak ve yanaklarda çok natürel bir gençlik ve yumuşaklık sağlar. Yüz ve dudakların dışında alın, boyun ve el sırtında da başarı ile uygulamaktayım.

Uygulama yaptıracak kişiden ne kadar kan alınıyor?
Kullanılacak bölgeye göre miktar tayin edilerek 10 ila 20 cc arasında kan alınıp PLAZMA JEL hazırlanır. Gerekirse rötuşlar için bir miktar fazla hazırlanarak dipfrizde dondurulur ve ihtiyaç olduğunda kullanılır.

Hazır dolgu maddelerine alternatif olması açısından avantajları nelerdir?
PLAZMAJEL’ in diğer dolgu maddelerine üstünlüğü kendi kanınızdan elde edildiği için alerji riski yoktur, çok natürel bir sonuç verir.Ayrıca hazır doldu maddelerine nazaran daha yumuşaktır.ayrıca tüm yüz, boyun ve el sırtında aynı seansta uygulanabilir. Böyle bir dolgu maddesi henüz piyasada yoktur ve bu miktar düşüldüğünde hazır dolgu maddelerine nazaran çok daha ekonomiktir.

Uygulamanın belli bir ömrü var mı?
Sağlanan sonuç 6 ay dayanır, 6 ay sonra tekrarlanabilir.

6 Şubat 2008 Çarşamba

Gozlukle guzel gorunmek

Günlük hayatta gözlük kullanmak zorundaysanız, canınızı sıkmayın. Yüz şeklinize ve ten renginize yakışan gözlüğü seçip, gözlüğünüze uygun makyajı yapmanız, gözlerinizin güzelliğini ortaya çıkarmaya yeter de artar bile! Gözlük takıyor ve gözlüklerinizin gözlerinizi gizlediğini düşünüp makyaj yapmanın beyhude bir çabanın ötesine gitmediği kanısındaysanız, o zaman bu önyargınızdan hemen vazgeçin. Şimdi vereceğimiz birkaç ipucu sayesinde hem kendinize en çok yakışan çerçeveyi bulabilir, hem de gözlük takmanıza rağmen makyajınızla gözlerinizi ön plana çıkarabilirsiniz.


Makyaja başlamadan...
Makyaj yapmak için gözlüklerinizi çıkarmanız gerekecek ve bunun dezavantajları da ortada. Odaklanamama, iyi görememe gibi sorunları öncelikle makyajınızı parlak ışık altında yaparak ve 5x ila 10x kadar büyüten devaynası kullanarak giderebilirsiniz.

Ayanaya bakarken...
Gözlük gölge yapar, bu da göz altı halkalarının olduklarından daha koyu görünmelerine sebep olur. Cilt renginiz ne olursa olsun, krem rengine dönük bir kapatıcı, bu türden renk bozukluklarını en iyi şekilde telafi eder. Gözlük çerçevesinin burun kemiğiniz ya da yanaklarınız üzerindeki fondötene sürtüp bunu çıkarmaması için, makyajınızı her zaman pudra sürerek bitirin. Ayrıca gene çerçevenin değdiği yerlerde biriken fazladan yağı almak için özel pudralı kağıtlardan kullanın.


Sihirli gözler
Gözlük çerçeveleri göz çevrenizde sert bir ifade yaratır. Bu nedenle yumuşak ve doğal görünümlü bir göz makyajı gözlük takanlar için daha uygun olacaktır. Gözlük camlarının doğal çarpıtma etkisini tersine çevirmek içinse şunları yapabilirsiniz:

Uzağı göremeyenlerin gözlüklerindeki camlar büyütme etkisi yaratır. Bu nedenle uzağı göremeyenler, gözlerini vurgulama işinde abartıya kaçmamalı. Mesela siyah eyeliner ve koyu kahve tonlarındaki farınızdan vazgeçip, gri ya da bej gibi daha yumuşak bir rengi kirpik diplerine uygulayabilirsiniz.

