ÇATLAYAN AYAK TOPUKLARI İÇİN
Malzemeler: Vazelin, Gripin.
Hazırlanışı: Bir kutu vazelinin içine 2 adet Gripin'in içindeki tozu katıp
karıştırın. Yatmadan önce ayaklarınıza iyice sürün. Çorabınızı giyip
yatın.Sonuç mükemmel.
PÜRÜZSÜZ CİLT İÇİN DİNLENDİRİCİ BANYO
Malzemeler: Taze nane, tuz.
Hazırlanışı: Yarım litre suyu kaynatın ve içine on adet taze nane yaprağını atıp on dakika dinlendirin. Ardından bu suyu süzerek ılık suyla dolu küvetin içine bir fincan tuzla beraber dökün.
Ne işe yarıyor?: Nane rahatlatıcı, dinlendirici ve sakinleştirici etkisi
kuvvetli olan bir bitki. Tuz ise peeling yapma özelliğiyle cildinizi ölü
deri ve hücrelerden arındırır.
Ne zaman kullanmalı?:Haftada bir kez yada ihtiyaç hissettiğiniz an kullanılabilir.
KURU CİLTLERE SÜT BANYOSU
Malzemeler: Süt, tuz, bal.
Hazırlanışı: Boş bir plastik su şişesinin içinde bir litre süt, bir fincan
tuz ve yarım fincan balı çalkalayarak karıştırın. Ve bu köpükle vücudunuzu ovun, sonra durulayın.
Ne işe yarıyor?: Süt banyosu derinlemesine temizler ama epidermisin
hassasiyetine zarar vermediği için cildi kurutmaz. Tuz ölü derinin
atılmasına yardımcı olur.
Ne zaman kullanmalı?: Haftada bir kez.
SELÜLİT İÇİN
Selüliti oluşturan nedenlerin başında östrojen, doğum kontrol hapı,
gebelik, sigara, hormonal bozukluklar, beslenmede doymuş yağ miktarının fazlalığı ve lenf sisteminin yetersizliği bulunuyor. Selülitten kurtulmak için birçok yönteme rastlamak mümkün. Bizim tercihimiz ise daha doğal ve daha kolay olan yöntemler. Soyun şu portakal kabuğunu...
Malzemeler: Rezene, anason, biberiye.
Hazırlanışı: Cildinizde oluşan portakal kabuğu görünümü artık canınıza tak etti. Öyleyse çok kolay hazırlanan bir karışımla sonunda selülitlere "elveda" diyebilirsiniz. Bunun için sabahları 1 litre suya 1 tatlı kaşığı rezene, bir tatlı kaşığı anason ve 1 tatlı kaşığı biberiye atın. Bu karışımı kısık ateşte 5 dakika kadar kaynattıktan sonra 10 dakika
demlenmeye bırakın. Soğuyan karışımı gün boyunca bol limonla tüketin. Selülitlerinizin yok olduğunu yada en azından gözle görünmeyecek kadar azaldığına şahit olacaksınız.
PAMUK GİBİ ELLER İÇİN
Malzemeler: Limon suyu, zeytinyağı.
Hazırlanışı: Üç damla zeytinyağıyla bir limonun suyunu karıştırın. Bu
karışımı hemen ellerinize sürün. Yarım saat bekledikten sonra bir parça pamukla ellerinizi silin, ardından da yıkayın.
Ne işe yarıyor?: Limon suyundaki C vitamini ellerdeki lekeler üzerinde
etkili, ayrıca ölü hücreler üzerinde peeling işlevi yapar. Maskenin
içindeki zeytinyağı da kuruluğu giderir ve cildi yumuşatır.
Ne zaman kullanmalı?: Ellerinizin kuruduğunu hissettiğiniz her an
kullanabilirsiniz. Örneğin; suyla uzun süre temas ettikten sonra.
TIRNAKLAR İÇİN
Tırnaklar güneşlenme süresince kalınlaşır, şekil anlamında bozulur, kolayca kırılabilir veya pul pul dökülür. Bu esnada deri de değişir.
Malzemeler: Lavanta yağı.
Hazırlanışı: Tırnaklarınızın üzerine süreceğiniz lavanta yağı, etkin bir
koruma sağlayarak, sözünü ettiğimiz olumsuzlukları yaşamanıza engel olur.
EL MASKESİMalzemeler: Zeytinyağı, bal.
Hazırlanışı: Maskeyi uygulamadan önce bir süre ellerinizi ılık suda
yumuşatın. Ardından tırnaklarınızı 5 dakika boyunca ılık zeytinyağı ve 1çay kaşığı balın içinde bekletin. Sonra da zeytin yağla ellerinize ve parmaklarınıza masaj yapın.
İPEK GİBİ SAÇLAR
Malzemeler: Yumurta sarısı, rom, adaçayı yağı.
Hazırlanışı: Derin bir kapta yumurta sarısını, bir kaşık romu ve 4 damla adaçayı yağını iyice karıştırın. Bu karışımı, şampuanla yıkanan ve durulanan temiz saçlara uygulayın. Yaklaşık on dakika bekledikten sonra da ılık suyla durulayın.
Ne işe yarıyor?: Yumurta sarısının saçlar üzerinde yarattığı yumuşatıcı etki, onların çok daha kolay taranır hale gelmesini sağlıyor. Romun içerdiği alkol, dezenfektan özelliğiyle saç derisini rahatlatıyor. Adaçayı yağının ise arındırıcı etkisi vardır. Kısaca, hazırladığınız bu kremle saçlarınız daha yumuşak ve ipeksi oluyor ve tararken de zarar görmüyor.
Ne zaman kullanmalı?: Bu karışımın haftada bir kez veya iki kez
kullanılması uygundur.
SAÇ MASKESİ
Malzemeler: 2 yemek kaşığı bal, 1 adet limon.
Hazırlanışı: 2 yemek kaşığı balı bir limondan elde ettiğiniz suyla
karıştırarak saç maskenizi hazırlayabilirsiniz. Maskeyi kuru saçınıza sürüp 10 dakika beklettikten sonra saçınızı iyice durulayın. Maskenin ardından saçlarınız dolgun ve parlak bir görünüm kazanacak.
Ne zaman kullanmalı?: Bu karışımın haftada bir kez veya iki kez
kullanılması uygundur.
YÜZ İÇİN NEMLENDİRİCİ MASKE
Malzemeler: Yumurta sarısı, süt.
Hazırlanışı: Bir kapta yumurta sarısı ve bir kaşık sütü karıştırın. Bu
karışımı yüzünüze yayın, üzerini ince bir bezle örterek on beş dakika bekleyin. Ardından kağıt mendille silerek temizleyin.
Daha sonra, sırasıyla, ılık ve soğuk suyla yüzünüzü yıkayın.
Ne işe yarıyor?: Kuru ve nemsiz bir cildiniz varsa bu maske sizin için
birebir. İçinde bulunan yumurta sarısı cildinizi beslerken, süt
nemlendirecek, yumuşaklık verecek ve sıkılaştıracak.
Ne zaman kullanmalı?: Bu maskeyi haftada bir kez uygulamak yeterlidir.
SİYAH NOKTALAR İÇİN
Malzemeler: Limon suyu, yoğurt.
Hazırlanışı: Bir kase yoğurda bir limonun suyunu karıştırın. Bu karışımı,gözlerinize gelmemesine dikkat ederek yüzünüze yayın ve 15 dakika bekleyin.Yüzünüzde kuruyan maskeyi ılık suyla yıkayarak çıkarın.
Ne işe yarıyor?: Limon suyu cildi dezenfekte eder, sivilceleri kurutur ve siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besler,nemlendirir ve yağ miktarını dengeler.
Ne zaman kullanmalı?: Bu maske haftada bir kez uygulanabilir.
SİVİLCELER İÇİN
Malzemeler: Karnabahar, zeytinyağı.
Hazırlanışı: Sekiz adet karnabahar yaprağını iki kaşık zeytinyağı ile
beraber mikserden geçirin. Karışımı, problemli bölgeler üzerinde daha yoğun olacak şekilde yüzünüze yayın, on dakika bekleyin ve yüzünü ılık suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor?: Karnabahar yapraklarının temizleyici fonksiyonu vardır.
Ne zaman kullanılmalı?: Haftada bir yada iki kez.
KIRIŞIKLIKLARA KARŞI MASKE
Malzemeler: Kaymak, elma.
Hazırlanışı: Bu maskeyi hazırlamak için soyulmuş bir elma ve üç kaşık kaymağı mikserle bir kaç dakika karıştırmanız yeterli. Karışımı cildinize yaydıktan sonra temiz bir bezle yüzünüzü
kapatın. Yaklaşık on dakika bekledikten sonra maskeyi silin ve yüzünüzü ılık suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor?: Kaymak cildi yumuşatır, nemlendirir ve cilde elastiklik kazandırır. Kırışıklara karşı da etkilidir. Elma ise cildin diri kalması için önemli bir etkendir.
Ne zaman kullanmalı?: Haftada bir kez.
YAĞLI CİLTLER İÇİN
Malzemeler: Bal, süt, limon suyu.
Hazırlanışı: Bir fincan içinde bir kaşık balı, bir kaşık limon suyunu ve
kıvamın koyuluğunu bozmayacak miktarda sütü karıştırın. Karışımı yüzünüze ve boynunuza yayın ve hafifçe kuruyana kadar bekleyin. Maskeyi nemli bir sünger yardımıyla silerek temizleyin.
Ne işe yarıyor?: Bal cildi yumuşatır ve limon suyunda bulunan aktif maddelerin daha iyi emilmesini sağlar. Bu maddeler de cildin yağ salgısını dengeler, fazla yağ salgısı sonucu oluşabilecek sivilceleri önler.
Ne zaman kullanılmalı?: İhtiyaca göre 10-15 günde bir tekrarlayabilirsiniz.
Önemli not: Sigara içiyorsanız, sigarayı bırakıp egzersize başlamanız bunların hepsinden daha güçlü bir etki yapar.
14 Şubat 2008 Perşembe
Bayanlar İçin Faydalı Bilgiler
Etiketler:
Bayanlar,
Bayanlar İçin,
Bilgiler,
Faydalı,
Faydalı Bilgiler,
İçin
Hangi parfüm neyi anlatıyor?
Kadın
Çiçek: En büyük koku ailesidir. Taze ve neşeli aromalara sahiptirler. Temel içerikleri çiçek, çiçek yaprakları, yağ ve tohumlarıdır. Bunlara genellikle misk, ağaç, meyve, yeşil bitki notaları ile aldehitler eşlik eder.
Meyve: Taze ve hafif kokulardır. Temel notaları bergamot, limon, portakal, mandalina, greyfurt, portakal çiçeğidir. Bunlara genellikle çiçek ve şipre notaları eşlik eder.
Şipre: Kuvvetli esansların karışımından oluşurlar, kalıcı ve zengin içeriklidirler. Temel notaları ağaç, meşe yosunu, misk ve patçulidir. Bunlara genellikle çiçek ve meyve notaları eşlik eder.
Oryantal: Sıcak ve şehvet uyandırıcı esansların karışımıdır. Temel notaları misk, vanilya, amber, değerli ağaçlardır. Bunlara genellikle egzotik çiçek ve baharat notaları eşlik eder.
Erkek
Aromatik: Dinamik ve hafif kokulardır. Temel notaları adaçayı, biberiye gibi kokulu bitki esanslarıdır. Deniz ve çiçek notaları ile zenginleştirilir.
