31 Aralık 2011 Cumartesi

Yıldız teknik üniversitesi bilgisayar resimleri



Akademik rapor hazırlama teknikleri dersimizde "seo ve internet reklamcılığı" konulu sunumum sonunda çekmiş olduğum fotoğraf;




Fotoğrafların hem orjinal boyutlarına hem de küçültülmüş hallerine yer verdim bir de aynı fotoğrafların ismini yildiz teknik bilgisayar şeklinde değiştirererk upload edeyim.





yıldız teknik üniversitesi bilgisayar

16 Aralık 2011 Cuma

Sağlıklı bir cilt için seodan anlaymusun beri gel

Cilt Bakımı

Seodan anlaymusun berigel


Seodan anlaymusun berigel

Seodan anlaymusun berigel


Seodan anlaymusun berigel

Seodan anlaymusun berigel


Seodan anlaymusun berigel
Seodan anlaymusun berigel
Seodan anlaymusun berigel
Seodan anlaymusun berigel

Seodan anlaymusun berigel
Seodan anlaymusun berigel
Seodan anlaymusun berigel
Seodan anlaymusun berigel
Seodan anlaymusun berigel


Yüz ve boyun dış etkenlerden çok fazla etkilenir. Yüzümüzün cilt yapısı elimizin cilt yapısına benzer. Fakat yüzümüzün cildinin elimizin cildine göre başka sorunları da vardır. Siyah noktalar, sivilceler, yağlanmalar veya kurumalar, kırışıklık gibi. Bunlar cildin gerçek ve en büyük düşmanıdır.

Herkes normal bir cilde sahip olmak ister. Fakat seodan anlaymusun berigel cilt ister normal, ister yağlı, ister kuru olsun asıl önemli olan cilt bakımını bilmek ve cildimizi korumaktır. Cilt bakımı için aşağıdaki doğal ve bitkisel karışımları uygulayabilirsiniz. Bitkilerle cilt bakımı hem sağlıklı hem de doğal olduğu için bayanların kozmetik ürünlere alternatif olarak her zaman tercih ettiği bir bakım yöntemi olmuştur.

14 Şubat 2008 Perşembe

Bayanlar İçin Faydalı Bilgiler

ÇATLAYAN AYAK TOPUKLARI İÇİN
Malzemeler: Vazelin, Gripin.
Hazırlanışı: Bir kutu vazelinin içine 2 adet Gripin'in içindeki tozu katıp
karıştırın. Yatmadan önce ayaklarınıza iyice sürün. Çorabınızı giyip
yatın.Sonuç mükemmel.


PÜRÜZSÜZ CİLT İÇİN DİNLENDİRİCİ BANYO
Malzemeler: Taze nane, tuz.
Hazırlanışı: Yarım litre suyu kaynatın ve içine on adet taze nane yaprağını atıp on dakika dinlendirin. Ardından bu suyu süzerek ılık suyla dolu küvetin içine bir fincan tuzla beraber dökün.
Ne işe yarıyor?: Nane rahatlatıcı, dinlendirici ve sakinleştirici etkisi
kuvvetli olan bir bitki. Tuz ise peeling yapma özelliğiyle cildinizi ölü
deri ve hücrelerden arındırır.
Ne zaman kullanmalı?:Haftada bir kez yada ihtiyaç hissettiğiniz an kullanılabilir.


KURU CİLTLERE SÜT BANYOSU
Malzemeler: Süt, tuz, bal.
Hazırlanışı: Boş bir plastik su şişesinin içinde bir litre süt, bir fincan
tuz ve yarım fincan balı çalkalayarak karıştırın. Ve bu köpükle vücudunuzu ovun, sonra durulayın.
Ne işe yarıyor?: Süt banyosu derinlemesine temizler ama epidermisin
hassasiyetine zarar vermediği için cildi kurutmaz. Tuz ölü derinin
atılmasına yardımcı olur.
Ne zaman kullanmalı?: Haftada bir kez.