Yakını göremeyenlerin gözlüklerinde ise durum tam tersi. Bu camlar, gözleri küçük gösterir. Yakını göremiyorsanız, o zaman alt kirpik diplerine makyaj yapmaktan kaçının; çünkü bu gözlerinizi daha da küçük gösterir. Bunun yerine, nötr tonlarda bir farı göz kapağı çizgisine uygulayarak derinlik kazandırın. Üst kirpik diplerinize ise lacivert veya kahverengi eyeliner
ya da göz kalemi çekin.

Kirpik avantajı
Kirpikler gözlüklerin ardında kalınca silik kalabilirler. Kirpik kıvırıcı bu noktada imdada yetişir. Böylece kirpikleriniz kıvrılır ve gözlük camına çarpmazlar. Ayrıca kirpiklerin ortaya çıkması gözlerinizi de daha büyük gösterir. Bir veya iki kat su geçirmeyen rimel de sürdünüz mü, kirpiklerinizin gözlük camlarında iz bırakmayacağına emin olabilirsiniz!


Gözlük seçme rehberi

Çerçeve seçerken, kaş şeklinizi göz önünde bulundurun. Kaş şekliniz ve çerçeve birbirleriyle yarış içinde olmamalı. Sayfadaki fotoğraflarda, klasik kaş şekillerini ve bunlara en yakışan gözlük çerçevelerini görebilirsiniz. Ayrıca kaş ve çerçeve arasında biraz mesafe olması önemlidir, yoksa kirpikler ve çerçeve üst üste binerek tek bir çizgiymiş gibi komik bir
ifade yaratabilir.

Çerçeve rengini cilt renginize göre seçin. Mesela pembe tonlar açık renk tenlilere sıcak bir hava katarken, hafif titanyum ya da gümüş gibi metal çerçeveler, soğuk cilt renklerine yakışır. Kırmızı ya da turuncu gibi parlak renklerle bronz ve altın tonları, buğday tenlilerde güzel durur.

Klasik kemik çerçeveler hemen herkese yakışır. Açık veya koyu tonlardan kendinize yakışanını seçebilirsiniz.

Yüzünüzün şeklini dengeleyen bir çerçeve seçin. Mesela geometrik ya da kare çerçeveler en çok yuvarlak yüzlülere yakışır. Yuvarlak, yumuşak hatlı çerçevelerse köşeli yüzler için daha uygundur. Oval çerçevelerse hemen herkese yakışır.

ofiste guzel olmanin kurallari

Ofiste bakımsız ve yorgun bir ‘yığın’ gibi görünmek istemeyen bayanlar, herkes buraya! Sabahtan akşama kadar akıllı binaların içinde soluk benizli kadınlar olarak dolaşıyoruz. Sabahki ışığımız, enerjimiz akşamüstü saatlerine doğru bizi terk ediyor. İşte ofiste abartıya kaçmadan her daim güzel, bakımlı ve şık olmanın püf noktaları... Yöneticilerinizin tarzını örnek alın Ofisteki tarzınız aslında kendinizi ifade ediş biçiminizdir. Tarzınızın ''Ben, bu işyerine aitim ve burada yükselmeye kararlıyım'' imajı verebilmesi gerekir. Siz, üstlerinizin tarzına uygun giyindiğinizde, bu sizin de ilerde onların pozisyonuna gelebilecek alt yapıda olduğunuzu gösterir. Ancak, kesinlikle, yöneticilerinizin tarzını tıpatıp taklit etmeyin. Örneğin, onların giydiği bir pantolon-ceket takımı, modern bir çanta ya da farklı bir saç kesimi ile farklılaştırabilirsiniz.
Ölçülü makyaj yapın!

İşyerinizde makyajınız profesyonel görüntünüze uygun bir çizgide olmalı. Siz siz olun, fazla makyaj yaparak, işyerinde ''Pamela Anderson'' gibi iddialı bir tarza bürünmeyin. Hiç makyaj yapmayın da demiyoruz. Çünkü o zaman da çok solgun ve halsiz görünebilirsiniz. Amerika?da üst düzey yöneticilere ofiste ne kadar makyaj yaptıkları sorulmuş ve büyük bir kısmı sadece fondöten, rimel, eyeliner ve uçuk bir ruj kullandıklarını söylemişler. Siz de cildinizi hafif renklendirip, kahverengi, pastel ve pembe tonlarını tercih ederek sağlıklı ve bakımlı bir görünüme ulaşabilirsiniz. Mavi ya da yeşil gözlüyseniz, uçuk yeşil tonlarındaki farları, koyu renk gözlüyseniz eflatun tonlarındaki farları seçmelisiniz. Bu arada plazalarda aydınlatma sisteminin makyajı olduğundan fazla gösterdiğini aklınızdan çıkarmayın.