Meyve: Taze ve hafiftirler. Temel notaları bergamot, portakal, limon, mandalinadır. Ağaç ve baharat notalarıyla zenginleştirilir.
Ağaç: Sıcak ve keskin kokulardır. Temel notaları sandal ağacı, patçuli, sedir ağacı ve vetiverdir. Baharat, deniz ve aromatik notalarla zenginleştirilir.
Oryantal: Ağır ve egzotiktir. Temel notaları baharatlar, ağaç ve vanilyadır.
Çiçek: En büyük koku ailesidir. Taze ve neşeli aromalara sahiptirler. Temel içerikleri çiçek, çiçek yaprakları, yağ ve tohumlarıdır. Bunlara genellikle misk, ağaç, meyve, yeşil bitki notaları ile aldehitler eşlik eder.
Meyve: Taze ve hafif kokulardır. Temel notaları bergamot, limon, portakal, mandalina, greyfurt, portakal çiçeğidir. Bunlara genellikle çiçek ve şipre notaları eşlik eder.
Şipre: Kuvvetli esansların karışımından oluşurlar, kalıcı ve zengin içeriklidirler. Temel notaları ağaç, meşe yosunu, misk ve patçulidir. Bunlara genellikle çiçek ve meyve notaları eşlik eder.
Oryantal: Sıcak ve şehvet uyandırıcı esansların karışımıdır. Temel notaları misk, vanilya, amber, değerli ağaçlardır. Bunlara genellikle egzotik çiçek ve baharat notaları eşlik eder.
Erkek
Aromatik: Dinamik ve hafif kokulardır. Temel notaları adaçayı, biberiye gibi kokulu bitki esanslarıdır. Deniz ve çiçek notaları ile zenginleştirilir.
Meyve: Taze ve hafiftirler. Temel notaları bergamot, portakal, limon, mandalinadır. Ağaç ve baharat notalarıyla zenginleştirilir.
Ağaç: Sıcak ve keskin kokulardır. Temel notaları sandal ağacı, patçuli, sedir ağacı ve vetiverdir. Baharat, deniz ve aromatik notalarla zenginleştirilir.
Oryantal: Ağır ve egzotiktir. Temel notaları baharatlar, ağaç ve vanilyadır.
Hızlı Güzellik Tüyoları
Sabahları daha hızlı olmak için...
* Sabahları mümkün olduğunca hızlı olmanın en güzel yolu, yapılması mümkün olan her şeyi akşamdan yapmak. Böylece sabahları, o acelede, boş yere vakit kaybetmez ve rahatça hazırlanabilirsiniz. Bu, ayrıca, güne güzel bir biçimde başlamanın en iyi yolu...
* Saçlarınızı akşam yıkayın. Böylece hem sabah, duşta sadece vücudunuzu yıkayarak zaman kazanabilir, hem de akşam, daha çok vaktiniz olduğu için bakım yapabilir ve ipek gibi saçlara sahip olabilirsiniz.
* Akşamdan tüm kıyafetlerinizi kontrol edin ve mümkünse deneyin. Böylece sabahları bozuk bir fermuar ya da kopuk düğmelerle uğraşmak zorunda kalmazsınız.
* Kıyafetinize uygun olan çanta ve ayakkabıları seçmeyi ve bir önceki gün kullandığınız çantanın içinde yer alanları diğerine aktarmayı da unutmayın.
* Sabah kullanacağınız duş jeli ve vücut losyonu, eğer yarıdan daha az dolu ise onları akşamdan baş aşağı çevirin; böylece bir damla krem çıkarmak için dakikalarca uğraşmazsınız!
Zaman kaybettiren hatalar
Çalar saatin sesini duymadınız, arkadaşınız sandığınızdan erken geldi, ya da benzer bir nedenle çok geç kaldınız ve hiç vaktiniz yok! O zaman dikkat; aşağıdaki zaman kaybettiren hataları sakın yapmayın!
* Oje sürmek: Hızlı kuruyanların bile tam anlamıyla kuruması vakit alıyor ve bu arada hiçbir iş yapılamadığı için zaman kaybediliyor. O nedenle oje sürme işini bol vaktinizin olduğu bir zamana bırakmak ya da çok gerekliyse sadece bir cila sürmek daha akıllıca.
* Uygulaması kolay olmayan makyaj malzemelerini denemek ve bozulunca tüm makyajı yeni baştan yapmak, zorunda kalmak: Yenilikleri ve eyeliner sürmek gibi zor işleri akşam makyajına bırakmak en doğrusu!
* Naylon çorabı aceleyle giymek: Aceleyle giyilen naylon çorap, büyük ihtimalle kaçacaktır. Eğer yeni bir çorabınız yoksa ve etek giymek üzereyseniz, mecburen pantolon giymek zorunda kalacak ve uygun olanı ararken vakit kaybedeceksiniz.
* Telefona yanıt vermek ve sohbete dalmak: En iyisi, vaktiniz darken çalan hiçbir telefonu açmamak!
* Sabahları mümkün olduğunca hızlı olmanın en güzel yolu, yapılması mümkün olan her şeyi akşamdan yapmak. Böylece sabahları, o acelede, boş yere vakit kaybetmez ve rahatça hazırlanabilirsiniz. Bu, ayrıca, güne güzel bir biçimde başlamanın en iyi yolu...
* Saçlarınızı akşam yıkayın. Böylece hem sabah, duşta sadece vücudunuzu yıkayarak zaman kazanabilir, hem de akşam, daha çok vaktiniz olduğu için bakım yapabilir ve ipek gibi saçlara sahip olabilirsiniz.
* Akşamdan tüm kıyafetlerinizi kontrol edin ve mümkünse deneyin. Böylece sabahları bozuk bir fermuar ya da kopuk düğmelerle uğraşmak zorunda kalmazsınız.
* Kıyafetinize uygun olan çanta ve ayakkabıları seçmeyi ve bir önceki gün kullandığınız çantanın içinde yer alanları diğerine aktarmayı da unutmayın.
* Sabah kullanacağınız duş jeli ve vücut losyonu, eğer yarıdan daha az dolu ise onları akşamdan baş aşağı çevirin; böylece bir damla krem çıkarmak için dakikalarca uğraşmazsınız!
Zaman kaybettiren hatalar
Çalar saatin sesini duymadınız, arkadaşınız sandığınızdan erken geldi, ya da benzer bir nedenle çok geç kaldınız ve hiç vaktiniz yok! O zaman dikkat; aşağıdaki zaman kaybettiren hataları sakın yapmayın!
* Oje sürmek: Hızlı kuruyanların bile tam anlamıyla kuruması vakit alıyor ve bu arada hiçbir iş yapılamadığı için zaman kaybediliyor. O nedenle oje sürme işini bol vaktinizin olduğu bir zamana bırakmak ya da çok gerekliyse sadece bir cila sürmek daha akıllıca.
* Uygulaması kolay olmayan makyaj malzemelerini denemek ve bozulunca tüm makyajı yeni baştan yapmak, zorunda kalmak: Yenilikleri ve eyeliner sürmek gibi zor işleri akşam makyajına bırakmak en doğrusu!
* Naylon çorabı aceleyle giymek: Aceleyle giyilen naylon çorap, büyük ihtimalle kaçacaktır. Eğer yeni bir çorabınız yoksa ve etek giymek üzereyseniz, mecburen pantolon giymek zorunda kalacak ve uygun olanı ararken vakit kaybedeceksiniz.
* Telefona yanıt vermek ve sohbete dalmak: En iyisi, vaktiniz darken çalan hiçbir telefonu açmamak!
Oksijen mucizesi
Oksijen mucizesi
İkinci Dünya Savaşı yıllarında Alman savaş pilotlarına uygulanan ozonla terapi kanser, dolaşım bozuklukları, hepatit B ve C gibi viral hastalıklarda iyi sonuçlar veriyor.
Bağışıklık sistemini güçlendiren ve yaşlanmayı geciktiren ozonun mikrop öldürücü özelliği de bulunuyor. İkinci Dünya Savaşı yıllarında da Hitler’in talimatıyla savaş pilotlarına uygulanan ozonun, 150 yıllık insana yönelik kullanım öyküsünde alınan başarılı sonuçlar, giderek yaygınlık kazanmasına yol açtı.
İlk kez 1856’da mikrop öldürücü özelliği fark edilen, Dr. Albert Wolf tarafından 1. Dünya Savaşında kangren ve savaş yaralarına karşı kullanılan, Türkiye’de de uygulanmasına başlanan “vücudu oksijene boğmak” olarak adlandırılan ozonla terapi, yaşlanmayı geciktirici, dolaşım hastalıklarını tedavi edici, bağışıklık sistemini aktive ederek kanserle mücadele ile Hepatit B ve C’de olumlu sonuçlar veren, iyi bir mikrop öldürücü özelliğe sahip.
Ozonun oksijenin bir formu olduğunu söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Şevkullah Bal, Normal şartlarda yeryüzünde az bulunan ve stratosferde güneş ışınlarını süzdüğü için çok önemli olan ozonun, dünyada 1980’lerden itibaren tıbbi tedavide kullanıldığını söyledi. Ozonun insan vücudunda iki önemli etkisi bulunduğuna işaret eden Dr. Bal, dokuların fazlasıyla oksijenize edilmesinin yanında antioksidan sistemi aktive ettiğini bildirdi.
Bağışıklık Sistemini Güçlendirir
Dr. Bal, “Ozonla tedavide en anlamlı sonuçlardan biri, bir takım zincirleme reaksiyonlar meydana getirerek bağışıklık sistemini güçlendirmesidir” dedi. İnsan vücudunun çeşitli nedenlerle oksijensiz kalması durumunda birçok hastalığın oluştuğunu ifade eden Dr. Bal, sözlerini şöyle sürdürdü: “1931 yılında akciğer enzimleri üzerine yaptığı araştırmayla Nobel Ödülü alan bilim adamı Wolfart’ın (Oksijensiz ortam, kanseri oluşturmaktadır) söyleminde de olduğu gibi, oksijensiz ortamlarda hücreler üzerindeki genetik yapılanmada bozulmaya bağlı olarak kanserleşme meyili artmaktadır. Kanser hücrelerinin, yine oksijensiz ortamda yayılım özelliği fazlalaşmaktadır. Dolayısıyla hücreleri ozonla oksijenize ettiğinizde, kanseri önleyici durumun meydana gelebilmektedir. Kanser hastalarının uygulanan tedavinin yanında ozonla terapiyle daha fazla yarar sağlamalarına yol açacak, temel anlamda bağışıklık sistemini güçlendirecek ortam oluşmaktadır.”
Hepatit ve damar hastalıklarında etkiliOzonla tedavinin, damar hastalıklarında çok yararları bulunduğunun gözlemlendiğini, bu anlamda birçok hastalığın tedavisinde yaygın olarak kullanıldığını bildiren Dr. Bal, romatizmal, sigara içimi kaynaklı bacaklarda oluşan hastalıklarla şekerin yan etkilerinde ve buna bağlı oluşan yaraların tedavilerinde önemli yararlar sağlandığını kaydetti. Dr. Bal, ozonun mikrop öldürücü özelliğinin de bulunduğunu, mikrobik yaraların dezenfeksiyonun yanında geçmeyen uçuklarda, mesane hastalıklarında ciddi sonuçlar alındığını belirtti.