SELÜLİT İÇİN
Selüliti oluşturan nedenlerin başında östrojen, doğum kontrol hapı,
gebelik, sigara, hormonal bozukluklar, beslenmede doymuş yağ miktarının fazlalığı ve lenf sisteminin yetersizliği bulunuyor. Selülitten kurtulmak için birçok yönteme rastlamak mümkün. Bizim tercihimiz ise daha doğal ve daha kolay olan yöntemler. Soyun şu portakal kabuğunu...
Malzemeler: Rezene, anason, biberiye.
Hazırlanışı: Cildinizde oluşan portakal kabuğu görünümü artık canınıza tak etti. Öyleyse çok kolay hazırlanan bir karışımla sonunda selülitlere "elveda" diyebilirsiniz. Bunun için sabahları 1 litre suya 1 tatlı kaşığı rezene, bir tatlı kaşığı anason ve 1 tatlı kaşığı biberiye atın. Bu karışımı kısık ateşte 5 dakika kadar kaynattıktan sonra 10 dakika
demlenmeye bırakın. Soğuyan karışımı gün boyunca bol limonla tüketin. Selülitlerinizin yok olduğunu yada en azından gözle görünmeyecek kadar azaldığına şahit olacaksınız.


PAMUK GİBİ ELLER İÇİN
Malzemeler: Limon suyu, zeytinyağı.
Hazırlanışı: Üç damla zeytinyağıyla bir limonun suyunu karıştırın. Bu
karışımı hemen ellerinize sürün. Yarım saat bekledikten sonra bir parça pamukla ellerinizi silin, ardından da yıkayın.
Ne işe yarıyor?: Limon suyundaki C vitamini ellerdeki lekeler üzerinde
etkili, ayrıca ölü hücreler üzerinde peeling işlevi yapar. Maskenin
içindeki zeytinyağı da kuruluğu giderir ve cildi yumuşatır.
Ne zaman kullanmalı?: Ellerinizin kuruduğunu hissettiğiniz her an
kullanabilirsiniz. Örneğin; suyla uzun süre temas ettikten sonra.


TIRNAKLAR İÇİN
Tırnaklar güneşlenme süresince kalınlaşır, şekil anlamında bozulur, kolayca kırılabilir veya pul pul dökülür. Bu esnada deri de değişir.
Malzemeler: Lavanta yağı.
Hazırlanışı: Tırnaklarınızın üzerine süreceğiniz lavanta yağı, etkin bir
koruma sağlayarak, sözünü ettiğimiz olumsuzlukları yaşamanıza engel olur.


EL MASKESİMalzemeler: Zeytinyağı, bal.
Hazırlanışı: Maskeyi uygulamadan önce bir süre ellerinizi ılık suda
yumuşatın. Ardından tırnaklarınızı 5 dakika boyunca ılık zeytinyağı ve 1çay kaşığı balın içinde bekletin. Sonra da zeytin yağla ellerinize ve parmaklarınıza masaj yapın.


İPEK GİBİ SAÇLAR
Malzemeler: Yumurta sarısı, rom, adaçayı yağı.
Hazırlanışı: Derin bir kapta yumurta sarısını, bir kaşık romu ve 4 damla adaçayı yağını iyice karıştırın. Bu karışımı, şampuanla yıkanan ve durulanan temiz saçlara uygulayın. Yaklaşık on dakika bekledikten sonra da ılık suyla durulayın.
Ne işe yarıyor?: Yumurta sarısının saçlar üzerinde yarattığı yumuşatıcı etki, onların çok daha kolay taranır hale gelmesini sağlıyor. Romun içerdiği alkol, dezenfektan özelliğiyle saç derisini rahatlatıyor. Adaçayı yağının ise arındırıcı etkisi vardır. Kısaca, hazırladığınız bu kremle saçlarınız daha yumuşak ve ipeksi oluyor ve tararken de zarar görmüyor.
Ne zaman kullanmalı?: Bu karışımın haftada bir kez veya iki kez
kullanılması uygundur.