İddialı renklerden kaçının

Ofis ortamında hiçbirimiz bir Picasso tablosundan fırlamış gibi gözükmek istemeyiz. Makyaj yapmak, savaşa giden Kızılderililer gibi boyanmak değildir. İşyerinizde abartılı renklerde ağır bir makyaj, insanların sizi ciddiye almasını engeller. Parlak farlar, buğulu ve koyu renk göz kapaklarından kesinlikle kaçının. Özellikle iş yerinde dudakları seksi bir biçimde vurgulamak, koyu renkli çerçeveler çizmek hiç de hoş bir etki yaratmaz. Bu nedenle parlak ve ıslak görünümlü rujlarınızı cumartesi akşamına saklayın.

Saç şeklinize çekidüzen verin

Saçınız, ister kahküllü, ister perçemli, ister bol katlı olsun, önemli olan hatları belli olan bir kesiminin olması. Saçınızın modelinin kaybolduğu anda, kuaförünüzü ziyaret etmelisiniz. Araştırmalar iş hayatına en uygun olan saç boyunun, omuz hizası olduğunu gösteriyor. Bundan uzun saç, profesyonel bir imaj yaratmaz. Ayrıca sabahları da zamanınızı alır. Yapılan müşteri ve tüketici araştırmaları, kısa saçın insanlara daha fazla güven verdiğini ve müşteri temsilciliği, halkla ilişkiler gibi mesleklerde bu nedenle kısa saçın daha çok tercih edildiğini gösteriyor. Üstünde çok vakit harcanmış gibi gözüken, kalıp gibi duran saç modelleri, yapılan işten çok dikkati dış görünüşe çektiği için kesinlikle tercih edilmiyor. Ayrıca, ofiste fazla jöle ve saç spreyi kullanımından kaçınmak gerekiyor; doğal gözükmek her zaman daha çok işe yarıyor.

Parlaklıktan kaçının!

Siz, profesyonel bir iş kadınısınız; yılbaşı süsü kılığında çalışmanın bir alemi yok. Parlak kıyafetler, takılar ya da vücut kremleri dikkatleri teninize çeker ve bu işyerinde istenen bir etki değildir. Diskoya ya da gece kulübüne gider gibi işe gitmek size terfi getirmez.

Saç renginize dikkat!

Günümüzde, kadınların yüzde 75'i saçlarında boya kullanıyor. Saç renginizde yapacağınız ufak bir değişiklik bile, ofise adımınızı attığınızda, insanların size bakış açısını olumlu ya da olumsuz olarak değiştirebilir. Parlaklığı ve canlılığı gitmiş bir saç rengi, sizi bakımsız olarak gösterir. Diplerinden bir karış, koyu renk orijinal saç renginizin göründüğü bir saç sizin pespaye ve dağınık olarak algılanmanıza neden olur. Yöneticileriniz, saçınıza karşı sergilediğiniz bu umursamaz tavrı, size verilen işlerde de göstereceğinizi düşüneceklerdir. Mesleğinizde, yükselmek istiyorsanız, çok iddialı saç renklerinden uzak durun. Eğer mesleğiniz assolistlik değilse, saçınızı Marlyn Monroe sarısına boyarsanız terfi etmeyi yıllarca beklersiniz. Saç renginizin, ten renginize uygun olması da dikkat etmeniz gereken bir başka nokta. Çok esmerseniz, sarı tonları yerine kızıl ya da kahve tonları sizi daha profesyonel gösterecektir.

Parfüme bulanmayın, sadece sürün

Ofiste çok ağır ve kadınsı parfümler kullanmak hiçbir işverenin önerdiği bir şey değil. Güçlü ve baharatlı kokular insanlarda rehavet ve şehvet duyguları uyandırdığı için çalışırken uygun olmayan kokulardır. Oysa, ofiste rahatlıkla kullanabileceğiniz taze çiçek kokuları, iş motivasyonunuzu arttırır.