Dr. Bal, özellikle B ve C tiplerindeki hepatit hastalıklarında uygun tedavi dozları verildiğinde, karaciğer enzimlerinde düşme, hastalarda iyileşme görüldüğünü çok ciddi bilimsel dergilerdeki yayınlardan da teyit ettiklerini kaydetti. Dr. Bal, ozonla tedavinin bir diğer olumlu sonucunun, “antiaging” özelliği nedeniyle yaşlanma etkilerinin geciktirilmesi olduğuna işaret etti.
Kimlere uygulanmalı?
Doğal ortamlar dışında sanayi toplumlarında yaşayan yetişkin insanların üçte birinin bu tedaviden yararlanması gerektiğini bildiren Dr. Bal, özellikle yönetici hastalığı denilen kronik yorgunluk sendromunda olanlar, kanser hastaları, ailesinde sıklıkla kansere rastlananlarla romatizmal hastalarda yaygın olarak ozon kullanılması gerektiğini söyledi ve iyileşmesi çok zor olan yatak yaralarıyla bazı şeker hastalığı kaynaklı yaralarda da başarılı sonuçlar alındığını bildirdi.
Vitaminlerden daha etkili
Dr. Bal, ozonla tedavinin uzman kişiler tarafından yapılmasının önemine de işaret ederken, bu terapinin bilinen bir yan etkisinin olmadığını söyledi. Vitaminlerin bir çoğunun sağladığından daha fazla etki yaratan ozonun, kemoterapi ve radyoterapiyle normal hücrelerin hasar görmesini azaltıcı etkisinin de bulunduğunu ifade eden Dr. Bal, “Bu tedaviyle insan hayatının uzadığını söylemek biraz iddialı olabilir ama yaşlanmayı geciktirdiğini söyleyebiliriz. Doğal olarak hastalıklardan uzak ve daha doğal ortamda yaşanmasıyla ömür uzamaktadır” dedi.
İkinci Dünya Savaşı yıllarında Alman savaş pilotlarına uygulanan ozonla terapi kanser, dolaşım bozuklukları, hepatit B ve C gibi viral hastalıklarda iyi sonuçlar veriyor.
Bağışıklık sistemini güçlendiren ve yaşlanmayı geciktiren ozonun mikrop öldürücü özelliği de bulunuyor. İkinci Dünya Savaşı yıllarında da Hitler’in talimatıyla savaş pilotlarına uygulanan ozonun, 150 yıllık insana yönelik kullanım öyküsünde alınan başarılı sonuçlar, giderek yaygınlık kazanmasına yol açtı.
İlk kez 1856’da mikrop öldürücü özelliği fark edilen, Dr. Albert Wolf tarafından 1. Dünya Savaşında kangren ve savaş yaralarına karşı kullanılan, Türkiye’de de uygulanmasına başlanan “vücudu oksijene boğmak” olarak adlandırılan ozonla terapi, yaşlanmayı geciktirici, dolaşım hastalıklarını tedavi edici, bağışıklık sistemini aktive ederek kanserle mücadele ile Hepatit B ve C’de olumlu sonuçlar veren, iyi bir mikrop öldürücü özelliğe sahip.
Ozonun oksijenin bir formu olduğunu söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Şevkullah Bal, Normal şartlarda yeryüzünde az bulunan ve stratosferde güneş ışınlarını süzdüğü için çok önemli olan ozonun, dünyada 1980’lerden itibaren tıbbi tedavide kullanıldığını söyledi. Ozonun insan vücudunda iki önemli etkisi bulunduğuna işaret eden Dr. Bal, dokuların fazlasıyla oksijenize edilmesinin yanında antioksidan sistemi aktive ettiğini bildirdi.
Bağışıklık Sistemini Güçlendirir
Dr. Bal, “Ozonla tedavide en anlamlı sonuçlardan biri, bir takım zincirleme reaksiyonlar meydana getirerek bağışıklık sistemini güçlendirmesidir” dedi. İnsan vücudunun çeşitli nedenlerle oksijensiz kalması durumunda birçok hastalığın oluştuğunu ifade eden Dr. Bal, sözlerini şöyle sürdürdü: “1931 yılında akciğer enzimleri üzerine yaptığı araştırmayla Nobel Ödülü alan bilim adamı Wolfart’ın (Oksijensiz ortam, kanseri oluşturmaktadır) söyleminde de olduğu gibi, oksijensiz ortamlarda hücreler üzerindeki genetik yapılanmada bozulmaya bağlı olarak kanserleşme meyili artmaktadır. Kanser hücrelerinin, yine oksijensiz ortamda yayılım özelliği fazlalaşmaktadır. Dolayısıyla hücreleri ozonla oksijenize ettiğinizde, kanseri önleyici durumun meydana gelebilmektedir. Kanser hastalarının uygulanan tedavinin yanında ozonla terapiyle daha fazla yarar sağlamalarına yol açacak, temel anlamda bağışıklık sistemini güçlendirecek ortam oluşmaktadır.”
Hepatit ve damar hastalıklarında etkiliOzonla tedavinin, damar hastalıklarında çok yararları bulunduğunun gözlemlendiğini, bu anlamda birçok hastalığın tedavisinde yaygın olarak kullanıldığını bildiren Dr. Bal, romatizmal, sigara içimi kaynaklı bacaklarda oluşan hastalıklarla şekerin yan etkilerinde ve buna bağlı oluşan yaraların tedavilerinde önemli yararlar sağlandığını kaydetti. Dr. Bal, ozonun mikrop öldürücü özelliğinin de bulunduğunu, mikrobik yaraların dezenfeksiyonun yanında geçmeyen uçuklarda, mesane hastalıklarında ciddi sonuçlar alındığını belirtti.
Dr. Bal, özellikle B ve C tiplerindeki hepatit hastalıklarında uygun tedavi dozları verildiğinde, karaciğer enzimlerinde düşme, hastalarda iyileşme görüldüğünü çok ciddi bilimsel dergilerdeki yayınlardan da teyit ettiklerini kaydetti. Dr. Bal, ozonla tedavinin bir diğer olumlu sonucunun, “antiaging” özelliği nedeniyle yaşlanma etkilerinin geciktirilmesi olduğuna işaret etti.
Kimlere uygulanmalı?
Doğal ortamlar dışında sanayi toplumlarında yaşayan yetişkin insanların üçte birinin bu tedaviden yararlanması gerektiğini bildiren Dr. Bal, özellikle yönetici hastalığı denilen kronik yorgunluk sendromunda olanlar, kanser hastaları, ailesinde sıklıkla kansere rastlananlarla romatizmal hastalarda yaygın olarak ozon kullanılması gerektiğini söyledi ve iyileşmesi çok zor olan yatak yaralarıyla bazı şeker hastalığı kaynaklı yaralarda da başarılı sonuçlar alındığını bildirdi.
Vitaminlerden daha etkili
Dr. Bal, ozonla tedavinin uzman kişiler tarafından yapılmasının önemine de işaret ederken, bu terapinin bilinen bir yan etkisinin olmadığını söyledi. Vitaminlerin bir çoğunun sağladığından daha fazla etki yaratan ozonun, kemoterapi ve radyoterapiyle normal hücrelerin hasar görmesini azaltıcı etkisinin de bulunduğunu ifade eden Dr. Bal, “Bu tedaviyle insan hayatının uzadığını söylemek biraz iddialı olabilir ama yaşlanmayı geciktirdiğini söyleyebiliriz. Doğal olarak hastalıklardan uzak ve daha doğal ortamda yaşanmasıyla ömür uzamaktadır” dedi.
Cildiniz kışa teslim mi?
Cildiniz kışa teslim mi?
Kış aylarında cildinizin kurumasından, renginin değişmesinden ve sivilcelerinizin artmasından mı şikayetçisiniz?
Kışın soğuğu, rüzgarı, yağışlı havaları, is ve egzoz dumanından oluşan kirli havayla cildin barışık olması mümkün değil. Tüm bu cilt için kötü koşullar, kuruluğun yanı sıra ciddi deri hastalıklarına da zemin hazırlıyor. Kuruyan deride kırışıklıklar artıyor. Hava kirliliğine yorgunluk, stres, kötü beslenme gibi koşullar da eklenirse serbest radikaller ciltte enflamasyonlu görünüme neden oluyor.
Osmanoğlu Kliniği Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Meriç Aksoy, kışın mahkum olduğumuz kapalı mekanlardaki kalorifer ve diğer ısıtıcıların ortamın nemini yok ettiğini hatırlatıyor. Sigara dumanı hava kirliliğini artırıyor. Sıcak-soğuk gibi çevresel faktörler derinin koruma sistemini, optimal nemini bozuyor. "Serbest radikallerin de katkısıyla deride kızarıklık ve kabartılarla kendini gösteren enflamasyonlar gelişebilir. Soğuk, deride kanlanmanın azalmasına, deri yüzeyinin sertleşmesine ve deride belirgin bir kurumaya neden olur. Genetik olarak da kişinin cildi kuruysa daha da rahatsız edici bir görüntü ortaya çıkar" diyor.
Bu kötü koşullardan öncelikle bebekler, küçük çocuklar, yaşlılar, atipik ve kuru cilde sahip olanlar en fazla etkilenen gruplar. Bebeklerin ve küçük çocukların derisinin geçirgenliği (bariyer fonksiyonu) iyi olarak kabul edilse bile yıkandıklarından sonra üç-beş dakika içinde bebe yağıyla yağlanmaları gerekiyor. Bu, deriden su kaybını ve buna bağlı olumsuzlukları engellemeye yarıyor.
Dr. Aksoy, "Yaşlanmayla deriden su kaybı olmasa bile derinin su oranı azalır. Yaşlının derisi kurudur. Bu kuruluk kış aylarında artar. Yaşlılar özellikle bacaklarda kuruma ve kaşınma, hatta egzama haline gelmiş deri döküntüleriyle karşımıza gelirler" diyor.
Kış ayları akneleri coşturuyor
Kışın, hava koşullarına ve yaşanılan ortama bağlı bazı cilt hastalıklarında artış da gözleniyor. Örneğin seboreik dermatit denilen cilt hastalığı, stresli dönemlerde ve kış aylarında çok sık çıkıyor. Atopik dermatit ve çeşitli egzamalar yine kış aylarında daha çok görülüyor. Vücut direnci daha kolay düştüğü için, uçuk, suçiçeği, zona gibi viral hastalıklar, akne ve empatiko gibi bakteriyel hastalıklar can sıkıyor.
Akne her ne kadar androjen hormonlarının ve stresin tetiklediği bir cilt hastalığıysa da, yazın güneşli günlerinde daha silik ve hafif seyreder. Kış aylarında coşar. Soğuk, yağmurlu ve puslu havaların gençleri daha depresif yapması, sıkıntı ve streslerini artırması da akneleri tetikliyor.
Pudra ve fondöten sivilceye iyi gelmiyor
Dr. Aksoy, "Biz dermatologlar gençlerin, hele sivilceli ciltleri olanların ağır makyaj ürünleri kullanmalarını istemiyoruz. Çünkü gözenekleri tıkayan siyah ve beyaz noktaların oluşumunu artıran pudra ve fondötenleri sakıncalı buluyoruz. Olgun yaşta sağlıklı cilde sahip olanlar ve vitiligo gibi sorunları bulunanlar da bu ürünleri dikkatle kullanmalı" diyor.
Neyse ki katı kış koşullarının yol açtığı kötü etkileri bertaraf etmek için kremlerden yardım almak mümkün. Nemlendirici ve anti-aging etkisi bir arada olan çok sayıda krem seçeneği kozmetikçiler ve eczanelerin raflarını dolduruyor.