SAÇ MASKESİ
Malzemeler: 2 yemek kaşığı bal, 1 adet limon.
Hazırlanışı: 2 yemek kaşığı balı bir limondan elde ettiğiniz suyla
karıştırarak saç maskenizi hazırlayabilirsiniz. Maskeyi kuru saçınıza sürüp 10 dakika beklettikten sonra saçınızı iyice durulayın. Maskenin ardından saçlarınız dolgun ve parlak bir görünüm kazanacak.
Ne zaman kullanmalı?: Bu karışımın haftada bir kez veya iki kez
kullanılması uygundur.


YÜZ İÇİN NEMLENDİRİCİ MASKE
Malzemeler: Yumurta sarısı, süt.
Hazırlanışı: Bir kapta yumurta sarısı ve bir kaşık sütü karıştırın. Bu
karışımı yüzünüze yayın, üzerini ince bir bezle örterek on beş dakika bekleyin. Ardından kağıt mendille silerek temizleyin.
Daha sonra, sırasıyla, ılık ve soğuk suyla yüzünüzü yıkayın.
Ne işe yarıyor?: Kuru ve nemsiz bir cildiniz varsa bu maske sizin için
birebir. İçinde bulunan yumurta sarısı cildinizi beslerken, süt
nemlendirecek, yumuşaklık verecek ve sıkılaştıracak.
Ne zaman kullanmalı?: Bu maskeyi haftada bir kez uygulamak yeterlidir.


SİYAH NOKTALAR İÇİN
Malzemeler: Limon suyu, yoğurt.
Hazırlanışı: Bir kase yoğurda bir limonun suyunu karıştırın. Bu karışımı,gözlerinize gelmemesine dikkat ederek yüzünüze yayın ve 15 dakika bekleyin.Yüzünüzde kuruyan maskeyi ılık suyla yıkayarak çıkarın.
Ne işe yarıyor?: Limon suyu cildi dezenfekte eder, sivilceleri kurutur ve siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besler,nemlendirir ve yağ miktarını dengeler.
Ne zaman kullanmalı?: Bu maske haftada bir kez uygulanabilir.


SİVİLCELER İÇİN
Malzemeler: Karnabahar, zeytinyağı.
Hazırlanışı: Sekiz adet karnabahar yaprağını iki kaşık zeytinyağı ile
beraber mikserden geçirin. Karışımı, problemli bölgeler üzerinde daha yoğun olacak şekilde yüzünüze yayın, on dakika bekleyin ve yüzünü ılık suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor?: Karnabahar yapraklarının temizleyici fonksiyonu vardır.
Ne zaman kullanılmalı?: Haftada bir yada iki kez.


KIRIŞIKLIKLARA KARŞI MASKE
Malzemeler: Kaymak, elma.
Hazırlanışı: Bu maskeyi hazırlamak için soyulmuş bir elma ve üç kaşık kaymağı mikserle bir kaç dakika karıştırmanız yeterli. Karışımı cildinize yaydıktan sonra temiz bir bezle yüzünüzü
kapatın. Yaklaşık on dakika bekledikten sonra maskeyi silin ve yüzünüzü ılık suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor?: Kaymak cildi yumuşatır, nemlendirir ve cilde elastiklik kazandırır. Kırışıklara karşı da etkilidir. Elma ise cildin diri kalması için önemli bir etkendir.
Ne zaman kullanmalı?: Haftada bir kez.


YAĞLI CİLTLER İÇİN
Malzemeler: Bal, süt, limon suyu.
Hazırlanışı: Bir fincan içinde bir kaşık balı, bir kaşık limon suyunu ve
kıvamın koyuluğunu bozmayacak miktarda sütü karıştırın. Karışımı yüzünüze ve boynunuza yayın ve hafifçe kuruyana kadar bekleyin. Maskeyi nemli bir sünger yardımıyla silerek temizleyin.
Ne işe yarıyor?: Bal cildi yumuşatır ve limon suyunda bulunan aktif maddelerin daha iyi emilmesini sağlar. Bu maddeler de cildin yağ salgısını dengeler, fazla yağ salgısı sonucu oluşabilecek sivilceleri önler.
Ne zaman kullanılmalı?: İhtiyaca göre 10-15 günde bir tekrarlayabilirsiniz.
Önemli not: Sigara içiyorsanız, sigarayı bırakıp egzersize başlamanız bunların hepsinden daha güçlü bir etki yapar.