Tırnaklara özel önem

Ofiste güzel gözükmek ve insanları etkilemek için manikürcüye maaşınızın yarısını vermenize gerek yok; üç temel kuralı aklınızdan çıkarmayın yeter: 1- Tırnaklarınız yemeyin. Bu, kendinize güveninizin olmadığını gösterir. 2- Tırnaklarınızın içi her zaman temiz olsun ve tırnaklarınızı fazla uzatmayın. Fazla uzun tırnaklar ofiste basit bir görünüm sergilemenize neden olur. Ayrıca klavyede yazı yazarken, kimse tıkır tıkır tırnak seslerinizi duymak zorunda değil. 3- Kırmızı, mavi ya da siyah gibi tuhaf renkli ojeler sürmeyin. Bu renkler, toplantılarda insanların sizi dinlerken yüzünüze değil, ellerinize bakmasına sebep olur.

Saçınızı nasıl toplamanız gerektiğini bilin

Ofis hayatında rahat edebilmek açısından at kuyruğu kabul edilebilir bir model fakat at kuyruğu yaparken, kesinlikle öylesine, üstünkörü toplamayın. Kaliteli bir toka, saçınızı olduğundan daha zarif gösterecektir. Lastik toka yerine, kemikten ya da kristalden yapılmış, kıyafetinizle uyumlu klipsli bir tokayı tercih edin. Topuz yapacaksanız da sakın saçınızı elinize geçen ilk kalemle baştan savma bir şekilde tepenizde toplamayın

sacinizi ve cildinizi canli tutmak

Saçınızı ve cildinizi daha canlı ve sağlıklı bir hale getirmek ister misiniz?Daha bakımlı, daha güzel ve daha çekici görünmek için yapmanız gerekenler çok basit. İşte öneriler; Saçlarınızı düzenleyin Eliniz için kullandığınız, nemlendiricilerden biraz saçınıza sürerseniz uçuşan ve elektriklenen saçlarınızı yatıştırmış olursunuz. Nemlendiriciyi banyo sırasında sürerseniz saçlarınızı kuruladıktan sonra daha parlak ve canlı olduğunu görürsünüz. Güne zinde başlamak Sabahları yorgun kalkıyorsanız vücudunuzu toksinlerden arındırmak için bir bardak limonlu ılık su içebilir, cildinize de maden suyu ile masaj yaparsanız canlandırmış olursunuz.
Diş sağlığı

Diş etlerinizi kuvvetlendirmeniz için küçük taneli tuzları diş fırçanızın üzerine koyun. Daha sonra da diş etlerinize kadar dişlerinizi fırçalayın.

Susuz ciltler için

Vücudunuzda su eksikliği varsa badem özlü bakım kremleri kullanmalı ve yeşil çay içmelisiniz.

Buzlu dudak kremi

Eğer dudak kalemi kullanıyorsanız size önemli bir tavsiye. Kalemi kullanmadan önce buzlu bir kabın içinde bekletirseniz daha iyi sonuç alırsınız.

Ellere süt banyosu

Manikür yapılırken su yerine artık süt kullanılıyor. Ellerinizi en az beş dakika ılık sütün içinde dinlendirirseniz elleriniz ve özellikle tırnaklarınızın güçleneceklerini göreceksiniz.

Farların kullanımı

Eğer farlarınız göz kapaklarınızın üzerinde birikiyorsa kesinlikle yağ bazlı farlar kullanmayın. Yoğun renk pigmentleri içeren pudra farlardan kullanmalısınız. Hafif sedefli farlarda bu konuda çok kullanışlı. Çünkü içeriğindeki sedefli maddeler göz kapağının üzerine yapıştığı için birikme yapmaz.

Mat dudaklar için

Mat rujları seviyorsanız dudak kalemi kullanmalısınız. Böylece dudaklarınız parlamayacak ve çerçeveyi çok fazla taşırmadığınız sürece dudaklarınıza ayrı bir dolgunluk kazandıracaktır. Sadece dudak kalemi ile de dudaklarınıza renk verebilirsiniz. Ama burada dikkat etmeniz gereken bir nokta var; kalemi dudağınıza dik hareketlerle sürdükten sonra parmağınızla iyice dağıtmalısınız.