Soğuk günlerde oluşan yüzdeki aşırı kuruluk, göz çevresindeki kırışıkları da artırır. Soğuk ve rüzgarlı havalarda uygun giysilerin seçilmesinin yanı sıra koruyucu gözlük takılmasında da fayda var. Yıkanma sıklığı kişinin ihtiyacına göre değişir. Ancak çok sıcak suyla, aşırı sık yıkanmak cildi iyice kurutur. Banyo sonrası nemlendirici sürmeyi kesinlikle unutmayın.
Yaşam kalitenizi ihmal etmeyin
Yaşam kalitesiyle cilt sağlığı arasında direkt bağlantı var.
Düzenli uyku, sebze, meyve ve proteinden zengin yağlar ve şekerlerden uzak, dengeli bir beslenme programı cilde de yarar. Stresten uzak durmak çok önemli.
Bu arada cilt bakımının da ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlatalım. Sabah ve akşam önce temizlik malzemeleri, ondan sonra uygun nemlendiricilerin düzenli olarak kullanılmasının yararlı etkilerini kısa zamanda gözleyebilirsiniz.
Bunları mutlaka yapın
* Banyodan sonra mutlaka uygun nemlendiriciler kullanın. Hatta yıkanırken yağlı temizleyiciler ve nemlendiricili sabunlar kullanılmasında yarar var.
* Her sabah yüzünüzü yıkadıktan sonra nemlendirici sürün. Kışın daha fazla nemlendiriciye ihtiyaç duyabileceğini göz ardı etmeyin.
* Haftada bir-iki kez yüzü tahriş etmeyen ölü derilerin atılmasına da yardımcı olan peeling (soyucu) ürünleri kullanın. Bunların vücut için olanları hem cildin ölü derilerini temizler hem de kıl köklerindeki keratin tıkaçlarını ortadan kaldırır. Bu sayede kıl dönmelerini ve batık kıl oluşumlarını önlersiniz.
* Hava şartlarına göre uygun giysi seçin. Soğuklarda, çok kalın giyinmek yerine, ince ama kat kat giysileri tercih edin. Terleten sentetik giysiler, mantar hastalıkları riskini artırır.
Bunlardan uzak durun
* Aşırı kalorili, ağır yiyeceklerden,
* Nemlendiricisiz sokağa çıkmaktan,
* Susuz kalmaktan,
* Soğuk ve rüzgardan,
* Yıkanmayı geciktirmekten,
* Dudaklarınızı bakımsız bırakmaktan,
* Ellerinizi el kremsiz ve eldivensiz bırakmaktan sakının.
Erkek cildi bakımdan muaf değil
Erkek cildi kadınlara göre daha kalın olduğundan ve hormonal yapısı dolayısıyla daha fazla yağ ürettiği için temizliğine daha fazla özen gösterilmeli. Mümkünse haftalık bakım yapmalı. Erkekler, gençliklerinde ciltlerinin çok parlak, yani yağlı olmasından şikayet ederler. Cilt su tutamaz ve zamanla yanmalar, kızarıklık, siyah noktalar ve lekeler görülür. İşte tüm bu nedenlerden ötürü, erkekler için özel cilt bakımı uygulaması farz.
Peeling cildin ölü derisini temizler. Maske ise temizlenen gözeneklere daha iyi ulaşır. Gözeneklerin içinde biriken, katılaşan yağı ve toksinleri temizler. Cilde yönelik ürünlerin oksijenlenmeye, kan dolaşımını artırmaya, ölü hücrelerin atılmasına ve yeni hücre oluşumuna katkısı var. Ayrıca doğal atıklar ve dış faktörlerle oluşan kirliliğinin temizlenmesi ve koruyucu katmanın oluşturulması için de yararlı. Yıpranma ve yaşlanmanın ihtiyacını artırdığı faktörleri, aynı ürünlerle yerine koymak mümkün.
Kış güneşini hafife almayın
Küçük çocuklar, yaşlılar, vitiligo ve cilt kanseri gibi problemleri olanlar için güneş kışın da zararlı. Dağda veya kayak merkezlerinde, yüksek ve rüzgarlı yerlerde, çok soğuk havada ve güneşte de aynen yaz günlerindeki gibi ciddi güneş yanıkları oluşabilir. Yüksek koruma faktörlü güneş kremi ya da losyonunu kışın da üç-dört saat arayla sürün.
Karda dolaşırken soğuğu hissettirmeyecek giysiler, ayakkabılar, eldiven, başlık ve atkı kullanılması da şart. Bunların yanı sıra cilt tipinize uygun nemlendirici, üzerine de güneş kremi, losyonu sürmek gerekir. Karlı ortamlarda güneş ışınları kar zerreciklerinden yansıyarak gelir. O yüzden güneş gözlüğü veya kar gözlüğü mutlaka kullanılmalı. Bu sayede katarakt, konjoktivit gibi göz hastalıklarından korunma sağlanırken, göz çevresi kırışıkları da engellenmiş olur.
Kış aylarında cildinizin kurumasından, renginin değişmesinden ve sivilcelerinizin artmasından mı şikayetçisiniz?
Kışın soğuğu, rüzgarı, yağışlı havaları, is ve egzoz dumanından oluşan kirli havayla cildin barışık olması mümkün değil. Tüm bu cilt için kötü koşullar, kuruluğun yanı sıra ciddi deri hastalıklarına da zemin hazırlıyor. Kuruyan deride kırışıklıklar artıyor. Hava kirliliğine yorgunluk, stres, kötü beslenme gibi koşullar da eklenirse serbest radikaller ciltte enflamasyonlu görünüme neden oluyor.
Osmanoğlu Kliniği Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Meriç Aksoy, kışın mahkum olduğumuz kapalı mekanlardaki kalorifer ve diğer ısıtıcıların ortamın nemini yok ettiğini hatırlatıyor. Sigara dumanı hava kirliliğini artırıyor. Sıcak-soğuk gibi çevresel faktörler derinin koruma sistemini, optimal nemini bozuyor. "Serbest radikallerin de katkısıyla deride kızarıklık ve kabartılarla kendini gösteren enflamasyonlar gelişebilir. Soğuk, deride kanlanmanın azalmasına, deri yüzeyinin sertleşmesine ve deride belirgin bir kurumaya neden olur. Genetik olarak da kişinin cildi kuruysa daha da rahatsız edici bir görüntü ortaya çıkar" diyor.
Bu kötü koşullardan öncelikle bebekler, küçük çocuklar, yaşlılar, atipik ve kuru cilde sahip olanlar en fazla etkilenen gruplar. Bebeklerin ve küçük çocukların derisinin geçirgenliği (bariyer fonksiyonu) iyi olarak kabul edilse bile yıkandıklarından sonra üç-beş dakika içinde bebe yağıyla yağlanmaları gerekiyor. Bu, deriden su kaybını ve buna bağlı olumsuzlukları engellemeye yarıyor.
Dr. Aksoy, "Yaşlanmayla deriden su kaybı olmasa bile derinin su oranı azalır. Yaşlının derisi kurudur. Bu kuruluk kış aylarında artar. Yaşlılar özellikle bacaklarda kuruma ve kaşınma, hatta egzama haline gelmiş deri döküntüleriyle karşımıza gelirler" diyor.
Kış ayları akneleri coşturuyor
Kışın, hava koşullarına ve yaşanılan ortama bağlı bazı cilt hastalıklarında artış da gözleniyor. Örneğin seboreik dermatit denilen cilt hastalığı, stresli dönemlerde ve kış aylarında çok sık çıkıyor. Atopik dermatit ve çeşitli egzamalar yine kış aylarında daha çok görülüyor. Vücut direnci daha kolay düştüğü için, uçuk, suçiçeği, zona gibi viral hastalıklar, akne ve empatiko gibi bakteriyel hastalıklar can sıkıyor.
Akne her ne kadar androjen hormonlarının ve stresin tetiklediği bir cilt hastalığıysa da, yazın güneşli günlerinde daha silik ve hafif seyreder. Kış aylarında coşar. Soğuk, yağmurlu ve puslu havaların gençleri daha depresif yapması, sıkıntı ve streslerini artırması da akneleri tetikliyor.
Pudra ve fondöten sivilceye iyi gelmiyor
Dr. Aksoy, "Biz dermatologlar gençlerin, hele sivilceli ciltleri olanların ağır makyaj ürünleri kullanmalarını istemiyoruz. Çünkü gözenekleri tıkayan siyah ve beyaz noktaların oluşumunu artıran pudra ve fondötenleri sakıncalı buluyoruz. Olgun yaşta sağlıklı cilde sahip olanlar ve vitiligo gibi sorunları bulunanlar da bu ürünleri dikkatle kullanmalı" diyor.
Neyse ki katı kış koşullarının yol açtığı kötü etkileri bertaraf etmek için kremlerden yardım almak mümkün. Nemlendirici ve anti-aging etkisi bir arada olan çok sayıda krem seçeneği kozmetikçiler ve eczanelerin raflarını dolduruyor.
Soğuk günlerde oluşan yüzdeki aşırı kuruluk, göz çevresindeki kırışıkları da artırır. Soğuk ve rüzgarlı havalarda uygun giysilerin seçilmesinin yanı sıra koruyucu gözlük takılmasında da fayda var. Yıkanma sıklığı kişinin ihtiyacına göre değişir. Ancak çok sıcak suyla, aşırı sık yıkanmak cildi iyice kurutur. Banyo sonrası nemlendirici sürmeyi kesinlikle unutmayın.
Yaşam kalitenizi ihmal etmeyin
Yaşam kalitesiyle cilt sağlığı arasında direkt bağlantı var.
Düzenli uyku, sebze, meyve ve proteinden zengin yağlar ve şekerlerden uzak, dengeli bir beslenme programı cilde de yarar. Stresten uzak durmak çok önemli.
Bu arada cilt bakımının da ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlatalım. Sabah ve akşam önce temizlik malzemeleri, ondan sonra uygun nemlendiricilerin düzenli olarak kullanılmasının yararlı etkilerini kısa zamanda gözleyebilirsiniz.
Bunları mutlaka yapın
* Banyodan sonra mutlaka uygun nemlendiriciler kullanın. Hatta yıkanırken yağlı temizleyiciler ve nemlendiricili sabunlar kullanılmasında yarar var.
* Her sabah yüzünüzü yıkadıktan sonra nemlendirici sürün. Kışın daha fazla nemlendiriciye ihtiyaç duyabileceğini göz ardı etmeyin.
* Haftada bir-iki kez yüzü tahriş etmeyen ölü derilerin atılmasına da yardımcı olan peeling (soyucu) ürünleri kullanın. Bunların vücut için olanları hem cildin ölü derilerini temizler hem de kıl köklerindeki keratin tıkaçlarını ortadan kaldırır. Bu sayede kıl dönmelerini ve batık kıl oluşumlarını önlersiniz.
* Hava şartlarına göre uygun giysi seçin. Soğuklarda, çok kalın giyinmek yerine, ince ama kat kat giysileri tercih edin. Terleten sentetik giysiler, mantar hastalıkları riskini artırır.
Bunlardan uzak durun
* Aşırı kalorili, ağır yiyeceklerden,
* Nemlendiricisiz sokağa çıkmaktan,
* Susuz kalmaktan,
* Soğuk ve rüzgardan,
* Yıkanmayı geciktirmekten,
* Dudaklarınızı bakımsız bırakmaktan,
* Ellerinizi el kremsiz ve eldivensiz bırakmaktan sakının.