Hangi parfüm neyi anlatıyor?

Kadın


Çiçek: En büyük koku ailesidir. Taze ve neşeli aromalara sahiptirler. Temel içerikleri çiçek, çiçek yaprakları, yağ ve tohumlarıdır. Bunlara genellikle misk, ağaç, meyve, yeşil bitki notaları ile aldehitler eşlik eder.

Meyve: Taze ve hafif kokulardır. Temel notaları bergamot, limon, portakal, mandalina, greyfurt, portakal çiçeğidir. Bunlara genellikle çiçek ve şipre notaları eşlik eder.

Şipre: Kuvvetli esansların karışımından oluşurlar, kalıcı ve zengin içeriklidirler. Temel notaları ağaç, meşe yosunu, misk ve patçulidir. Bunlara genellikle çiçek ve meyve notaları eşlik eder.

Oryantal: Sıcak ve şehvet uyandırıcı esansların karışımıdır. Temel notaları misk, vanilya, amber, değerli ağaçlardır. Bunlara genellikle egzotik çiçek ve baharat notaları eşlik eder.




Erkek


Aromatik: Dinamik ve hafif kokulardır. Temel notaları adaçayı, biberiye gibi kokulu bitki esanslarıdır. Deniz ve çiçek notaları ile zenginleştirilir.

Meyve: Taze ve hafiftirler. Temel notaları bergamot, portakal, limon, mandalinadır. Ağaç ve baharat notalarıyla zenginleştirilir.

Ağaç: Sıcak ve keskin kokulardır. Temel notaları sandal ağacı, patçuli, sedir ağacı ve vetiverdir. Baharat, deniz ve aromatik notalarla zenginleştirilir.

Oryantal: Ağır ve egzotiktir. Temel notaları baharatlar, ağaç ve vanilyadır.

Hızlı Güzellik Tüyoları

Sabahları daha hızlı olmak için...

* Sabahları mümkün olduğunca hızlı olmanın en güzel yolu, yapılması mümkün olan her şeyi akşamdan yapmak. Böylece sabahları, o acelede, boş yere vakit kaybetmez ve rahatça hazırlanabilirsiniz. Bu, ayrıca, güne güzel bir biçimde başlamanın en iyi yolu...

* Saçlarınızı akşam yıkayın. Böylece hem sabah, duşta sadece vücudunuzu yıkayarak zaman kazanabilir, hem de akşam, daha çok vaktiniz olduğu için bakım yapabilir ve ipek gibi saçlara sahip olabilirsiniz.

* Akşamdan tüm kıyafetlerinizi kontrol edin ve mümkünse deneyin. Böylece sabahları bozuk bir fermuar ya da kopuk düğmelerle uğraşmak zorunda kalmazsınız.

* Kıyafetinize uygun olan çanta ve ayakkabıları seçmeyi ve bir önceki gün kullandığınız çantanın içinde yer alanları diğerine aktarmayı da unutmayın.

* Sabah kullanacağınız duş jeli ve vücut losyonu, eğer yarıdan daha az dolu ise onları akşamdan baş aşağı çevirin; böylece bir damla krem çıkarmak için dakikalarca uğraşmazsınız!

Zaman kaybettiren hatalar

Çalar saatin sesini duymadınız, arkadaşınız sandığınızdan erken geldi, ya da benzer bir nedenle çok geç kaldınız ve hiç vaktiniz yok! O zaman dikkat; aşağıdaki zaman kaybettiren hataları sakın yapmayın!