Göz makyajı temizliği

Göz makyajınızı temizlerken göz kapağı ve çevresini ovuşturmamalısınız. Bunun için kullandığınız ürünü göz kapağınıza sürdükten sonra bir parça pamukla göz pınarından dışarıya doğru hafif dairesel hareketlerle silin.

Cildiniz parlıyorsa

Cildinizi kurutmadan matlaştırmanız gerekir. Fondöteninizi sürmeden önce matlaştırıcı kremler kullanmalısınız. Ve günlük kremler kullanırken bunların jel olmalarına özen gösterin.

Rejim yaparken göğüsleriniz sarkarsa

Kadınların sıkı bir rejime girdiklerinde kilo vermekten göğüslerinin sarktığı görülür. Bu durumda proteini zengin rejimler yapmalısınız. Böylece elastin ve kolajen lifleri esnekliğini kaybetmemiş olur.

uyumak guzellestiriyor

Uyuyan güzelin sırrı çözüldü mü dersiniz? Güzellik uzmanları uykunun vücudu rahatlattığını ve cildi yenilediğini belirtiyor. Gerçekten de uzmanlar derin bir uykunun en iyi anti-aging metodu olduğunda hemfikirler. Çünkü vücut geceleri oldukça etkili bir yenilenme sistemini devreye sokuyor. Hücreler geceleri, gün içinde olduğundan sekiz kat daha fazla çoğalıyorlar. Zarar görmüş hücreler ise hızlı bir şekilde tamir oluyor, mikro sirkülasyon harekete geçerek serbest radikallerle savaşıyor. Alerji ve irritasyonlar ise geceleri, gündüz olduğundan üç kat daha az saldırıya geçiyor. Kısacası, uykuda cildimiz huzur buluyor. Hücreler de bu süre zarfında mükemmel bir yenilenme performansı gösteriyor.

Gece uykusu daha yararlı

Geçmişte gece yarısından önceki uykunun özellikle dinlendirici olduğuna inanılıyordu. Ancak bu görüş şimdilerde daha çok bir mit olarak algılanıyor. Uykunun ilk fazı uykuya daldıktan yaklaşık bir saat sonra gerçekleşiyor. Daha sonra 90 dakikada bir rüya ve derin uyku fazları yer değiştiriyor.Yenilenme için derin uyku fazları özellikle önem taşıyor. Çünkü tam da o sırada gerçek bir gençlik kokteyli hormonlardan kana aktarılıyor. İçlerinden biri olan ve cildin nem depolamasına yardımcı olan östrojen, gündüz de üretilmeye devam etse bile gece üretimi çok daha yoğun oluyor. Melatonin, sadece geceleri yerine konuyor. Uykunun derinleşmesini sağlarken aynı zamanda serbest radikallerin zarar verdiği -örneğin kırıştırdığı- cildi adeta bir ütü gibi ütülüyor. Ancak büyüme hormonu HGH tam bir gece işçisi gibi çalışıyor. Hücre üretimini ve yağ yakımını harekete geçiriyor. Her iki hormon yenilenme çalışmaları sırasında korunması gereken hormonlar arasında öne çıkıyor.

Yatmadan önce dikkat edilmesi gerekenler

Bu yüzden birinci kural olarak; yatağa yatmadan önce kesinlikle çikolatadan uzak durmak gerekiyor. Şeker HGH hormonu oluşumunu yavaşlatıyor ve kakao da içerdiği kafeinle uykuyu engelliyor. Dolayısıyla zayıflatıcı HGH’yi C vitamini ve protein kombinasyonlarıyla birleştirmek mümkün. Uykuya yatmadan önce 30 gr. tavuk, balık ya da tofu (soya peyniri) bir limonla ya da yoğurtla birlikte yenmeli. Fındık da sinirleri güçlendirici B vitamini dışında HGH hormonu oluşumunu tetikleyen proteinler içeriyor. Ayrıca cildin yenilenme ve dinlenme programını desteklemek mümkün...