Erkek cildi bakımdan muaf değil
Erkek cildi kadınlara göre daha kalın olduğundan ve hormonal yapısı dolayısıyla daha fazla yağ ürettiği için temizliğine daha fazla özen gösterilmeli. Mümkünse haftalık bakım yapmalı. Erkekler, gençliklerinde ciltlerinin çok parlak, yani yağlı olmasından şikayet ederler. Cilt su tutamaz ve zamanla yanmalar, kızarıklık, siyah noktalar ve lekeler görülür. İşte tüm bu nedenlerden ötürü, erkekler için özel cilt bakımı uygulaması farz.
Peeling cildin ölü derisini temizler. Maske ise temizlenen gözeneklere daha iyi ulaşır. Gözeneklerin içinde biriken, katılaşan yağı ve toksinleri temizler. Cilde yönelik ürünlerin oksijenlenmeye, kan dolaşımını artırmaya, ölü hücrelerin atılmasına ve yeni hücre oluşumuna katkısı var. Ayrıca doğal atıklar ve dış faktörlerle oluşan kirliliğinin temizlenmesi ve koruyucu katmanın oluşturulması için de yararlı. Yıpranma ve yaşlanmanın ihtiyacını artırdığı faktörleri, aynı ürünlerle yerine koymak mümkün.
Kış güneşini hafife almayın
Küçük çocuklar, yaşlılar, vitiligo ve cilt kanseri gibi problemleri olanlar için güneş kışın da zararlı. Dağda veya kayak merkezlerinde, yüksek ve rüzgarlı yerlerde, çok soğuk havada ve güneşte de aynen yaz günlerindeki gibi ciddi güneş yanıkları oluşabilir. Yüksek koruma faktörlü güneş kremi ya da losyonunu kışın da üç-dört saat arayla sürün.
Karda dolaşırken soğuğu hissettirmeyecek giysiler, ayakkabılar, eldiven, başlık ve atkı kullanılması da şart. Bunların yanı sıra cilt tipinize uygun nemlendirici, üzerine de güneş kremi, losyonu sürmek gerekir. Karlı ortamlarda güneş ışınları kar zerreciklerinden yansıyarak gelir. O yüzden güneş gözlüğü veya kar gözlüğü mutlaka kullanılmalı. Bu sayede katarakt, konjoktivit gibi göz hastalıklarından korunma sağlanırken, göz çevresi kırışıkları da engellenmiş olur.
yağ yakmanın yolları
Bir an önce forma girmek istiyorsanız, vereceğimiz küçük tüyoları dikkatlice okuyun. Çünkü bu öneriler sayesinde yaptığınız aktivite ne olursa olsun daha hızlı yağ yakabilir, istediğiniz gibi formda bir vücuda sahip olabilirsiniz.
Canlanın.
Günlük işlerinizi yaparken hareketli olun ve gideceğiniz yerlere mümkün olduğu kadar yürüyerek gidin. Örneğin kuru temizlemeciye giderken canlı ve hızlı bir tempoyla 30 dakika yürüdüğünüz zaman yaklaşık 120 kalori yakabilirsiniz. Bu, araba kullanmakla yakacağınız kalori miktarının tam iki katına eşittir.
Çok yağ yaktıran kaslarınızı çalıştırın.
Ne kadar çok kasınız çalışırsa, yaktığınız kalori miktarı o kadar çok demektir, sadece oturuyor olsanız bile. Eğer amacınız yağlarınızdan kurtulmaksa, en çok yağ yakmanızı sağlayacak kaslarınızı çalıştırmanız gerekiyor ki; bunlar baldır, kalça ve göğüs kaslarınızdır.
Sık sık hareket edin.
Yapılan araştırmalar kendiliğinden gerçekleşen fiziksel aktivitelerin de kalori harcamanızı sağladığını gösteriyor. Örneğin ayak uçlarını yere vurmak ve elleri hareket ettirmek günde ekstradan 800 kalori yakmanızı sağlıyor.
Gücünüzü arttırın.
Aerobik çalışmanızda daha fazla kalori yakmak için ya yaptığınız egzersizin şiddetini ya da hızınızı arttırın. Örneğin koşu bandında çalışıyorsanız, yokuş çıkmak 50 kalori daha fazla yakmanızı sağlayacaktır.
Müzik dinleyin.
Müzik dinlemek, spor yaparken çok motive edici bir etkendir. Yapılan araştırmalar, müzikle egzersiz yapanların yüzde 25 daha uzun süre spor yaptıklarını gösteriyor. BU da doğal olarak daha çok kalori yakmanız anlamına geliyor.
Isının ve gevşeyin.
En istekli insanlar bile iş, egzersiz öncesi ve sonrası yapılan 5 - 10 dakikalık ısınma ve gevşeme hareketleri sırasında da kalori yakacağınızı biliyor musunuz? Örneğin yüzmeyle uğraşan biri, bu sırada fazladan 90 kalori yakabilir.
Daha çok yiyin.
Kalorilere, onları yıkmak için ihtiyacınız olduğunu unutmayın. Eğer uzun süre yemek yemezseniz, vücudunuz açlık alarmı verir ve metabolizmanız daha az kalori harcamak için yavaşlar. Bu yüzden öğün aralarında bir şeyler atıştırmaktan çekinmeyin. Yalnız bu yediklerinizin, salatalık, yoğurt gibi kalorisi düşük besinler olmasına dikkat edin.
Doğru yöntemi kullanın
yaptığınız egzersiz ne olursa olsun, iyi sonuç almak için doğru bir şekilde yapmalısınız. Örneğin, kardiyo makinesinde kullandığınız teknik zayıfsa, bu harcadığınız kalorinin de az olmasına yol açar. Yapılan en yaygın hatalardan biri de merdiven çıkarken parmaklıklara tutunmaktır. Bu şekilde bacaklarınız yeteri kadar ağırlık taşımaz ve gereken eforu sarfedemezsiniz. Merdiven çıkarken dik durup, parmaklıklardan sadece denge sağlamak için yararlanmanız gerekir.
Duş öncesi egzersiz yapın.
Tuvaletin önünde durup, bir ayağınızı klozet kapağının üzerine koyun ve elinizle lavabodan destek alın. 15 kez oturup, kalkma egzersizi yapın. Daha sonra bacak değiştirip, hareketi tekrarlayın. Tek bacakla yapılan çömelme hareketi, iki bacakla yapılana göre daha çok kas yapar ve bu şekilde gün içinde daha çok kalori yakmış olursunuz.
Periyodik olarak yürüyün.
Sürekli yürüyenler yağ rezervlerini kullanırlar. Eğer sürekli yürümüyorsanız, hızlı tempolu yürüyüşünüz sırasında 5 dakikalık yürüme molası verin.günde sekiz saat yürürseniz, ekstradan 100 kalori yakabilirsiniz.
İkişer ikişer çıkın.
Asansör yerine merdiven kullanmanın kalori yakmaktaki yararı bilinen bir gerçek. Ancak basamakları birer birer yerine ikişer ikişer çıkarsanız, yüzde 55 daha fazla yağ yakmanız mümkün.
Hızınızı arttırın.
Kardiyo çalışmalarınıza kısa süreli, turbo çıkışlar eklerseniz daha fazla kalori yakabilirsiniz. Örneğin bisiklete biniyorsanız, 10 kez bu tür çıkışları yapabilirsiniz. Böylece ekstradan 120 kalori yakabilirsiniz. Önce koşu temponuzda 2 dakika koşun. Sonra 1 dakika için hızınızı arttırın. 2 dakika için normal temponuza geri dönün, sonra yeniden hızlanın.Bu şekilde devam edebilirsiniz.
Kendi yemeğinizi kendiniz yapın.
Dışarıdan sipariş etmek yerine kendi yaratıcılığınız kullanmanız da yarar var. Mutfakta geçirdiğiniz bir saat yaklaşık 150 kalori yakmanızı sağlayacaktır. Blender yerine, el mikseri kullanabilirsiniz.
Farklı egzersizler deneyin.
Güçlendirici egzersizler ve kardiyovasküler egzersizi birleştirdiğinizde, normalden iki kat daha fazla kalori yakabilirsiniz. 5 dakika kardiyovasküler egzersizle başlayıp, güç gerektiren egzersize geçebilirler, daha sonra birkaç dakika için tekrar kardiyovasküler agzersiz yapabilirsiniz. Bu şekilde değişiklikler yaparak devam edebilir, 5 dakika kardiyo egzersizle çalışmanızı tamamlayabilirsiniz.
Ev işinden kaçınmayın.
Ne kadar sıkıcı olsa da en azından yakacağınız kalorileri düşünüp, temizlik yapabilirsiniz. Toz almak, yerleri silmek, süpürmek, yatakları toplamakla geçireceğiniz bir saat 200 kalori yakmanızı sağlayabilir.
Benzininizi kendiniz doldurun.
Görevlilerden rica edip, kendi işinizi kendiniz yapabilirsiniz. Böylece 25 kalori yakabilirsiniz.
Günde iki kısa egzersiz yapın.
Sabah ve akşam saatlerinde 20'şer dakikalık iki kısa egzersiz yaparsanız, metabolizmanızın egzersizden sonraki birkaç saat içinde canlı kalmasını sağlarsınız. Bu şekilde taktığınız kalori miktarı da ikiye katlanır.
Susuz kalmayın.
Su ihtiyacını karşılamak, daha uzun süre egzersiz yapmanızı, dolayısıyla kalori yakmanızı sağlar. Egzersiz sırasında vücut ağırlığınızın yüzde1'i oranında su kaybederseniz, daha çabuk yorulup, pes edersiniz.
Aktiflikten vazgeçmeyin.
Erkek arkadaşınızla buluştuğunuzda, size ne yapmak istediğinizi sorarsa, dans etmeye gitmek gibi aktivite seçin. Böylece saatte 180 kalori yakabilirsiniz. Ya da yüzmek, bowling oynamak gibi daha sportif faaliyetleri önerebilirsiniz.
Duruşunuzu düzeltin.
Oturabileceğiniz yerlerde asla yatmayın, ayakta durabileceğiniz yerlerde oturmayın ve dik durmaktan vazgeçmeyin. Çünkü bütün bunlar kaslarınız çalıştıran aktivitelerdir ve kalori yakmanızı sağlar.
En çok yağ yaktıran 5 egzersizi deneyin.
Eğer bütün bu önerilerin hangisini yapacağınız konusunda kararsızsanız, en çok yağ yakmanızı sağlayacak 5 egzersizden birini seçebilirsiniz.
1. Kardiyo kikboks ( saatte yaklaşık 700 kalori )
2. Koşma ( saatte yaklaşık 650 kalori )
3. İp atlama ( saatte yaklaşık 590 kalori )
4. Karate ( saatte yaklaşık 590 kalori )
5. Kayak ( saatte yaklaşık 470 kalori )
GÜNLÜK YAŞAMI EGZERSİZE DÖNÜŞTÜRÜN
1. Televizyon kanalını değiştirin
Belki bu hareketle fazla bir şey kazanmayacağınızı düşünüyorsunuz, ama yapılan araştırmalar gösteriyor ki televizyon kumandası kullanmak yerine, koltuğunuzdan kalkıp kanal değiştirirseniz ve bu vesileyle odada l dakika boyunca yürürseniz, bir senede 2.2 kilo verme şansınız var. Teknolojinin kolaylıklarından vazgeçmek zor mu? Kumandayı saklayın veya birinden bunu yapmasını isteyin!