* Oje sürmek: Hızlı kuruyanların bile tam anlamıyla kuruması vakit alıyor ve bu arada hiçbir iş yapılamadığı için zaman kaybediliyor. O nedenle oje sürme işini bol vaktinizin olduğu bir zamana bırakmak ya da çok gerekliyse sadece bir cila sürmek daha akıllıca.

* Uygulaması kolay olmayan makyaj malzemelerini denemek ve bozulunca tüm makyajı yeni baştan yapmak, zorunda kalmak: Yenilikleri ve eyeliner sürmek gibi zor işleri akşam makyajına bırakmak en doğrusu!

* Naylon çorabı aceleyle giymek: Aceleyle giyilen naylon çorap, büyük ihtimalle kaçacaktır. Eğer yeni bir çorabınız yoksa ve etek giymek üzereyseniz, mecburen pantolon giymek zorunda kalacak ve uygun olanı ararken vakit kaybedeceksiniz.

* Telefona yanıt vermek ve sohbete dalmak: En iyisi, vaktiniz darken çalan hiçbir telefonu açmamak!

Oksijen mucizesi

Oksijen mucizesi


İkinci Dünya Savaşı yıllarında Alman savaş pilotlarına uygulanan ozonla terapi kanser, dolaşım bozuklukları, hepatit B ve C gibi viral hastalıklarda iyi sonuçlar veriyor.

Bağışıklık sistemini güçlendiren ve yaşlanmayı geciktiren ozonun mikrop öldürücü özelliği de bulunuyor. İkinci Dünya Savaşı yıllarında da Hitler’in talimatıyla savaş pilotlarına uygulanan ozonun, 150 yıllık insana yönelik kullanım öyküsünde alınan başarılı sonuçlar, giderek yaygınlık kazanmasına yol açtı.

İlk kez 1856’da mikrop öldürücü özelliği fark edilen, Dr. Albert Wolf tarafından 1. Dünya Savaşında kangren ve savaş yaralarına karşı kullanılan, Türkiye’de de uygulanmasına başlanan “vücudu oksijene boğmak” olarak adlandırılan ozonla terapi, yaşlanmayı geciktirici, dolaşım hastalıklarını tedavi edici, bağışıklık sistemini aktive ederek kanserle mücadele ile Hepatit B ve C’de olumlu sonuçlar veren, iyi bir mikrop öldürücü özelliğe sahip.
Ozonun oksijenin bir formu olduğunu söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Şevkullah Bal, Normal şartlarda yeryüzünde az bulunan ve stratosferde güneş ışınlarını süzdüğü için çok önemli olan ozonun, dünyada 1980’lerden itibaren tıbbi tedavide kullanıldığını söyledi. Ozonun insan vücudunda iki önemli etkisi bulunduğuna işaret eden Dr. Bal, dokuların fazlasıyla oksijenize edilmesinin yanında antioksidan sistemi aktive ettiğini bildirdi.

Bağışıklık Sistemini Güçlendirir
Dr. Bal, “Ozonla tedavide en anlamlı sonuçlardan biri, bir takım zincirleme reaksiyonlar meydana getirerek bağışıklık sistemini güçlendirmesidir” dedi. İnsan vücudunun çeşitli nedenlerle oksijensiz kalması durumunda birçok hastalığın oluştuğunu ifade eden Dr. Bal, sözlerini şöyle sürdürdü: “1931 yılında akciğer enzimleri üzerine yaptığı araştırmayla Nobel Ödülü alan bilim adamı Wolfart’ın (Oksijensiz ortam, kanseri oluşturmaktadır) söyleminde de olduğu gibi, oksijensiz ortamlarda hücreler üzerindeki genetik yapılanmada bozulmaya bağlı olarak kanserleşme meyili artmaktadır. Kanser hücrelerinin, yine oksijensiz ortamda yayılım özelliği fazlalaşmaktadır. Dolayısıyla hücreleri ozonla oksijenize ettiğinizde, kanseri önleyici durumun meydana gelebilmektedir. Kanser hastalarının uygulanan tedavinin yanında ozonla terapiyle daha fazla yarar sağlamalarına yol açacak, temel anlamda bağışıklık sistemini güçlendirecek ortam oluşmaktadır.”