2. Ev işi yapın
Ev işi yapmanın en az bir saat aerobik yapmak kadar faydalı olduğunu biliyor muydunuz? Silin, süpürün, cam silin. Ne kadar hızlı hareket edersiniz, o kadar kalori yakmış olursunuz. Hâlâ karar veremediyseniz size şunu söyleyelim: Yarım saat elektrik süpürgesiyle kararlı bir şekilde süpürmek 10 dakika jogging yapmak yerine geçebilir!
3. Reklam molalarını değerlendirin
Uzun ve sık reklam molalarına Öfkelenme devri bitti. Hoşlanmıyorsanız, kimse sizi reklam seyretmeye zorlayamaz. Ancak madem ki seyretmiyorsunuz, kendiniz İçin son derece yararlı bir aktivitede bulunmaya ne dersiniz? Reklamların sıklığını göz önünde bulundurursak, bir akşamda en az 20 kez yerinizden kalkıp oturacaksınız. Buna bir de bacak kaldırma egzersizini eklerseniz, işte sizi televizyon seyrederken mükemmel bir forma kavuşturacak bir egzersiz seti!
4. Yatakta kalın
Uyandıktan sonra 5 dakika daha yatakta kalın. İşte gününüzü daha enerjik geçirmenizi sağlayacak bir egzersiz seti! Yan ve dümdüz duracak şekilde yatın ve üstteki bacağınızı 10-15 kez havaya kaldırıp indirin. Bacak değiştirin. Sonra sırtüstü uzanın, bel boşluğunuza bir yastık yerleştirin ve her bacağınızı 10 santim havaya kaldırıp 15'er saniye bu şekilde tutun. Egzersiz sırasında karın kaslarınızı da gergin tutarsanız, hem bacak hem karın kaslarınızı çalıştırmış olacaksınız.
5. Vücudunuzu fırçalayın
Vücudunuzu fırçalamak teninizi sırf ölü derilerden arındırmakla kalmıyor, aynı zamanda kan dolaşımını hızlandırıp, selülitin oluşumunu engelliyor. Duşun altına zıplamadan önce uzun saplı bir fırça kullanarak vücudunuzu kararlı bir şekilde fırçalayın.
6. Bekleme vakitlerinizi değerlendirin
Banyo yapacaksınız, ama küvetin suyla dolmasını beklemek zorundasınız. Daha iyi. Suyun dolmasını beklerken vücudunuzu çalıştırabilirsiniz. Küvetin kenarına oturun, ellerinizle küvetin kenarlarından tutunun ve ellerinizden destek alarak kalçanızı 10-15 kez havaya kaldırın. Banyo yerine duş almayı tercih ediyorsanız mutfakta egzersiz yapın. Yemek pişirirken dolu şişeler kullanarak kollarınızı kuvvetlendirebilirsiniz. Ayakta durun, kalçalarınızı sıkı tutarak bacaklarınızı ayırın ve ellerinizdeki su şişelerini 20-30 kez kaldırıp indirin.
7. Kumda yürüyün
Kumsalda yürümek asfaltta yürümekten iki kez daha yararlı (tabii daha yorucu olsa da). Kuma bastığınız anda ayağınız kuma dalıyor ve adım atmak için onu kumdan çıkarmak zorunda kalıyorsunuz. Kumda yürümek baldır kasları için de son derece yararlı.
8. Sahili gözetleyin
Su ve kum bacaklarınızı çalıştırmaya yarayan bir fıttnes aleti gibidir. Deniz kenarına oturun. Su bacaklarınızı örtecek kadar olmalı. Suyu iterek bacaklarınızı açıp kapatın. Suya karşı harcadığınız enerji kalori kaybına neden olurken, suyun hareketi bacaklarınıza masaj yaparak selülit oluşumunu engelleyecektir.
9. Güneş kremi sürün
Güneşin zaralı ışınlarına karşı koruyucu kremlerin önemini bir an olsun unutmayın. Hem de bütün vücudunuza, itinayla krem sû-rün. Hem güneşin zararlarından korunmuş olacaksınız, hem mükemmel bir egzersiz fırsatı bulacaksınız. Tüm vücuda krem sürmenin en az 3 dakika sürdüğünü kabul edersek, 3 dakika boyunca kol kaslarımız çalışır. Hatta, kendinize sürmekle yetinmeyin, sevgilinize de sürmeyi teklif edin.
10. Havuzda egzersiz yapın
Havuzlar egzersiz yapmak için idealdir, çünkü suyun ağırlığı ve direnişi göğüs kaslarınızı çalıştırır. Suda dimdik durun. Kollarınızı vücudunuzun yanına uzattıktan sonra, dirseklerinizi kırıp kollarınızın omuzlarınızla dik açı oluşturmasını sağlayın. Bu arada kolların su altında kalmasına dikkat edin. Suyun direnişini kırıp, dik açı oluşturan kollarınızı göğsünüzün önünde birleştirin. Ellerinizi birleştirmeye veya mümkünse alkışlamaya çalışın. Sonra suyu geri iterek, yeniden ilk pozisyona dönün. Hareketi 20-30 kez tekrarlayın.
11. Alışverişe çıkın
Alışveriş yapmak yürüyüşe benzeyen bir harekettir. 10 dakikalık bir alışverişi 10 dakikalık bir yürüyüşe eşit tutarsak, işte günlük egzersiz ihtiyacınızın 3'te birini yapmış olursunuz. Bütçenize fazla zarar vermiyorsa, çok çok alışveriş yapın. Yürüyüş yapmış olmanın yanı sıra, dolu torbalan taşımak sırt ve kol kaslarınızı çalıştırır.
12. Frizbi oynayın
Frizbi oyunu göğüs, sırt ve kol kaslarınız için birebirdir. Bir saat boyunca frizbi oynamak 850 kilojul harcamanız anlamına gelir. Oyun sırasında eğilmek, uzanmak, hızla dönmek gerektiği için, vücudun neredeyse bütün kas grupları çalışır.
13. Sporu alışkanlık haline getirin
Sloganınız "Sporsuz 48 saate hayır" olmalı. Eğer iki günde bir mutlaka egzersiz yaparsanız, hareket yapmayı daha çok seversiniz. Neden mi? Çünkü hareket yaparak kazandığınız form ve enerji en fazla 2 gün sürebilir. Egzersiz için iki günlük bir sıklık bu yüzden idealdir.
14. Açık havayı tercih edin
Yapılan bir araştırma gösteriyor ki sporcular açık hava koşularını koşu bandına tercih ediyor. Açık havayı seviyorsanız, koşu bandından vazgeçin ve daha eğlenceli bulduğunuz açık hava koşunuzu yapın.
15. Sağlıklı düşünün
Spor yaparken hem beyin hem vücut olarak kendimizi daha iyi hissediyoruz. Hareket sırasında beyin başka düşüncelerden arınıp, vücudun hareketlerine odaklanıyor. Böylece beyin-vücut bir bütün olarak bir ritm içine girmiş oluyor.
16. Müzik eşliğinde egzersiz yapın
Hareket yaparken müzik dinlemek sporu daha eğlenceli, daha kolay yapılır hale getirir. Mutlu hatıralarla dolu parçalar seçerek bir kaset doldurun. Onu dinlerken daha çok motive olacaksınız.
17. 10 dakika hesabı
Uzmanlara göre haftada üç kez yarımşar saatlik setler halinde yapılmış egzersiz ideal, ama bu 30 dakikayı illede aynı anda yapmanız gerekmiyor. 30 dakikanız yoksa, bunu 10 dakikalık 3 set halinde yaparak da aynı sonuca ulaşırsınız.
18. Elektronik postayı kullanmayın
Biriyle birebir konuşmak varken neden klavyenin esiri oluyorsunuz? Bir iş arkadaşınıza bir şey söylemek gerektiğinde, mesajınızı kendiniz götürün. Masadan kalkıp her attığınız adım vücudunuz için bir kazanç, bunu asla unutmayın. Hem sorunlarınızı daha etkin çözmüş olacaksınız, hem de yağ yakacaksınız, bundan iyi bir şey olabilir mi?
19. Dik oturun
Dik oturan kişiler daha profesyonel görünmekle kalmıyor, ideal bir sırt hareketi de yapmış oluyorlar. Dik durmayı sağlayan kas grupları karın ve alt sırt kaslarıdır, yani her dik oturuşunuzda onları çalıştırırsınız. Hemen şimdiden iki büklüm oturmaktan vazgeçin!
20. Her boş anı değerlendirin
Bilgisayarınızın düğmesine basıp açılmasını mı bekliyorsunuz? Yoksa faks sinyali verip sayfanın elinize geçmesini mi? Durmayın, bu boş saniyeleri kendi yararınıza değerlendirin. Bacaklarınızı gergin tutun, sonra parmak ucunuzda kalkın. Bu iniş kalkışları birkaç kez tekrarlayın.
21. Fıkır fıkır olun
Araştırmalara göre yerinde duramayan kişiler durgun kişilere göre günde 4200 kilojul daha fazla harcarlar. Ayaklarınızı sallayın, ellerinizle masaya vurup ritm tutun, sakız çiğneyin. Unutmayın, vücudunuzun çalışmasını sağlayan en ufak bir hareket sizin için bir kazançtır, hem de efor harcamadan.
22. Ofis koşusu yapın
Kahvenizi ofisin mutfağından almak yerine, caddenin karşısındaki pastaneden getirin. Günde üç kez dışarı çıkıp kahvenizi getirmek 420 kilojul ekstra enerji harcamanızı sağlar. Hem yürüyüş yapmış olacaksınız, hem de açık havanın beyninize olan yararlarından faydalanacaksınız.
23. Merdiven kullanma alışkanlığı kazanın
İşyerinde yapabileceğiniz en faydalı egzersizlerden biri asansör yerine merdivenleri kullanmaktır. Merdivenlerden çıkmak ve inmek baldır kaslarınızı çalıştırır. Eğer üst kaslarınızın da çalışmasını istiyorsanız, merdivenleri ikişer ikişer çıkmayı deneyin.
24. Telefondayken kalça egzersizi yapın
Kendinize bir kural koyun: Telefonu elinizle sıkıp biriyle sohbet ettiğiniz sürece aynı şeyi kalçalarınızla yapın. Telefon görüşmesi süresince (mümkünse daha da uzun olabilir) kalçalarınızı sıkmak, yerinizden kıpırdamadan ve kimse farkında olmadan yapabileceğiniz mükemmel bir hareket.
25. Ayakta durun
Not alırken, telefonla konuşurken, otobüs beklerken ayakta durursanız, yüzde 5 daha fazla enerji sarfetmiş olursunuz.
26. Dansa gidin
Yağı yakmanın en eğlenceli metodu danstır. Vücudun bütün kas grupları çalışır. Altı saat boyunca dans eden bir insan 7.000 kilojul enerji sarf eder. Hâlâ ne duruyorsunuz, kendinizi piste atın.
27. Paten zamanı
Bir çift tekerlekli paten edinin ve parka çıkın. Bacak kasları için bu spor birebirdir ve eğer hızlı kayarsanız, koşmak kadar etkili olabilir. Bacaklarınızla birlikte kollarınızı da hareket ettirirseniz, vücudunuzun daha büyük bir bölümü çalışmış olur.
28. Bowling oynayın
On kiloluk topları kaldırmak kol kaslarınızı mutlaka geliştirecek. Haftada bir kez sevgiliniz veya arkadaş grubunuzla bowling'e giderek hem çok eğleneceksiniz, hem kalori yakacaksınız.
29. Gülün
İyi bir kahkaha hem beyniniz hem vücudunuz için çok yararlı. 20 dakika candan gülmek 3 dakika kürek aletinde çalışmaya eşit. Gülmek yüz ve karın kaslarını çalıştırıyor. Komedi filmlerini ve oyunları kaçırmayın, hem eğlenin hem egzersiz yapın.
Canlanın.
Günlük işlerinizi yaparken hareketli olun ve gideceğiniz yerlere mümkün olduğu kadar yürüyerek gidin. Örneğin kuru temizlemeciye giderken canlı ve hızlı bir tempoyla 30 dakika yürüdüğünüz zaman yaklaşık 120 kalori yakabilirsiniz. Bu, araba kullanmakla yakacağınız kalori miktarının tam iki katına eşittir.
Çok yağ yaktıran kaslarınızı çalıştırın.
Ne kadar çok kasınız çalışırsa, yaktığınız kalori miktarı o kadar çok demektir, sadece oturuyor olsanız bile. Eğer amacınız yağlarınızdan kurtulmaksa, en çok yağ yakmanızı sağlayacak kaslarınızı çalıştırmanız gerekiyor ki; bunlar baldır, kalça ve göğüs kaslarınızdır.
Sık sık hareket edin.
Yapılan araştırmalar kendiliğinden gerçekleşen fiziksel aktivitelerin de kalori harcamanızı sağladığını gösteriyor. Örneğin ayak uçlarını yere vurmak ve elleri hareket ettirmek günde ekstradan 800 kalori yakmanızı sağlıyor.
Gücünüzü arttırın.
Aerobik çalışmanızda daha fazla kalori yakmak için ya yaptığınız egzersizin şiddetini ya da hızınızı arttırın. Örneğin koşu bandında çalışıyorsanız, yokuş çıkmak 50 kalori daha fazla yakmanızı sağlayacaktır.
Müzik dinleyin.
Müzik dinlemek, spor yaparken çok motive edici bir etkendir. Yapılan araştırmalar, müzikle egzersiz yapanların yüzde 25 daha uzun süre spor yaptıklarını gösteriyor. BU da doğal olarak daha çok kalori yakmanız anlamına geliyor.
Isının ve gevşeyin.
En istekli insanlar bile iş, egzersiz öncesi ve sonrası yapılan 5 - 10 dakikalık ısınma ve gevşeme hareketleri sırasında da kalori yakacağınızı biliyor musunuz? Örneğin yüzmeyle uğraşan biri, bu sırada fazladan 90 kalori yakabilir.
Daha çok yiyin.
Kalorilere, onları yıkmak için ihtiyacınız olduğunu unutmayın. Eğer uzun süre yemek yemezseniz, vücudunuz açlık alarmı verir ve metabolizmanız daha az kalori harcamak için yavaşlar. Bu yüzden öğün aralarında bir şeyler atıştırmaktan çekinmeyin. Yalnız bu yediklerinizin, salatalık, yoğurt gibi kalorisi düşük besinler olmasına dikkat edin.
Doğru yöntemi kullanın
yaptığınız egzersiz ne olursa olsun, iyi sonuç almak için doğru bir şekilde yapmalısınız. Örneğin, kardiyo makinesinde kullandığınız teknik zayıfsa, bu harcadığınız kalorinin de az olmasına yol açar. Yapılan en yaygın hatalardan biri de merdiven çıkarken parmaklıklara tutunmaktır. Bu şekilde bacaklarınız yeteri kadar ağırlık taşımaz ve gereken eforu sarfedemezsiniz. Merdiven çıkarken dik durup, parmaklıklardan sadece denge sağlamak için yararlanmanız gerekir.
Duş öncesi egzersiz yapın.
Tuvaletin önünde durup, bir ayağınızı klozet kapağının üzerine koyun ve elinizle lavabodan destek alın. 15 kez oturup, kalkma egzersizi yapın. Daha sonra bacak değiştirip, hareketi tekrarlayın. Tek bacakla yapılan çömelme hareketi, iki bacakla yapılana göre daha çok kas yapar ve bu şekilde gün içinde daha çok kalori yakmış olursunuz.
Periyodik olarak yürüyün.
Sürekli yürüyenler yağ rezervlerini kullanırlar. Eğer sürekli yürümüyorsanız, hızlı tempolu yürüyüşünüz sırasında 5 dakikalık yürüme molası verin.günde sekiz saat yürürseniz, ekstradan 100 kalori yakabilirsiniz.
İkişer ikişer çıkın.
Asansör yerine merdiven kullanmanın kalori yakmaktaki yararı bilinen bir gerçek. Ancak basamakları birer birer yerine ikişer ikişer çıkarsanız, yüzde 55 daha fazla yağ yakmanız mümkün.
Hızınızı arttırın.
Kardiyo çalışmalarınıza kısa süreli, turbo çıkışlar eklerseniz daha fazla kalori yakabilirsiniz. Örneğin bisiklete biniyorsanız, 10 kez bu tür çıkışları yapabilirsiniz. Böylece ekstradan 120 kalori yakabilirsiniz. Önce koşu temponuzda 2 dakika koşun. Sonra 1 dakika için hızınızı arttırın. 2 dakika için normal temponuza geri dönün, sonra yeniden hızlanın.Bu şekilde devam edebilirsiniz.
Kendi yemeğinizi kendiniz yapın.
Dışarıdan sipariş etmek yerine kendi yaratıcılığınız kullanmanız da yarar var. Mutfakta geçirdiğiniz bir saat yaklaşık 150 kalori yakmanızı sağlayacaktır. Blender yerine, el mikseri kullanabilirsiniz.
Farklı egzersizler deneyin.
Güçlendirici egzersizler ve kardiyovasküler egzersizi birleştirdiğinizde, normalden iki kat daha fazla kalori yakabilirsiniz. 5 dakika kardiyovasküler egzersizle başlayıp, güç gerektiren egzersize geçebilirler, daha sonra birkaç dakika için tekrar kardiyovasküler agzersiz yapabilirsiniz. Bu şekilde değişiklikler yaparak devam edebilir, 5 dakika kardiyo egzersizle çalışmanızı tamamlayabilirsiniz.
Ev işinden kaçınmayın.
Ne kadar sıkıcı olsa da en azından yakacağınız kalorileri düşünüp, temizlik yapabilirsiniz. Toz almak, yerleri silmek, süpürmek, yatakları toplamakla geçireceğiniz bir saat 200 kalori yakmanızı sağlayabilir.
Benzininizi kendiniz doldurun.
Görevlilerden rica edip, kendi işinizi kendiniz yapabilirsiniz. Böylece 25 kalori yakabilirsiniz.
Günde iki kısa egzersiz yapın.
Sabah ve akşam saatlerinde 20'şer dakikalık iki kısa egzersiz yaparsanız, metabolizmanızın egzersizden sonraki birkaç saat içinde canlı kalmasını sağlarsınız. Bu şekilde taktığınız kalori miktarı da ikiye katlanır.
Susuz kalmayın.
Su ihtiyacını karşılamak, daha uzun süre egzersiz yapmanızı, dolayısıyla kalori yakmanızı sağlar. Egzersiz sırasında vücut ağırlığınızın yüzde1'i oranında su kaybederseniz, daha çabuk yorulup, pes edersiniz.
Aktiflikten vazgeçmeyin.
Erkek arkadaşınızla buluştuğunuzda, size ne yapmak istediğinizi sorarsa, dans etmeye gitmek gibi aktivite seçin. Böylece saatte 180 kalori yakabilirsiniz. Ya da yüzmek, bowling oynamak gibi daha sportif faaliyetleri önerebilirsiniz.
Duruşunuzu düzeltin.
Oturabileceğiniz yerlerde asla yatmayın, ayakta durabileceğiniz yerlerde oturmayın ve dik durmaktan vazgeçmeyin. Çünkü bütün bunlar kaslarınız çalıştıran aktivitelerdir ve kalori yakmanızı sağlar.
En çok yağ yaktıran 5 egzersizi deneyin.
Eğer bütün bu önerilerin hangisini yapacağınız konusunda kararsızsanız, en çok yağ yakmanızı sağlayacak 5 egzersizden birini seçebilirsiniz.
1. Kardiyo kikboks ( saatte yaklaşık 700 kalori )
2. Koşma ( saatte yaklaşık 650 kalori )
3. İp atlama ( saatte yaklaşık 590 kalori )
4. Karate ( saatte yaklaşık 590 kalori )
5. Kayak ( saatte yaklaşık 470 kalori )
GÜNLÜK YAŞAMI EGZERSİZE DÖNÜŞTÜRÜN
1. Televizyon kanalını değiştirin
Belki bu hareketle fazla bir şey kazanmayacağınızı düşünüyorsunuz, ama yapılan araştırmalar gösteriyor ki televizyon kumandası kullanmak yerine, koltuğunuzdan kalkıp kanal değiştirirseniz ve bu vesileyle odada l dakika boyunca yürürseniz, bir senede 2.2 kilo verme şansınız var. Teknolojinin kolaylıklarından vazgeçmek zor mu? Kumandayı saklayın veya birinden bunu yapmasını isteyin!
2. Ev işi yapın
Ev işi yapmanın en az bir saat aerobik yapmak kadar faydalı olduğunu biliyor muydunuz? Silin, süpürün, cam silin. Ne kadar hızlı hareket edersiniz, o kadar kalori yakmış olursunuz. Hâlâ karar veremediyseniz size şunu söyleyelim: Yarım saat elektrik süpürgesiyle kararlı bir şekilde süpürmek 10 dakika jogging yapmak yerine geçebilir!
3. Reklam molalarını değerlendirin
Uzun ve sık reklam molalarına Öfkelenme devri bitti. Hoşlanmıyorsanız, kimse sizi reklam seyretmeye zorlayamaz. Ancak madem ki seyretmiyorsunuz, kendiniz İçin son derece yararlı bir aktivitede bulunmaya ne dersiniz? Reklamların sıklığını göz önünde bulundurursak, bir akşamda en az 20 kez yerinizden kalkıp oturacaksınız. Buna bir de bacak kaldırma egzersizini eklerseniz, işte sizi televizyon seyrederken mükemmel bir forma kavuşturacak bir egzersiz seti!
4. Yatakta kalın
Uyandıktan sonra 5 dakika daha yatakta kalın. İşte gününüzü daha enerjik geçirmenizi sağlayacak bir egzersiz seti! Yan ve dümdüz duracak şekilde yatın ve üstteki bacağınızı 10-15 kez havaya kaldırıp indirin. Bacak değiştirin. Sonra sırtüstü uzanın, bel boşluğunuza bir yastık yerleştirin ve her bacağınızı 10 santim havaya kaldırıp 15'er saniye bu şekilde tutun. Egzersiz sırasında karın kaslarınızı da gergin tutarsanız, hem bacak hem karın kaslarınızı çalıştırmış olacaksınız.
5. Vücudunuzu fırçalayın
Vücudunuzu fırçalamak teninizi sırf ölü derilerden arındırmakla kalmıyor, aynı zamanda kan dolaşımını hızlandırıp, selülitin oluşumunu engelliyor. Duşun altına zıplamadan önce uzun saplı bir fırça kullanarak vücudunuzu kararlı bir şekilde fırçalayın.