Hepatit ve damar hastalıklarında etkiliOzonla tedavinin, damar hastalıklarında çok yararları bulunduğunun gözlemlendiğini, bu anlamda birçok hastalığın tedavisinde yaygın olarak kullanıldığını bildiren Dr. Bal, romatizmal, sigara içimi kaynaklı bacaklarda oluşan hastalıklarla şekerin yan etkilerinde ve buna bağlı oluşan yaraların tedavilerinde önemli yararlar sağlandığını kaydetti. Dr. Bal, ozonun mikrop öldürücü özelliğinin de bulunduğunu, mikrobik yaraların dezenfeksiyonun yanında geçmeyen uçuklarda, mesane hastalıklarında ciddi sonuçlar alındığını belirtti.

Dr. Bal, özellikle B ve C tiplerindeki hepatit hastalıklarında uygun tedavi dozları verildiğinde, karaciğer enzimlerinde düşme, hastalarda iyileşme görüldüğünü çok ciddi bilimsel dergilerdeki yayınlardan da teyit ettiklerini kaydetti. Dr. Bal, ozonla tedavinin bir diğer olumlu sonucunun, “antiaging” özelliği nedeniyle yaşlanma etkilerinin geciktirilmesi olduğuna işaret etti.

Kimlere uygulanmalı?
Doğal ortamlar dışında sanayi toplumlarında yaşayan yetişkin insanların üçte birinin bu tedaviden yararlanması gerektiğini bildiren Dr. Bal, özellikle yönetici hastalığı denilen kronik yorgunluk sendromunda olanlar, kanser hastaları, ailesinde sıklıkla kansere rastlananlarla romatizmal hastalarda yaygın olarak ozon kullanılması gerektiğini söyledi ve iyileşmesi çok zor olan yatak yaralarıyla bazı şeker hastalığı kaynaklı yaralarda da başarılı sonuçlar alındığını bildirdi.

Vitaminlerden daha etkili
Dr. Bal, ozonla tedavinin uzman kişiler tarafından yapılmasının önemine de işaret ederken, bu terapinin bilinen bir yan etkisinin olmadığını söyledi. Vitaminlerin bir çoğunun sağladığından daha fazla etki yaratan ozonun, kemoterapi ve radyoterapiyle normal hücrelerin hasar görmesini azaltıcı etkisinin de bulunduğunu ifade eden Dr. Bal, “Bu tedaviyle insan hayatının uzadığını söylemek biraz iddialı olabilir ama yaşlanmayı geciktirdiğini söyleyebiliriz. Doğal olarak hastalıklardan uzak ve daha doğal ortamda yaşanmasıyla ömür uzamaktadır” dedi.

Cildiniz kışa teslim mi?

Cildiniz kışa teslim mi?

Kış aylarında cildinizin kurumasından, renginin değişmesinden ve sivilcelerinizin artmasından mı şikayetçisiniz?

Kışın soğuğu, rüzgarı, yağışlı havaları, is ve egzoz dumanından oluşan kirli havayla cildin barışık olması mümkün değil. Tüm bu cilt için kötü koşullar, kuruluğun yanı sıra ciddi deri hastalıklarına da zemin hazırlıyor. Kuruyan deride kırışıklıklar artıyor. Hava kirliliğine yorgunluk, stres, kötü beslenme gibi koşullar da eklenirse serbest radikaller ciltte enflamasyonlu görünüme neden oluyor.

Osmanoğlu Kliniği Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Meriç Aksoy, kışın mahkum olduğumuz kapalı mekanlardaki kalorifer ve diğer ısıtıcıların ortamın nemini yok ettiğini hatırlatıyor. Sigara dumanı hava kirliliğini artırıyor. Sıcak-soğuk gibi çevresel faktörler derinin koruma sistemini, optimal nemini bozuyor. "Serbest radikallerin de katkısıyla deride kızarıklık ve kabartılarla kendini gösteren enflamasyonlar gelişebilir. Soğuk, deride kanlanmanın azalmasına, deri yüzeyinin sertleşmesine ve deride belirgin bir kurumaya neden olur. Genetik olarak da kişinin cildi kuruysa daha da rahatsız edici bir görüntü ortaya çıkar" diyor.

Bu kötü koşullardan öncelikle bebekler, küçük çocuklar, yaşlılar, atipik ve kuru cilde sahip olanlar en fazla etkilenen gruplar. Bebeklerin ve küçük çocukların derisinin geçirgenliği (bariyer fonksiyonu) iyi olarak kabul edilse bile yıkandıklarından sonra üç-beş dakika içinde bebe yağıyla yağlanmaları gerekiyor. Bu, deriden su kaybını ve buna bağlı olumsuzlukları engellemeye yarıyor.

Dr. Aksoy, "Yaşlanmayla deriden su kaybı olmasa bile derinin su oranı azalır. Yaşlının derisi kurudur. Bu kuruluk kış aylarında artar. Yaşlılar özellikle bacaklarda kuruma ve kaşınma, hatta egzama haline gelmiş deri döküntüleriyle karşımıza gelirler" diyor.

Kış ayları akneleri coşturuyor

Kışın, hava koşullarına ve yaşanılan ortama bağlı bazı cilt hastalıklarında artış da gözleniyor. Örneğin seboreik dermatit denilen cilt hastalığı, stresli dönemlerde ve kış aylarında çok sık çıkıyor. Atopik dermatit ve çeşitli egzamalar yine kış aylarında daha çok görülüyor. Vücut direnci daha kolay düştüğü için, uçuk, suçiçeği, zona gibi viral hastalıklar, akne ve empatiko gibi bakteriyel hastalıklar can sıkıyor.

Akne her ne kadar androjen hormonlarının ve stresin tetiklediği bir cilt hastalığıysa da, yazın güneşli günlerinde daha silik ve hafif seyreder. Kış aylarında coşar. Soğuk, yağmurlu ve puslu havaların gençleri daha depresif yapması, sıkıntı ve streslerini artırması da akneleri tetikliyor.

Pudra ve fondöten sivilceye iyi gelmiyor

Dr. Aksoy, "Biz dermatologlar gençlerin, hele sivilceli ciltleri olanların ağır makyaj ürünleri kullanmalarını istemiyoruz. Çünkü gözenekleri tıkayan siyah ve beyaz noktaların oluşumunu artıran pudra ve fondötenleri sakıncalı buluyoruz. Olgun yaşta sağlıklı cilde sahip olanlar ve vitiligo gibi sorunları bulunanlar da bu ürünleri dikkatle kullanmalı" diyor.

Neyse ki katı kış koşullarının yol açtığı kötü etkileri bertaraf etmek için kremlerden yardım almak mümkün. Nemlendirici ve anti-aging etkisi bir arada olan çok sayıda krem seçeneği kozmetikçiler ve eczanelerin raflarını dolduruyor.

Soğuk günlerde oluşan yüzdeki aşırı kuruluk, göz çevresindeki kırışıkları da artırır. Soğuk ve rüzgarlı havalarda uygun giysilerin seçilmesinin yanı sıra koruyucu gözlük takılmasında da fayda var. Yıkanma sıklığı kişinin ihtiyacına göre değişir. Ancak çok sıcak suyla, aşırı sık yıkanmak cildi iyice kurutur. Banyo sonrası nemlendirici sürmeyi kesinlikle unutmayın.

Yaşam kalitenizi ihmal etmeyin

Yaşam kalitesiyle cilt sağlığı arasında direkt bağlantı var.

Düzenli uyku, sebze, meyve ve proteinden zengin yağlar ve şekerlerden uzak, dengeli bir beslenme programı cilde de yarar. Stresten uzak durmak çok önemli.

Bu arada cilt bakımının da ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlatalım. Sabah ve akşam önce temizlik malzemeleri, ondan sonra uygun nemlendiricilerin düzenli olarak kullanılmasının yararlı etkilerini kısa zamanda gözleyebilirsiniz.