6. Bekleme vakitlerinizi değerlendirin
Banyo yapacaksınız, ama küvetin suyla dolmasını beklemek zorundasınız. Daha iyi. Suyun dolmasını beklerken vücudunuzu çalıştırabilirsiniz. Küvetin kenarına oturun, ellerinizle küvetin kenarlarından tutunun ve ellerinizden destek alarak kalçanızı 10-15 kez havaya kaldırın. Banyo yerine duş almayı tercih ediyorsanız mutfakta egzersiz yapın. Yemek pişirirken dolu şişeler kullanarak kollarınızı kuvvetlendirebilirsiniz. Ayakta durun, kalçalarınızı sıkı tutarak bacaklarınızı ayırın ve ellerinizdeki su şişelerini 20-30 kez kaldırıp indirin.
7. Kumda yürüyün
Kumsalda yürümek asfaltta yürümekten iki kez daha yararlı (tabii daha yorucu olsa da). Kuma bastığınız anda ayağınız kuma dalıyor ve adım atmak için onu kumdan çıkarmak zorunda kalıyorsunuz. Kumda yürümek baldır kasları için de son derece yararlı.
8. Sahili gözetleyin
Su ve kum bacaklarınızı çalıştırmaya yarayan bir fıttnes aleti gibidir. Deniz kenarına oturun. Su bacaklarınızı örtecek kadar olmalı. Suyu iterek bacaklarınızı açıp kapatın. Suya karşı harcadığınız enerji kalori kaybına neden olurken, suyun hareketi bacaklarınıza masaj yaparak selülit oluşumunu engelleyecektir.
9. Güneş kremi sürün
Güneşin zaralı ışınlarına karşı koruyucu kremlerin önemini bir an olsun unutmayın. Hem de bütün vücudunuza, itinayla krem sû-rün. Hem güneşin zararlarından korunmuş olacaksınız, hem mükemmel bir egzersiz fırsatı bulacaksınız. Tüm vücuda krem sürmenin en az 3 dakika sürdüğünü kabul edersek, 3 dakika boyunca kol kaslarımız çalışır. Hatta, kendinize sürmekle yetinmeyin, sevgilinize de sürmeyi teklif edin.
10. Havuzda egzersiz yapın
Havuzlar egzersiz yapmak için idealdir, çünkü suyun ağırlığı ve direnişi göğüs kaslarınızı çalıştırır. Suda dimdik durun. Kollarınızı vücudunuzun yanına uzattıktan sonra, dirseklerinizi kırıp kollarınızın omuzlarınızla dik açı oluşturmasını sağlayın. Bu arada kolların su altında kalmasına dikkat edin. Suyun direnişini kırıp, dik açı oluşturan kollarınızı göğsünüzün önünde birleştirin. Ellerinizi birleştirmeye veya mümkünse alkışlamaya çalışın. Sonra suyu geri iterek, yeniden ilk pozisyona dönün. Hareketi 20-30 kez tekrarlayın.
11. Alışverişe çıkın
Alışveriş yapmak yürüyüşe benzeyen bir harekettir. 10 dakikalık bir alışverişi 10 dakikalık bir yürüyüşe eşit tutarsak, işte günlük egzersiz ihtiyacınızın 3'te birini yapmış olursunuz. Bütçenize fazla zarar vermiyorsa, çok çok alışveriş yapın. Yürüyüş yapmış olmanın yanı sıra, dolu torbalan taşımak sırt ve kol kaslarınızı çalıştırır.
12. Frizbi oynayın
Frizbi oyunu göğüs, sırt ve kol kaslarınız için birebirdir. Bir saat boyunca frizbi oynamak 850 kilojul harcamanız anlamına gelir. Oyun sırasında eğilmek, uzanmak, hızla dönmek gerektiği için, vücudun neredeyse bütün kas grupları çalışır.
13. Sporu alışkanlık haline getirin
Sloganınız "Sporsuz 48 saate hayır" olmalı. Eğer iki günde bir mutlaka egzersiz yaparsanız, hareket yapmayı daha çok seversiniz. Neden mi? Çünkü hareket yaparak kazandığınız form ve enerji en fazla 2 gün sürebilir. Egzersiz için iki günlük bir sıklık bu yüzden idealdir.
14. Açık havayı tercih edin
Yapılan bir araştırma gösteriyor ki sporcular açık hava koşularını koşu bandına tercih ediyor. Açık havayı seviyorsanız, koşu bandından vazgeçin ve daha eğlenceli bulduğunuz açık hava koşunuzu yapın.
15. Sağlıklı düşünün
Spor yaparken hem beyin hem vücut olarak kendimizi daha iyi hissediyoruz. Hareket sırasında beyin başka düşüncelerden arınıp, vücudun hareketlerine odaklanıyor. Böylece beyin-vücut bir bütün olarak bir ritm içine girmiş oluyor.
16. Müzik eşliğinde egzersiz yapın
Hareket yaparken müzik dinlemek sporu daha eğlenceli, daha kolay yapılır hale getirir. Mutlu hatıralarla dolu parçalar seçerek bir kaset doldurun. Onu dinlerken daha çok motive olacaksınız.
17. 10 dakika hesabı
Uzmanlara göre haftada üç kez yarımşar saatlik setler halinde yapılmış egzersiz ideal, ama bu 30 dakikayı illede aynı anda yapmanız gerekmiyor. 30 dakikanız yoksa, bunu 10 dakikalık 3 set halinde yaparak da aynı sonuca ulaşırsınız.
18. Elektronik postayı kullanmayın
Biriyle birebir konuşmak varken neden klavyenin esiri oluyorsunuz? Bir iş arkadaşınıza bir şey söylemek gerektiğinde, mesajınızı kendiniz götürün. Masadan kalkıp her attığınız adım vücudunuz için bir kazanç, bunu asla unutmayın. Hem sorunlarınızı daha etkin çözmüş olacaksınız, hem de yağ yakacaksınız, bundan iyi bir şey olabilir mi?
19. Dik oturun
Dik oturan kişiler daha profesyonel görünmekle kalmıyor, ideal bir sırt hareketi de yapmış oluyorlar. Dik durmayı sağlayan kas grupları karın ve alt sırt kaslarıdır, yani her dik oturuşunuzda onları çalıştırırsınız. Hemen şimdiden iki büklüm oturmaktan vazgeçin!
20. Her boş anı değerlendirin
Bilgisayarınızın düğmesine basıp açılmasını mı bekliyorsunuz? Yoksa faks sinyali verip sayfanın elinize geçmesini mi? Durmayın, bu boş saniyeleri kendi yararınıza değerlendirin. Bacaklarınızı gergin tutun, sonra parmak ucunuzda kalkın. Bu iniş kalkışları birkaç kez tekrarlayın.
21. Fıkır fıkır olun
Araştırmalara göre yerinde duramayan kişiler durgun kişilere göre günde 4200 kilojul daha fazla harcarlar. Ayaklarınızı sallayın, ellerinizle masaya vurup ritm tutun, sakız çiğneyin. Unutmayın, vücudunuzun çalışmasını sağlayan en ufak bir hareket sizin için bir kazançtır, hem de efor harcamadan.
22. Ofis koşusu yapın
Kahvenizi ofisin mutfağından almak yerine, caddenin karşısındaki pastaneden getirin. Günde üç kez dışarı çıkıp kahvenizi getirmek 420 kilojul ekstra enerji harcamanızı sağlar. Hem yürüyüş yapmış olacaksınız, hem de açık havanın beyninize olan yararlarından faydalanacaksınız.
23. Merdiven kullanma alışkanlığı kazanın
İşyerinde yapabileceğiniz en faydalı egzersizlerden biri asansör yerine merdivenleri kullanmaktır. Merdivenlerden çıkmak ve inmek baldır kaslarınızı çalıştırır. Eğer üst kaslarınızın da çalışmasını istiyorsanız, merdivenleri ikişer ikişer çıkmayı deneyin.
24. Telefondayken kalça egzersizi yapın
Kendinize bir kural koyun: Telefonu elinizle sıkıp biriyle sohbet ettiğiniz sürece aynı şeyi kalçalarınızla yapın. Telefon görüşmesi süresince (mümkünse daha da uzun olabilir) kalçalarınızı sıkmak, yerinizden kıpırdamadan ve kimse farkında olmadan yapabileceğiniz mükemmel bir hareket.
25. Ayakta durun
Not alırken, telefonla konuşurken, otobüs beklerken ayakta durursanız, yüzde 5 daha fazla enerji sarfetmiş olursunuz.
26. Dansa gidin
Yağı yakmanın en eğlenceli metodu danstır. Vücudun bütün kas grupları çalışır. Altı saat boyunca dans eden bir insan 7.000 kilojul enerji sarf eder. Hâlâ ne duruyorsunuz, kendinizi piste atın.
27. Paten zamanı
Bir çift tekerlekli paten edinin ve parka çıkın. Bacak kasları için bu spor birebirdir ve eğer hızlı kayarsanız, koşmak kadar etkili olabilir. Bacaklarınızla birlikte kollarınızı da hareket ettirirseniz, vücudunuzun daha büyük bir bölümü çalışmış olur.
28. Bowling oynayın
On kiloluk topları kaldırmak kol kaslarınızı mutlaka geliştirecek. Haftada bir kez sevgiliniz veya arkadaş grubunuzla bowling'e giderek hem çok eğleneceksiniz, hem kalori yakacaksınız.
29. Gülün
İyi bir kahkaha hem beyniniz hem vücudunuz için çok yararlı. 20 dakika candan gülmek 3 dakika kürek aletinde çalışmaya eşit. Gülmek yüz ve karın kaslarını çalıştırıyor. Komedi filmlerini ve oyunları kaçırmayın, hem eğlenin hem egzersiz yapın.
Gozalti kirisikliklari
Gözaltı Kırışıklıklarına Karşı Ebegümeci
Kışın havaların soğuması ve daha az hareket etmeye başlamamıza bağlı olarak, kan dolaşımı yavaşlar. Özellikle göz altındaki deri oldukça hassastır. Bitki özlerinden oluşturulan karışımlarla, gözlerinizin alt kısımlarına yapacağınız kompreslerle bu sorununuzu halledebilirsiniz. Ebegümecini kaynatarak elde ettiğiniz suyu buzdolabında soğutun. Ardından bir miktar pamuk alarak bu suya batırın ve gözaltlarınızda 10 dakika bekletmek suretiyle kompres yapın. Bu şekilde, şişmeleri indireceğiniz gibi, kan dolaşımını hızlandırarak, bağ dokusunun elastikiyetini de artırırsınız
Kışın havaların soğuması ve daha az hareket etmeye başlamamıza bağlı olarak, kan dolaşımı yavaşlar. Özellikle göz altındaki deri oldukça hassastır. Bitki özlerinden oluşturulan karışımlarla, gözlerinizin alt kısımlarına yapacağınız kompreslerle bu sorununuzu halledebilirsiniz. Ebegümecini kaynatarak elde ettiğiniz suyu buzdolabında soğutun. Ardından bir miktar pamuk alarak bu suya batırın ve gözaltlarınızda 10 dakika bekletmek suretiyle kompres yapın. Bu şekilde, şişmeleri indireceğiniz gibi, kan dolaşımını hızlandırarak, bağ dokusunun elastikiyetini de artırırsınız
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)