Bunları mutlaka yapın

* Banyodan sonra mutlaka uygun nemlendiriciler kullanın. Hatta yıkanırken yağlı temizleyiciler ve nemlendiricili sabunlar kullanılmasında yarar var.
* Her sabah yüzünüzü yıkadıktan sonra nemlendirici sürün. Kışın daha fazla nemlendiriciye ihtiyaç duyabileceğini göz ardı etmeyin.
* Haftada bir-iki kez yüzü tahriş etmeyen ölü derilerin atılmasına da yardımcı olan peeling (soyucu) ürünleri kullanın. Bunların vücut için olanları hem cildin ölü derilerini temizler hem de kıl köklerindeki keratin tıkaçlarını ortadan kaldırır. Bu sayede kıl dönmelerini ve batık kıl oluşumlarını önlersiniz.
* Hava şartlarına göre uygun giysi seçin. Soğuklarda, çok kalın giyinmek yerine, ince ama kat kat giysileri tercih edin. Terleten sentetik giysiler, mantar hastalıkları riskini artırır.

Bunlardan uzak durun

* Aşırı kalorili, ağır yiyeceklerden,
* Nemlendiricisiz sokağa çıkmaktan,
* Susuz kalmaktan,
* Soğuk ve rüzgardan,
* Yıkanmayı geciktirmekten,
* Dudaklarınızı bakımsız bırakmaktan,
* Ellerinizi el kremsiz ve eldivensiz bırakmaktan sakının.

Erkek cildi bakımdan muaf değil

Erkek cildi kadınlara göre daha kalın olduğundan ve hormonal yapısı dolayısıyla daha fazla yağ ürettiği için temizliğine daha fazla özen gösterilmeli. Mümkünse haftalık bakım yapmalı. Erkekler, gençliklerinde ciltlerinin çok parlak, yani yağlı olmasından şikayet ederler. Cilt su tutamaz ve zamanla yanmalar, kızarıklık, siyah noktalar ve lekeler görülür. İşte tüm bu nedenlerden ötürü, erkekler için özel cilt bakımı uygulaması farz.

Peeling cildin ölü derisini temizler. Maske ise temizlenen gözeneklere daha iyi ulaşır. Gözeneklerin içinde biriken, katılaşan yağı ve toksinleri temizler. Cilde yönelik ürünlerin oksijenlenmeye, kan dolaşımını artırmaya, ölü hücrelerin atılmasına ve yeni hücre oluşumuna katkısı var. Ayrıca doğal atıklar ve dış faktörlerle oluşan kirliliğinin temizlenmesi ve koruyucu katmanın oluşturulması için de yararlı. Yıpranma ve yaşlanmanın ihtiyacını artırdığı faktörleri, aynı ürünlerle yerine koymak mümkün.

Kış güneşini hafife almayın

Küçük çocuklar, yaşlılar, vitiligo ve cilt kanseri gibi problemleri olanlar için güneş kışın da zararlı. Dağda veya kayak merkezlerinde, yüksek ve rüzgarlı yerlerde, çok soğuk havada ve güneşte de aynen yaz günlerindeki gibi ciddi güneş yanıkları oluşabilir. Yüksek koruma faktörlü güneş kremi ya da losyonunu kışın da üç-dört saat arayla sürün.

Karda dolaşırken soğuğu hissettirmeyecek giysiler, ayakkabılar, eldiven, başlık ve atkı kullanılması da şart. Bunların yanı sıra cilt tipinize uygun nemlendirici, üzerine de güneş kremi, losyonu sürmek gerekir. Karlı ortamlarda güneş ışınları kar zerreciklerinden yansıyarak gelir. O yüzden güneş gözlüğü veya kar gözlüğü mutlaka kullanılmalı. Bu sayede katarakt, konjoktivit gibi göz hastalıklarından korunma sağlanırken, göz çevresi kırışıkları da engellenmiş olur.